Osmanlı’larda Deliler Ocağı

Osmanlı’larda Deliler Ocağı
Evet bu yazımızda sizlere Osmanlıda Deliler Ocağı hakkında bilgiler vereceğiz. Nedir Deli Ocağı ya da Osmanlı da Deliler. Mutlaka Öğrenmeli ve İsimlerini hakeden acayipliğe sahip bu adamların bilgilerini öğrenmelisiniz. Haydi başlayalım o zaman…. Gerçi sizlere deli kelimesinden bahsetmiştik ama Delilerden bahsetmemiştik işte tam zamanı……

SPONSOR REKLAMLAR


Mermeri kıran tokat Sınır boylarında görev yapan, devletin hudutlarını canı bahasına koruyan,zaman zaman düşman içine akınlar düzenleyip korku salan akıncıları çoğumuz biliriz. Ama bu teşkilâtın içinde “Deliler” denen başka bir örgütlenme var ki, onu sadece erbabı bilir. Osmanlı kara ordusunda vazifeli bir askerî birliğin adı “Deli” idi! Süvarilerden oluşurdu. Birliğin asıl ismi “kılavuz, rehber” manasına gelen “Delil”dir ancak “delice” işler yapmalarından ve her daim ölümle burun buruna yaşamalarından dolayı bu sınıfa mensup askerlere halk “Deli” demiş ve öyle şöhret bulmuştu.


“Deli” namzetleri 20-25 yaş arası bekâr, kimsesiz, güçlü-kuvvetli, gösterişli gönüllüler arasından seçilir, subaylarına ise “Delilbaşı” denirdi (ama halk bunu da değiştirip “Delibaş” şekline getirmişti). “Delibaş”ın altında “Gönüllü Ağası” ve “Bölük Ağası” denilen subaylar vardı. Deli adayları önce öğrenime alınır, Avrupa ve Balkan dillerinden birkaçı öğretilirdi. Herkes bu birliğe giremezdi. Gönüllüler arasından özenle seçilirlerdi. Adayların zekâ seviyesi, algısı, dayanıklılığı, fedakârlığı, kararlılığı ve hafıza gücü ölçülürdü. İlk elemeyi geçenler dinî, askerî ve siyasî anlamda zorlu bir eğitime daha tabi tutulur, her türlü silâhı ustaca kullanabilecek vaziyete getirilirlerdi.

SPONSOR REKLAMLAR


Islak mermere çıplak elle tokat atarlar, zamanla elleri hem büyür, hem de nasır bağlayıp birer silâha dönüşürdü. Başarılı olmak için mermeri bir tokatla kırmak şarttı. Mermeri kıranlar birliğe katılır, kıramayanlar başka işlerde değerlendirilirdi. Aslan pençesi gibi ellerini akın sırasında silah olarak kullanırlardı. Saldırdıkları düşman kalelerinde karşılarına kim çıkarsa çıksın, bir tokatla yere sererlerdi. Hatta bazen bu tokat öldürücü bile olabilirdi. “Osmanlı tokadı” tabiri işte buradan çıkmıştı. Kumaş elbise giymez; ayı, pars, sırtlan,
aslan, kurt gibi vahşi hayvanların postundan yapılmış şalvarlar, yelekler ve yine pars, tilki ya da benekli sırtlan derisinden yapılmış başlıklar giyerlerdi. Ayaklarında ise “serhatlık” denilen sivri burunlu deri çizmeleri vardı. Hayvan postundan yeleklerinin sırtına diktikleri kartal kanatları akın sırasında açılır, bunu gören düşman dehşete kapılır ve “Kanatlı Osmanlılar geliyor!” diye kaçışırlardı. Türkler, Boşnaklar, Hırvatlar ve diğer
Slav halklarından oluşan Deliler Birliği, Rumeli Beylerbeyi ile diğer serhat beylerinin emrinde hizmet verirlerdi.


“Alın yazısı değişmez” hükmünü yüreklerine yazdıkları ve bu şuura sahip oldukları için hiçbir tehlikeden çekinmezlerdi. Önceleri sadece Avrupa’daki sınır boylarında kullanılan deliler, “bayrak” adı altında 60’ar kişilik ocaklara ayrılırdı.

 

Rivayete göre Deliler Birliği’nin geçmişi kendisine kadar gittiği için Pirleri Hz. Ömer’di. “Demine devranına hû” çekerler, zaman zaman zikir halkasına oturup zikrederlerdi. Savaşlarda ordunun en ön saflarında çarpışırlardı. Ayrıca düşman kalelerinden istihbarat toplarlardı. Rahat hareket edebilmek için ağır silah taşımaz, zırh giymez, yalın kılıç, iki tarafı keskin eğri hançer, mızrak, nadiren bozdoğan (bir nevi gürz) ve kalkan taşır, daha ziyade elleriyle düşmanlarını tepelerlerdi. Bayraklarında “Kaderde ne varsa o olur” yazardı. “Alın yazısı değişmez” hükmü ise parolasıydı. Birlik, 16. asra kadar vazife yaptı. Top ve tüfeğin yoğun biçimde kullanılmaya başlanmasıyla yavaş yavaş tarih sahnesinden çekildiler. Eeee ne demiş
Köroğlu:
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu,
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

NASIL DELİ OLUNUR
Yukarıda bahsettiğimiz gibi Osmanlı askeri tarihinin en enteresan birliği olan “Deliler”e mensup olabilmek için elbette ki izlenilmesi gereken belirli bir yol mevcuttu. Deli olmak isteyen gençler öncelikle “zobu” adı verilen ağalardan birine verilip yetiştirilirdi. Bu süreçte ocağın usulünü, kaidelerini ve deli olmanın incelikleri öğretilirdi. Eğer kişi Deli olma hususunda kendini ispatlarsa, devlete hizmet edeceğine ve hiçbir kavgadan dönmeyeceğine dair cesurca sözler verirdi. Tüm bu aşamalardan geçen deli adayına, törende deli kalpağı giydirilir ve “ağa çırağı” olarak deftere kaydedilirdi. Zamanla sırası gelen deli gençler rütbe alır ve yükselirdi. Ancak verdiği sözü tutamayanlar ise perişan edilircesine görevden alınır, keçe külahı giydirilir ve rezil edilene kadar teşhir edildikten sonra ocaktan kovulurdu.

SPONSOR REKLAMLAR

Dediler Hakkında kısaca
1- Hz Ömeri pir kabul etmişlerdir.
2- Garip kıyafetleri ile son derece korkunçdurlar.
3- Amaçları düşmanı panikletmek ve ürkütmektir.

 

DELİLER Hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki Videoları izlemenizi tavsiye ederim.

Deliler Hakkında Video 1

Deliler Hakkında Video 2

SPONSOR REKLAMLAR

Deliler Hakkında Video 3

Leave a Reply