KENT Kelimesinin Kökeni

KENT Kelimesinin Kökeni

SPONSOR REKLAMLAR

Hatta “şeherle kend arasındaki zıddiyeti aradan kaldırmak”tan da söz ediliyor. “Kend tasarrüfatı”,  yani “kendde yapılan işler”in açıklaması, bu yerleşimin köy olduğunu apaçık ortaya koyuyor: “Halk tasarrüfatının ekinçilik (tarım), hayvandarlık (hayvancılık) ve meşeçiliği (ormancılık)
ihata eden sahası”. Okumaya devam edelim. “Kend salmak: Yaşayış yeri düzeltmek, yeni
kend bina etmek. Bir sıra Türk dillerinde mürekkep kend, gasaba vs. yaşayış mıntıkaları  adlarının ikinci terkip hissesi.

kent kelimesi

SPONSOR REKLAMLAR

Mes. hacıkend, daşkend, yarkend, kasımkend, konakkend.” Sözlükte “kend”le yapılan kelimeler de var: Kendarası, köyler arası demek. Kendaşırı: Kendleri geçerek. Kendbekend: Bir kendden o biri kende. Kendcik: Kiçik (küçük) kend. Kendçi: Kendli. Kendçilik: Kendlilik. Kendistan: Kend yeri. Kendistanlı: Kendli. Kend kesek: Kend ve ona bitişik yer… Kendli’nin köylü, kendliliğin köylülük demek olduğunu bu Lügat’te tereddüte mahal bırakmayacak şekilde görmeniz mümkün. Köy kelimesinin sözlükteki açıklaması bunu pekiştiriyor: Köy=Kend.
19. asırda Türkçe kelimeleri sözlüklerimize sokan Ahmed Vefik Paşa “kend” i şöyle açıklıyor: “Faris-i kadimden ta’ribi kand, cend”. Vefik Paşa, “eski Farsçadan Arapçalaştırılmış” olduğunu belirtiyor ve Ahsıkend, Semerkand, Taşkend, Hokand (TDK’nin yayınladığı Latin harfli baskıda “Havkand” olarak aktarılmış), Hocend, Yarkend örneklerini veriyor (Lehçe-i Osmanî, tab’-ı cedid 1307/1890). Hüseyin Kâzım Kadri’nin Türk lehçeleri sözlüğü mahiyetindeki Türk Lügati’nde “garp” yani batı Türkçesi ile ilgili bir açıklama yok. Azerî lehçesindeki manası, kelimenin Farsçadan geçtiği belirtilerek veriliyor: Köy, karye! Kent’in Uygur Türkçesinde şehir
karşılığı kullanıldığını DLT’den aktarmıştık.

kent-kelimesinin-anlami
Peki bugün durum ne? Hazırki Zaman Uygur Tilinin İzahlı Lügati’ne bakalım (Şincan Halk  Neşriyatı 2011): “1. Malûm hususiyetleri bilen şeher hem de kışlaklardan perklenip turduğan ehali yaşaydagan cay. 2. Dehkânlar toplaşub olturaklaşkan yezadan kiçik mamuri barlık”.
Açıklanmadan önce kelimenin köne/köhne “eskimiş” olduğu belirtiliyor.
1. Bazı özellikler açısından şehir ve kışlaklardan farklı olan, halkın bir arada yaşadığı yer. 2. Çiftçilerin bir arada yaşadığı kasabadan küçük yerleşim birimi… Kışlak/kışla kelimesinin
Türkistan coğrafyasında, kış geçirilen köy manasına geldiğini de hatırlatalım.
Uygur ülkesinde hâlâ “Yarkend” var. 16. asırda Yarkend Hanlığı’nın merkezi. Şimdi ise Kaşgar vilayetine bağlı bir nahiye, yani bucak. Yarkend’in Kaşgar’dan sonra ikinci büyük şehir olduğu söyleniyor.

Fakat farklı bir “şehir”le karşı karşıyayız: Yarkend, Taklamakan çölünün batı ucunda, birbirinden hayli uzak mahallerden meydana gelen bir vaha şehirmiş. Neden şehir yerine kent denilmesini istediler bizden? Türkçe olduğu için mi? Yani asıl mesele Türkçecilik miydi?
Fakat kent şehirden daha Türkçe değil ki? İlle de Türkçe olacaksa Türklerin yerleşik hayat tecrübesi tarihinden çıkarılacak kelimeler yok muydu? Vardı elbette: Balık, ordu, uluş…
Şehir yerine kent denilmesinin psikolojik arka planında şehirlerimizin köyleşmesi yatıyor olabilir mi? Köylerimizi şehirleştiremedik fakat şehirlerimizi kentleştirdik!

Leave a Reply