EGE Kelimesinin Kökeni

EGE Kelimesinin Kökeni
Büyük bir bölümümüz EGE deniz olarak bilsekte, bir çok kişi çocuğuna isim olarak verse de aşağaıda yazılan makalede göreceksiniz ki EGE Kelimesi aslında son derece geniş manalar ihtiva eden bir kelime imiş. İsterseniz Lafı fazla uzatmadan Alıntı yaptığımız bu makalemizi okuyunuz.

SPONSOR REKLAMLAR

Tabiî “ege” kelimesini Türkçe sananlar da var. Ege’nin aslı “eye,iye” imiş. Uygur ve Çağatay lehçelerinde ite, iti, idi şekilleri de varmış. O kadar uzağa gitmeye gerek yok. Eski Anadolu Türkçesinde “sahip, mâlik, efendi” mânâsında eye, iye var.
Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz’dan sonra, 1 Eylül 1922’de “Ordular ilk hedefiniz akdeniz’dir, ileri!” emrini verir ve on gün sonra İzmir’i ve denizini görecek bir mevkide, Belkahve’de kahvesini höpürdetir…
9 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa’nın “ilk hedef” olarak işaret ettiği Akdeniz’e varılmış mıydı? Bugünkü adlandırmalara göre, Akdeniz’e değil, Ege’ye ulaşılmıştı. Bilmem ki Atatürkçülükle
yatıp kalkanlar bu zihin karışıklığına yol açan emrin medlulünü (acaba “gösterilenini” desek anlarlar mı?) araştırdılar mı?  “Mustafa Kemal Paşa Ege Denizi diye bir deniz tanımıyordu” desem şiddetli itirazlar yükselebilir! Paşa’ya cehalet isnad etmiyoruz, onun zamanında olmayan bir adlandırmadan söz ediyoruz.

Bu adlandırma, bizde 1941 Coğrafya Kongresi’nden sonradır ve kendi koyduğumuz ismi bir kenara bırakıp hasmımızın verdiği adı benimsemek anlamına gelmektedir. Biz o denize asırlarca Akdeniz Adaları Denizi yahut Adalar Denizi derdik. Cezayir-i bahrisefid de aynı anlamda idi. Ege kelimesini son yıllarda öylesine benimsedik ki ülkemizin batısına
külliyen “Ege” demeye başladık. Kocaman bir üniversiteye onun adını verdik. Gazete, televizyon, dernek, şirket…İş geldi dayandı, şahıs isimlerine. En tuhafı bazı ebeveynler çocuklarına bu ismi veriyorlar son yıllarda. En yaşlı Ege kaç yaşında acaba? Ana babalar verdikleri adın ne menem bir şey olduğunu biliyorlar mı peki? Aegeus kimdir? Ege, yani Aegeus bu denizi adlandırmak için Avrupalıların da yakın devirde kullandıkları bir isim. Eski Yunanlıların verdiği bu ad, Osmanlı hâkimiyeti döneminde unutulmuş ve Adalar Denizi ve batı dillerinde aynı anlamda Archipelago adı yerleşmişti. 19. yüz-yılda Avrupa destekli Yunan isyanı sonrasında kurulan devlet, bu denize kendi adını koymuştur. Biz bunu  kabullenmek zorunda mıydık? Değildik elbette. Gümülcine’ye nasıl Komotini demiyorsak;
İskeçe’yi Xanthi olarak görmüyorsak, kendi adlandırmamızda ısrar etmeliydik.  Bu yabancı adı kabul etmekle kalmadık, ona öz Türkçe muamelesi yaptık; çocuklarımızın adı haline getirdik.
Ege günümüzde en çok kullanılan bin isim arasına girmiş, Yunanistan’da değil, Türkiye’de! Erkek adı ama bazı kız çocuklarına da veriliyormuş. Ülkemizde her 7362 kişiden birinin adı Ege imiş! Ege’den önce gelen isimler: Dilaver, Dilşat. Sonra gelenler Sermet ve Nursen! Her birinin yüzlerce yıllık taşıyanı olan isimler bunlar. Ülkemizde 12 bin civarında Ege ismi taşıyan vatandaş olduğu tahmin ediliyormuş! Acaba Yunanistan’da bu adı (Aegeus) taşıyanların sayısı bu rakama ulaşmış olabilir mi?

SPONSOR REKLAMLAR

Aigeus, Aegeus veya Egee mitolojide bir Yunan kralının ismi. Atina kralı Pandion’un oğlu ve heseus’un babasıymış Ege. Bu kral oğlu kral, oğlunun öldüğünü sanarak kendini denize atıp intihar etmiş. O yüzden bizim Adalar Denizi dediğimiz deniz onun adıyla anılırmış! Adalara biz şimdi “Ege Adaları” diyoruz, Yunanlılar bile böyle söylemiyor! Arada bir de en aşırı Kemalistlerimiz bu adalardaki hakkımızı koruyamadığımızdan şikâyet ediyor. Sen kendi verdiğin ismi koruyamamışsın, ne hakkından söz ediyorsun? Eye, iye, ege!
Tabiî “ege” kelimesini Türkçe sananlar da var. Ege’nin aslı “eye, iye” imiş. Uygur ve Çağatay lehçelerinde ite, iti, idi şekilleri de varmış. O kadar uzağa gitmeye gerek yok. Eski Anadolu Türkçesinde “sahip, mâlik, efendi” mânâsında eye, iye var. Açın Dedem Korkud’un Kitabı’nı, okuyun: “Konur atın eyesi, Han Uruz’un ağası.” Hatta iyelenmek, iyelik gibi türevleri var. Fakat bu kelime ile Ege (Aegeus) arasında ilişki kurmak için bizim “eye, iye”nin Yunancaya nasıl geçtiğini göstermemiz lâzım!

Ege, egemen, egemenlik” 1930’ların Dil Devrimi furyasında rağbet gören kelimelerden.
Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu’nda “ege”nin karşısında veli (erkek) yazıyor.  Fransızcasını da yazmışlar: Tuteur. Bu da veli, vasi anlamına geliyor. Ege’den -men ekleyip ege-men yapmışlar. Man eki esas olarak Almancada ve Batı dillerinde kullanılan ve fakat Türkçede olmayan isimden isim yapma eki. Şimdi “bizde var”, diyenler çıkacak. Örnek
de karaman, sarman. Burada -man eki isim yapmıyor. Sıfatı kuvvetlendiriyor. Azman, kocaman, küçümen örnekleri de var. Ama “danış-man”daki man, “öğret-men”deki men yok! Dolayısıyla egemen de kökü Türkçe olsa bile Türkçe kaidelerine uyularak yapılmış bir kelime
değil. Etimoloji sözlüğüne sıkça başvurduğumuz Tuncer Gülensoy da “-men, -man” eki konusunda bu görüşte. Gelin görün ki, “ege-men”i Türkçe sayıyor! “Hegemon kelimesine benzerlikten başka akrabalık yoktur” diyor. Kılavuz sözlükte “egemen”in Fransızcası
souverian. “Souverain”i Hasan Bedreddin “Âli, pek yüksek. Mutlak bir iktidar. Böyle bir kudreti temsil eden adam. Hükümdar, kral, padişah, melik, melike” şeklinde karşılıyor. Hégémonie’ya ise hegemonya”dan başka “tefevvuk (fâik olma, üstün olma, üstünlük), takaddüm” (ileride, önde olma) karşılıkları veriliyor.

“Souverian” ile “hégémonie”nin anlam yakınlıkları ortada. “Egemen”in bugünkü  sözlüklerimizdeki karşılıklarına bakmakta  fayda var. “Hükümran, hâkim” ve “Sözünü geçiren, üstünlük kazanan.” (Türkçe Sözlük, TDK, 11. bs.). “Hâkimiyet milletindir” bir zaman sonra “egemenlik ulusundur”a çevrildi. Burada ne kastediliyor? “Hüküm verme, yönetme hakkı milletin”dir denilmek isteniyor. Burada bir hegemonya anlamı çıkarılmıyor
mu? Başka bir etimoloji mütehassısına kulak verelim. Andreas Tietze, Tarihî ve Etimolojik
Türkiye Türkçesi Lügati’nde şöyle bir açıklama yapıyor: “Egemen (neologismus) hâkim, hükümran. Yabancılığı iki ünlü arasındaki “g”nin “ğ”ye dönmemesinden belli olan kelime. Egemenlik’ten backformation’dır.” Tietze, bizim komplekslerimizi bildiği için açıkça “uydurma” demiyor, “neologismus” diyor. “Benzetme yolu ile geriye giderek türetilmiş” yerine de backformation demeyi uygun buluyor!

Gelelim “Ege” ismine… Ey analar babalar! Çocuklarımıza güzel isimler vermek vazifemiz. Ad verme ile ilgili geleneklerimizi yok saymayalım. Onlar için güzel kelimeler seçelim, İslâm
tarihinden, kendi tarihimizden isimler koyalım. İsim kişiliğin bir parçasıdır. Yabancı bir isim, yabancılara özentiyi teşvik eder.

Leave a Reply