DOLMUŞ’un Tarihçesi

DOLMUŞ’un Tarihçesi

SPONSOR REKLAMLAR

Devlet, şehirlere göç başlayınca mesken meselesini çözemedi, halk kendi çözümünü gece kondu yaparak buldu. 1950’lerde yeni iktisadî hamleler şehirlere göçü hızlandırdı. En kalabalık şehrimiz İstanbul, nüfusu 1 milyon bile değil! İkinci sırada Ankara var, 400 binlerde. Varın diğerlerini siz hesaplayın. Halka arsa tahsis edip kendi evleri-
ni doğru dürüst yapmalarının yolunu açsa idik, şehirlerimizin çehresi farklı olmaz mıydı? Bilge mimarımız Turgut
Cansever ile Ankara’yı her ziyaretinde konuştuğumuz konulardan biri buydu: Gecekondu alanlarının tasfiyesi, şehir-
leri daha güzel yapmıyor.

dolmuşun tarihçesi

dolmuşun tarihçesi

SPONSOR REKLAMLAR

Dil Kurumu günlük hayatta kullandığımız kelimeleri “öztürkçeleştirmek”le uğraşırken, halk yaptığı işi kendi adlandırdı: Gecekondu! Belediye takibinden kaçmak için bir gecede konduruluverdikleri için bu yapılara  “gecekondu” denildi. Dil kurumu “uzman”larına bırakılsa idi, kim bilir ne acayip kelimeler bulurlardı! Mesela
“gece yapısal özkonut” gibi!
Halkın buna benzer çözümlerinden biri de “dolmuş”tur. Hızlı nüfus artışı meselesiyle karşı karşıya olan yerleri âcil ve köklü çözümler bekliyor. Sadece mesken değil, ulaştırma konusu da köklü çözümlerden yoksun kaldı. İstanbul’da toplu taşıma baş tacı edilirken, 1960’larda tramvay hatlarını söktüler! Nasıl bir çözümdü ki, yarım asır sonra tramvay törenle İstanbul’un hayatına döndü!

Tünel, 1900’lerin sonunda bir nevi metro olarak İstanbul’un hayatına girmişti. Yeni yeraltı hatları için neredeyse bir asır beklemek gerekti! Belediye otobüsleri artan şehir nüfusunun taşınmasında yetersiz kaldı. Şahsî binek arabalarındaki hızlı artış trafiği felç etti. Taksi ile otobüs arasında bir çözüm yine halktan geldi. Bunun adı “dolmuştur”. Çözümü halk buldu, adını da o koydu.

Tol/dol kökünden, eklerle birçok kelime yapılıyor. Dolmakalem, dolmabiber, dolmabahçe gibi, birleşik isimler de var. Dolmuş, dol-mak mastarından “muş” (-miş, -mış, -müş) sıfat fiili ile yapılmış bir kelime. “Dolu hâle gelmiş, boş yeri kalmamış demek. Mecazen “sabır ve tahammülü kalmamış, pür hiddet” anlamı da var. Yunus Emre, “Dolmuş oka ne durmak ha sen anı atatılmaya hazır, gerilmiş ok”. Bizim “dolmuş”, artık isim. Başlangıçta dolmuş taksi idi, yani sıfattı. Şimdi sadece dolmuş diyoruz, taksi olabilir, daha büyük bir araç olabilir. “Tek tek yolcu alıp dolunca hareket eden vâsıta” dolmuş.

Halkın bu toplu taşıma çözümünün başlangıç tarihi hangi yıllara gidiyor? 1929 diyenler var. 1929 dünyanın ciddi
bir iktisadî buhran yaşadığı yıl. Buhran Türkiye’de de hissedildi. Taksiciler, tek başına taksiye binme gücünden
yoksun vatandaşları toplu taşımaya başladılar. Dolunca hareket eden taksiler önce İstanbul’da kullanıldı. Sonra
diğer büyük şehirlerde de görüldü. Daha sonra minibüsler dolmuşa dönüştü. Bugün bütün şehirlerimizde, hatta yakın şehirlerin arasında da kullanılıyor böyle dolmuşlar. Müziği bile var! Başlangıcı 1929 olarak alanlar, bu
halk icadını esasen lokantacılık yapan bir vatandaşın yaptığını iddia ediyorlar. Dolmuşçuluğun kısa hikâyesi şöyle:
Cağaloğlu’nda bir lokantacı kendisine müşteri getiren taksi şoförleriyle yaptığı sohbetlerden sonra meslek değiştiriyor, taksiciliğe başlıyor ama 1929’daki iktisadî buhran işlerin kötü gitmesine yol açıyor. Bunun üzerine
yeni taksici, aynı yöne giden dört müşterisine taksi ücretini paylaştırarak Nişantaşı-Eminönü hattında dolmuşçuluğu
başlatıyor. Bu ekonomik buluş önce İstanbul’da, sonra diğer şehirlerimizde süratle yayılıyor (Ufuk Sandık, Sabah,
1.7.2017).
Belediyeler önce bu “Türk usulü” toplu taşımayı görmezden geliyor, bilahare ilk dolmuş tarifesi 1954’de ilan ediliyor.
Devletimizin yayını tam yarım asır süren Türk Ansiklopedisi’ne göre ise dolmuşçuluk daha geç bir tarihte başlıyor
(13. Cilt, 1966). 2. Dünya Harbi sırasında dışarıdan otomobil ve otobüs ithal edilemeyince, taksi şoförleri yolcu
çokluğundan faydalanarak, önce İstanbul’da dolmuş yapmaya başlıyorlar. İstanbul Belediyesi bu işi engellemeye
çabalıyorsa da, başarılı olamıyor. Halk zaman kazandıran ve ucuza mal olan dolmuş taşımacılığını benimsiyor. Zamanla dolmuş, taksilerle yapılan az yolculu bir uygulama olmaktan çıkıyor, 12 hatta 15 kişilik küçük otobüsler
servise konuluyor. Şu sıralar “minibüs” denilen bu araçlar dolmuş kelimesini bize unutturmak üzere.

SPONSOR REKLAMLAR

Dolmuşçuluğun bir kültür oluşturduğunu söylesek, ilk ağızda tuhaf gelebilir. Dolmuşçu, yani dolmuş işleticisi
ve sürücüsü yanında dolmuş kâhyaları, deynekçiler türüyor; “dolmuşa binme” nin argo anlamı ortaya çıkıyor. Dolmuşa bindirilenler “dolduruşa getirilmiş” oluyorlar! Aslında dolmuş mizahın kaynadığı bir yer, bu sebeple olmalı 1956-58 arası bu isimde bir mizah dergisi yayınlanıyor! Halkın gözünde dolmuşçuluk müşteri kapmak için her türlü yolu mubah sayan, müşteriyi istediği yerde, hatta yolun ortasında durduran acayip bir taşıma tarzı.
1970’lerde, 80’lerde yaygınlaşan “Dolmuş müziği” kavramını da unutmayalım. Modernliğin dolmuş versiyonunda
bu müzik vazgeçilmezlerden.

Bıçkın dolmuş şoförleri sol ellerini pencereden sarkıtmakla kalmıyorlar, önce pikaplarda 45’lik plaklar çalarak, sonra
kasetçalarlar kullanarak ve nihayet cd çalarları devreye sokarak kendi müzik zevklerini yolcularla paylaşmaktan
asla vazgeçmiyorlar. “Dolmuş müziği” denilince önce arabesk hatıra geliyor ama türkücü dolmuş şoförleri de azımsanmayacak nispette. Bu âlemde hangi şarkının liste başı olduğunu o gün bindiğin dolmuşta öğreniyorsun! Neden saçların beyazlamış arkadaş? Ayağında kundura, Kim bilir?, Bir teselli ver, Merak etme sen, Batsın bu dünya, Mavi mavi, Hatasız kul olmaz…
Her modernliğin bir sonu var! Dolmuşçuluğun sonunu da kitle taşıma araçları getireceğe benziyor. Yeraltı taşımacılık ağı genişledikçe, raylı sistem kapsama alanını artırdıkça dolmuş hatları da ana caddelerden tali yollara,
yakın kasabalara kayacak. Dolmuş İstanbul’da başladı ama Ankara da hatırı sayılır bir dolmuşçuluk merkezi. Son zamanlarda Ankaralı “müzikçi” ler piyasayı kapladı. “Hudayda”nın veya “misket”in bayağılaştırılmış, hızlandırılmış
türevleri yeni sözlerle devreye sokuluyor. İlle de oyun havası! İşte bu türden bir “Dolmuş” şarkısı:
Dolmuş sürerim Ayaş’tan
Sincan Cebeci Kayaş’tan
Hasılatı topladıysan
Direk muhabbete başla

Çubuklu Yaşar da “Gazla dolmuşçum gazla!” diyerek bu kültüre katkısını sürdürüyor. Belki de dolmuşçuluk
bitecek, hâtıra olarak bu müzikler kalacak!

Dönelim dolmuşçuluğun tarihine. 1890 İstanbul doğumlu Ragıp Akyavaş, 1950’li yıllarda “Şimdi halkın ağzında
sakız olan ‘dolmuş’ tâbirini bizim çocukluğumuzda yalnız Eyüp Sultan iskelesinde sıra bekleyen Anadolu kayıkçıları
kullanırlardı” diyor. Modernlik de böyle bir şey zaten: Mutlaka bir evveliyatı vardır!

SPONSOR REKLAMLAR

2 Comments

Leave a Reply