Çaka Bey Kimdir- Hayatı Hakkında Kısa Bilgi

   Çaka Bey Kimdir- Hayatı Hakkında Kısa Bilgi

SPONSOR REKLAMLAR

Hırçın dalgaların kan kardeşi, Bizans’ın denizden gelen korkulu rüyası… İzmir ve çevresi ile Ege kıyılarındaki adalarda egemenlik tesis ederek bölgeye hâkim olan ilk Türk deniz savaşçısı Çaka Bey hakkında ne yazık ki fazla bilgi yok. Varlığından, Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos’un kızı Anna Komnena’nın eseri Alexiad’a kaydettiği bilgiler sayesinde haberdar olabiliyoruz. Kendisinden bahseden başka bir kaynak olan Danişmendname’ye göre Çaka Bey Oğuzların Çavuldur boyuna mensup bir Türk beyidir.
Malazgirt Savaşı’ndan sonra Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Anadolu’nun fethiyle görevlendirilmişti.
Danişmendname’ye göre Sultan Turasan’ın maiyetinde bulunuyordu. Turasan emrindeki 20 bin kişilik askerî kuvvetle Danişmend Gazi’den ayrılıp yanında Çaka, Kara Tona ve Hasan Hoşâvendî’yi bulundurup Kayseri’den İstanbul’a kadar akınlar düzenledi. Ancak bu faaliyetleri bir deniz savaşında son bulacaktı. Çaka Bey bu sıralarda muhtemelen Bizanslı Kumandan Kabalika Aleksandr’a esir düştü (1078).
Bizans İmparatoru Nikephoros Botaneiates ona “protonobilissimos” unvanı ile bazı imtiyazlar tanımış ve hediyeler
vermişti. Anna Komnena’ya göre Çaka Bey, sarayda Homeros’u okuyup anlayacak kadar Bizans dilini ve savaş
metotlarını öğrendi. Bizans tahtına göz diktiği belirtilen Çaka Bey’in denizciliğe önem vermesinin sebebinin İstanbul’u ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır. I. Aleksios Komnenos’un tahta çıkışından sonra Çaka Bey’in İzmir’i ele geçirdiğini görürüz. Ancak İstanbul’dan hangi şartlar altında ayrıldığını ve hangi tarihte İzmir’e egemen olduğunu bilemiyoruz. Çaka Bey burada gemi yapımından anlayan birinin yardımıyla 40 gemi inşa edip ilk Türk deniz donanmasını oluşturarak Bizans’a karşı seferlere başladı. Selçuklu Sultanı Süleymanşah’ın Büyük Selçuklularla Halep önlerinde giriştiği mücadelede (1086) ölümü üzerine Bizans’a karşı İznik’te yerine vekil olarak bıraktığı Ebu-l Kasım ile birlikte hareket etti.

 

SPONSOR REKLAMLAR

Çaka, 1086 yılında donanmasıyla İzmit’e saldırdı. Balkanlar’da yaşayan Peçeneklerle ittifak kurup ortak bir plan dahilinde Bizans’ı ele geçirme hazırlıkları yaptı. Fakat merkeziyetçi bir politika izleyen Sultan Melikşah’ın, Porsuk adlı bir emirin idaresinde İznik’e gönderdiği ordu planlarını altüst etti. Ebu-l Kasım Bizans ile anlaşmak zorunda kalsa da Çaka Bey mücadelesinden vazgeçmeyerek Urla ve Foça’yı ele geçirdi. Akabinde Midilli ve Sakız adalarını
fethederek Sisam ve Rodos’a kadar hâkimiyet sahasını genişletti. Kendini imparator ilan etti Hatta Bizans tarafından Niketas Kastamonites komutasında adaları kurtarmak üzere gönderilen bir donanmayı mağlup etti. Üstelik gemilerin çoğunu ele geçirmişti. Bu olay Çaka Bey’in ilk deniz galibiyeti olarak tarihe geçti. Bizans bu kez daha güçlü
bir donanma yolladı üzerine. Fakat Konstantinos Dalassenos kumandasında ilerleyen Bizans donanmasını
Sakız adasında meydana gelen kara savaşında mağlup etti.
Çaka Bey stratejik hamleleri birer birer devreye sokuyordu: Savaştan sonra Dalassenos ile yaptığı görüşmede
İstanbul’da iken kendisine verilen imtiyaz ve rütbeleri geri istedi. Ayrıca kızının da imparatorun oğlu ile
evlenmesini talep etti. İstekleri gerçekleştirilirse adaları imparatorluğa iade edeceğini ekledi. Fakat iki taraf
arasında bir anlaşma gerçekleşmediği gibi Çaka Bey kuvvet toplamak üzere İzmir’e geri döndü. Konstantinos
Dalassenos ise kuvvetleriyle Sakız kalesine saldırıp geri aldı. Ancak Midilli’de başarısız oldu. Çaka Bey Balkanlar’daki Peçeneklerle yeniden temasa geçerek ittifak arayışına girmiş; ayrıca Bizans’ın hizmetinde
bulunan Anadolu Türklerini hizmetine davet etmişti. Muhtemelen Sakız adasını 1090 yılında geri aldı.
Bizans’ın Sicilya ile savaş halinde olmasından istifade ederek Sisam adası ile Rodos’u da geri aldı. Peçeneklerle
oluşturduğu ittifaka İznik’te bulunan Ebu’l Kasım da katıldı. İttifak karşısında çaresiz kalan İmparator Aleksios,
Kumanlarla anlaştı. Ancak nedendir bilinmez, Çaka Bey Bizans’a karşı girişilecek ortak mücadeleye katılmaktan
vazgeçti. Yalnız kalan Peçenekler ise Kumanların saldırısı sonucu ağır kayıplar verdiler (29 Nisan 1091).
Bu arada Çaka Bey kendini “İmparator” (Basileios) ilan ederek donanmasını güçlendirdi ve kızını I. Kılıç Arslan ile evlendirdi. Amacı, iyi bir asker olan Sultanın desteğini almaktı. Aleksios ise Çaka Bey’in faaliyetlerini
yakından takip ediyordu. Daha fazla güçlenmesini istemediği için 1092 baharında Midilli’yi geri almak üzere
karadan Ioannes Dukas idaresinde bir orduyu, denizden de Kostantinos Dalessenos komutasında büyük bir donanmayı Çaka Bey’in üzerine yolladı.

Çaka Bey, Midilli adasının savunmasını kardeşi Yalvaç (Galabatzès)’a bıraktı, kendisi de hazırlıklara başladı.
Bizans ordu ve donanmasının üç ay devam eden kuşatması başarılı olmayacaktı. Yine de Çaka Bey askerlerinin adayı sağ salim terk etmeleri şartıyla Midilli’yi Bizans’a bırakmak zorunda kaldı. Fakat Bizanslı kumandanlar verdikleri söze uymadılar; Türkler adayı boşaltırken aniden hücuma geçerek gemilerini tahrip ettiler.
Kısa bir süre sonra Sisam adası da Bizans’ın eline düştü. Bizans İmparatoru Aleksios’un son müdahalesine rağmen Çaka Bey’in pes etmeye niyeti yoktu. Kısa zamanda “Dromon” adı verilen hücum gemileri ile çifte kürekli ve üç kürekli gemilerden oluşan yeni bir donanma hazırlığına girişti. Bu arada Midilli, Sakız, Sisam ve Rodos’ta tekrar egemenlik sağladı.
Fetihleri Çanakkale Boğazı yönünde gelişti. Karadan Edremit’i ele geçirip Abydos’u kuşattı. Muhtemelen
Trakya üzerinden İstanbul’a ulaşmaya çalışıyordu. Adeta küllerinden doğuyor, hızla nüfuz ve kudret kazanıyordu.
Artık İzmir ve civarı ile adalarda sıkıca tutunmuştu. Şimdi sıra kuzeye, yani Bizans arazisine doğru süratle yayılmaktaydı.
Onun önlenemez ilerleyişi, damadı I. Kılıç Arslan’ı da tedirgin ediyordu. Türkiye Selçukluları, Anadolu’da
kendilerinden daha güçlü bir devlet istemezdi elbette. Zaten doğuda Danişmendliler güç kazanmakta ve Kılıç
Arslan’ı tedirgin etmekteydi. Ayrıca I. Kılıç Arslan, Çaka Bey’in ülkesini yayılma alanı olarak görüyordu. Bu durumun farkında olan İmparator Aleksios, Çaka Bey ile I. Kılıç Arslan’ın arasını bozmak istedi. Kayınpeder ile damadın Bizans’a karşı birlikte hareket etme ihtimalini ortadan kaldırmak ve iki rakibin birinden kurtulmak elini epeyce hafifletecekti.
Aynı şekilde bunların birbirlerini zayıflatmasına yönelik faaliyetlere de ağırlık verdi. Bizans’ın fitnesi İmparator, nispeten daha iyi ilişkiler içinde olduğu I. Kılıç Arslan’a mektubunda şu sözlere yer veriyordu: “Şanı Büyük Sultan Kılıç Arslan! Biliyorsun ki, sultanlık sana baba mirası. Oysa kayınpederin Çaka görünüşte Roma (Bizans) Devleti’ne karşı silahlanıyor ve kendisine İmparator (Basileus) dedirtiyor. Ama besbelli bu bir aldatmaca. Aslında öylesine büyük tecrübe sahibi bulunan ve son derece bilgili bir kişi olan Çaka, kendisinin Rumlar üzerinde Basileus (imparator)’luğa hiçbir hakkının bulunmadığını ve bu kadar büyük bir devletin başına geçmesinin imkansız olduğunu biliyor.
Kurduğu bütün tezgah sana yönelmiştir. Bu durum karşısında sen ne onu başıboş bırakmalı, ne de cesaretini
yitirmelisin. Yapman gereken, tahtından (hâkimiyetinden) yoksun bırakılmamak için uyanık durmak. Bana gelince, ben Tanrı’nın yardımıyla onu Rum ülkesinin sınırlarından kovarım. Seni de kendi çıkarın için ülkelerini ve egemenliğini uyanıklıkla korumaya ve olabilirse barışçı yollardan, o bunu istemezse silahla onu yeniden kendi buyruğuna almaya davet ederim.”
İmparatorun kışkırtmaları kısa sürede meyvelerini verdi. İki Türk hükümdarı, akrabalık ilişkilerine rağmen birbirlerine düşman oldu. I. Kılıç Arslan ordusu ile Çaka Bey’e karşı harekete geçerken, bir Bizans donanması da denize açıldı. Abydos’ta bulunan Çaka Bey gelişme
üzerine damadı I.
Kılıç Arslan ile konuşmaya
karar verdi. Teklifini kabul eden I. Kılıç Arslan
bir ziyafet tertip etti. Çaka Bey’in damadına
da bu yakışırdı zaten, değil
mi? Ama hayır, kayınpederini ağırlamak
yerine ziyafet sırasında
öldürttü (muhtemelen 1095
yılında oldu bu olay). Böylece
İmparator Aleksios
çok önemli bir düşmanından
kurtulmuş oldu.
Sultan I. Kılıç Arslan ise
henüz emekleme devresinde
olan Türk denizciliğine büyük bir
darbe indirdiğinin farkında değildi.
Ayrıca hem Bizans’ın ömrünün uzamasına
yol açtı, hem de 1097’de Haçlılara
karşı girişmek zorunda kalacağı
büyük mücadelede yanında yer alacak
önemli bir müttefiğini elleriyle
yok etti.
I. Kılıç Arslan zamanında
düzenlenen I. Haçlı Seferi
sırasında Türkiye Selçuklu
Devleti başkent İznik’i
kaybetti. Yeni başkent Konya oldu.
Böylece Selçuklular Konya ve çevresine
münhasır bir devlet olurken hem
Bizans’ın merkezi İstanbul’dan, hem
de denizden uzaklaşmış oldular.
Sultan I. Kılıç Arslan’ın Haçlıları
ciddiye almamak, kendi soyundan
olan Danişmendlilere karşı kıyasıya
bir mücadeleye girmek, Bizans’ın
başlıca düşmanlarından olan kayınpederi
Çaka Bey’i öldürtmek, son
olarak Büyük Selçuklularla savaşmak
gibi hataları sebebiyle devlet zayıfladı.
Ayrıca Kılıç Arslan’ın genç yaşta
ölümü sonrasında çocukları arasında
çıkan taht kavgaları, henüz kuruluş
aşamasında olan Türkiye Selçuklularını
buhrana sürükledi. Haçlı Seferleri
ve Büyük Selçuklulara karşı girişilen
mücadeleler, denizcilik ve donanma
kurma faaliyetlerinin de kesintiye uğramasına
yol açacaktı.
Selçuklu donanmasının kıyıda bir
şehrin kuşatılmasında ve deniz aşırı
kara parçalarına asker nakli dışında,
denizde meydana gelen bir savaşta nasıl
bir netice elde ettiği hususunda bir
şey söyleyemiyoruz. Belki de Selçuklu
donanması denizde mücadele verebilecek
boyutta gelişme gösterememişti.
Kaynaklarda böyle bir deniz savaşından
bahsedilmemektedir çünkü.
Çaka Bey ile başlayan Türk denizciliği
gelecekte büyük bir gelişme kaydetmiş,
devletin zayıflamasından sonra
da Selçuklu’ya tâbi beylerin eliyle
yükselişini devam ettirmiştir. Diyebiliriz
ki, Osmanlılar zamanındaki şanlı
deniz savaşlarıyla şavkıyan altın devir,
ilhamını Çaka Bey’den almıştır.

Leave a Reply