TIKLAYIN. Hafıza Teknikleriyle YKS YKS ..

Buzdolabının Tarihçesi

Buz dolabının tarihçesi

SPONSOR REKLAMLAR ---

Buzdolabının Tarihçesi
Besinlerin bozulmadan uzun süre muhafaza edilebilmesi için kullanılan yöntemler ve soğutma sistemlerinin tarihi çok eskiye dayanır. En basit soğutma şekli, soğuk yörelerde mevsime bağlı oluşan doğal buzları muhafaza edip bunları ısısı alınmak istenen yerlere koyarak soğumanın sağlanmasıdır ki tarihi yaklaşık 3 bin yıl önceye dayanır. Bugün bile yurdumuzun bazı yörelerinde kullanılır. Yiyecekleri korumak adına başka yöntemlere de başvurulmuş.

Abidin Paşa’nın (“Mutluluğun resmi” bahsiyle bildiğimiz ressam Abidin Dino’nun dedesi olur) büyük bir titizlikle uyguladığı ilginç metod bunlardan biri. Sonradan bir mahalleye adını veren Abidin Paşa, ev yapılacak yerin tespiti için çeşitli yerlere parça et astırarak çürüme sürelerinin gözlemlenmesi talimatını verirmiş. Böylelikle bozulmanın daha uzun zaman aldığı yerlere evler inşa edilerek hanelerde muhafaza edilecek gıda maddelerinin uzun süre tazeliğini koruması sağlanırmış.

SPONSOR REKLAMLAR ---

Bunun dışında evdeki kilerlere uygulanan soğutma tekniği, avlulardaki kuyular, ticarethanelere dağlardan getirilen veyahut yeraltı mahzenlerinde biriktirilen kar ve buzların satılması da yine aynı amaca yönelik tedbirlerdendi.

Buzdolabının icadından evvel yiyecekleri muhafaza için ticarethanelere ve fabrikalara buz satmak üzere ortaya çıkmış bir iş sahasından bahsetmek gerek: “Buz Hasadı”. Bu hasat yalnızca kış mevsiminin sert yaşandığı bölgelerde yapılıyor. Kendilerine ait yerlerde mevsime bağlı oluşan buzları kışın iyice olgunlaşıp sertleştikleri günlerde hasat eden ve bunları satarak geçimlerini sağlayan köylülerden bahsediyorum. Hatta bu geçim kaynağına New Hampshire eyaletinde bir kasaba halen sahip çıkıyor.

 

Ayrıca Alaska’da da profesyonel olarak yapılıyormuş. Buz hasadı yapan köylülerin videolarına web üzerinden rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Hakikaten görülmeye değer sahneler! Meşhur icadımıza gelmeden evvel tarihe Buzlar Kralı (Ice King) olarak nam salan Frederic Tudor’dan bahsetmemek olmaz. Zira buzdolabının icadını insanlık tarihinde bir milat kabul edecek olursak, önceki yılların da en meşhur ismi Tudor idi. Evet, eskiden kış mevsiminin yaşandığı ülkelerde mevsime bağlı olarak elde edilen kar ve buzlar veyahut basit kimya bilgisine dayanan doğal soğutma yöntemleri yaygındı. Fakat kış mevsimi az yaşanan veya hiç yaşanmayan ülkelerde bu sorun nasıl aşılacaktı?

İşte Karlar Kralı bu konuyu enine boyuna düşünmüş, sonunda gemilerle sıcak ülkelere buz ticareti yapma fikrini ortaya atmış. Nihayet Boston’dan dünyanın pek çok bölgesine buz ticaretini başlatan kişi olmuş. Florida, Havana, Hindistan gibi bölgelere her yıl götürdüğü neredeyse 200 bin ton buz sayesinde yiyeceklerin düşük ısıda bozulmadan nakli sağlanmış. Tabii bu dâhiyane fikri onu Boston’un sayılı zenginlerinden biri yapmış. Bana kalırsa uzun yıllardan sonra ilk kez yakıcı öğle sıcaklarında soğuk bir limonata içme şansı yakalayanlar Karlar Kralı Tudor’a içten bir teşekkür etmeliymiş!

SPONSOR REKLAMLAR ---

 

Önceki dönem çok daha heyecan verici olsa da artık buzdolabının icadına gelmemiz gerek. 1748’de William Cullen’in üniversite çevresiyle sınırlı kalmış deneylerine uzanan bir geçmişi var. Ticarî amaçlı ilk soğutma düzeneği ABD’de A.C. Twinning tarafından gerçekleştirildi. Yaptığı buhar sıkıştırma makinesiyle ürettiği buzları 1856’da satmaya başladı. Ardından ABD, Avusturya ve Fransa’da ticarethaneler için büyük soğutucular yapıldı. 1900’lere gelinirken Fransız Ferdinand Carre hava yerine daha fazla ısı soğuran amonyağı kullanarak üretim yapmaya başladı. Carre’nin buluşu bugünkü soğutucu tekniğinin temelini oluştursa da, amonyak zehirli bir gaz olduğundan tehlikeli kazalara yol açabiliyordu.

 

Buzdolabı 1910’lu yıllarda hanelere girmeye başlamışsa da, amonyağa alternatif madde arayışı 1920’lere kadar sürdü. Nihayet evlerde kullanılan buzdolaplarının çoğunda buhar sıkıştırmalı, kompresörlü sistem yer bulmaya başlandı. Kar kuyuları vergisi Mutfaklarımızın bekçisi bu beyaz dev adamın serüveni bitti zannetmeyin. 80’lerde her rengine ulaşılabilecek şekilde üretilen buzdolapları bugün birer nostalji nesnesi olarak rengarenk yüzleriyle evlerde yerini almaya başladı yine. Ayrıca artık geniş aile sahibi tüketiciler için iç hacmi de neredeyse iki katına çıkarılmış durumda. İş yerleri, yatlar ve konaklama amacıyla tahsis edilen bilumum mekanlarda minibar olarak hizmete sunulmuş küçük buzdolapları da klasikleşmiş alternatiflerden.

Türkiyede buzdolabının Tarihçesi

SPONSOR REKLAMLAR ---

Biraz da buzdolabından evvel İstanbul’un ve yurdumuzun ahvali nasılmış, ona bakalım. Keşiş (Uludağ), Katırcı ve Zulmet dağlarından İstanbul’a getirilen kar ve buzlar Kârhane-i Amire tarafından Eyüp’teki karlıklarda, samanların altına yerleştirilerek saklanır; ardından devlet adamlarına, hanedan mensuplarına, tekke ve sebillere ihtiyaca binaen buz verilirmiş.

Hatta Osmanlı İmparatorluğu’nda Şurâ-yı Devlet‘ te (Danıştay) devlete ait arazilerde kar kuyuları işleten tacirlerden alınan vergilere dair başvurular karara bağlanmıştı. 1903’te İstanbul Belediyesi İngiliz Corc Arturbikr ile imzaladığı mukavelenameyle ona soğuk hava mahzenleri inşa ve işletme imtiyazı vermiş, birasıyla meşhur Bomonti Kardeşler ise Feriköy’de fabrika kurarak İstanbul’un buz ihtiyacını modern yöntemlerle karşılamaya başlamışlar.

 

Buzdolabının Türkiye’ye girişi 1930’lu yılları buldu. Levis Hek “otomatik soğuk hava makinesi”  atarak reklamlarında buz elde etmenin kolaylığıyla övünürken koltukları kabarıyordu. Ancak hemen ardından Burla Biraderlerin Frigidaire” marka buzdolaplarını yurda getirmeye başlamasıyla prestiji hayli sarsıldı. Bu marka öyle meşhur olmuştu ki buzdolabı için bu dönemde “Frijitör” kelimesi kullanılmıştı. 1950’lere gelindiğinde talep arttıysa da döviz sorunu nedeniyle satışlar istenen düzeye erişemedi. 1960’lardan itibaren AEG, Profilo, Arçelik gibi markaların sektöre hızlı girişiyle buzdolabı her evde bulunan bir beyaz eşya haline geldi. Hatta günümüzde Türkiye uluslararası arenada hatırı sayılır bir buzdolabı ihracatçısı konumunda.

One Response

Leave a Reply