9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevapları

9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevapları

Değerli Takipçilerimiz bu yazımızda sizlere 9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevaplarını içeren bir makale yazacağız. 9. Sınıf Tarih Dersi yıllık planlarına baktığımız zaman ikinci yarı yıl İlk ve Orta Çağlarda Avrasya Ünitesinden  başlamaktadır.  Yazılı sınavın tarihine göre bir miktarda İslam Medeniyetinin Doğuşu Ünitesinden konu kapsayabilmektedir. Şimdi Bu konularla Alakalı Örnek sorulardan oluşan klasik yazılı Sorularıdan (ağırlıklı olarak) yazılı Sorusu Örneği sunacağız. Özellikle Cevaplarını da vermeye gayret edeceğiz. Şimdi hem Bu yazılı Sorularına çalışmak hemde genel tekrar yapmak için verdiğimiz linkler de göz atmanızı öneririz. 9. Sınıf Tarih Dersi İçin 3. Üniteye ait ders notu ve 4. Ünite ders notuna ulaşmak için tıklayabilirsiniz.

SPONSOR REKLAMLAR

9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevapları

SORULAR

1.Türklerin ilk ortaya çıktıkları kültür çevreleri hangileridir?
2. İlk Türk devletlerinde gücün meşruiyet kaynağını Kut anlayışı çerçevesinde açıklayınız. Kut anlayışı Orhun Yazıtlarında nasıl yer almaktadır?
3. İlk Türk devletlerinde yönetim yapısını kurultay, ikili teşkilat ve ülüş kavramları çerçevesinde açıklayınız.
4. İlk Türk devletlerinde Töre’nin özelliklerine ve önemine dair neler söylenebilir?
5. İlk Türk topluluklarınının yaşadıkları coğrafyanın onların yaşamına etkisi neler olmuştur? Bu etkilerden Bozkır Üslubu kavramını açıklayınız.
6. Kavimler Göçü’nün Sonuçlarını yazınız ?
7. İpek Yolu ticaretini canlandırmaya yönelik ilk Türk devletlerinin politikaları neler olmuştur? Bu politikaların gerekçeleri nelerdir?
8. İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadası, Asya, Avrupa ve Afrika’nın genel durumunu açıklayınız.
9. Medine Sözleşmesi’nin öngördüğü toplum düzeni ve siyasi yapı nasıldır?
10. Dört Halife’nin İsimlerini Sırası ile yazınız ( Kolay Soru) İstediğiniz gibi Değiştirebilirsiniz.

9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı  Cevapları

 CEVAPLAR

CEVAP: Anav Kültürü (MÖ 4000-MÖ 1000): Anav, günümüzde Aşkabat’ın güneydoğusunda bir yerleşim bölgesidir.
Bu yerleşim sahasında yapılan kazılarda ortaya çıkan seramik örneklerinin, bozkır kökenli bir halka, özellikle de Türklere ait olduğu düşünülmektedir. Türk kültürünün önemli bir unsuru olan at, ilk defa bu kültürde görülmüştür. Orta Asya’nın en eski kültürüdür.
Afanesyevo Kültürü (MÖ 2500-MÖ 1700):Türklere ait en eski kültür bölgesi olarak kabul edilmektedir. Altay-Sayan Dağları’nın güneybatı bölgesinde (Minusinsk Bölgesi), buluntu yerine bağlantılı olarak Afanesyevo adıyla bilinir. Çakmak taşından ok uçları, bıçaklar, kemik iğneler, bakır eşyalar, basit çömlekler bu kültürün belli başlı eserleridir.
Andronova Kültürü (MÖ 1700-MÖ 1200): Adını Yenisey yakınlarındaki Andronova yerleşiminden alan bu kültür, bir önceki Afanesyevo kültürünün daha geniş bir alana yayılmış ve gelişmiş şeklidir. Afanesyevo ve Andronova kültürü, Ön Türkler yani Türklerin ataları tarafından meydana getirilmiştir.
Karasuk Kültürü (MÖ 1200-MÖ 700): Andronova kültürü ile benzerlik gösteren Karasuk kültürü  , adını Yenisey Irmağı’nın bir kolu olan Karasuk Nehri’nden almıştır. Bu kültürün en önemli özelliği, dünyanın pek çok bölgesine göre demiri daha erken işlemeye başlamasıdır. İskit kültürünü oluşturan atlı-göçebe kültürünün Orta Asya’ya yayılmasını sağlamışlardır.
Tagar Kültürü (MÖ 700-MÖ 300): Karasuk kültürünün takipçisi olan Tagar kültürü, kendinden önceki Türk
kültürlerinin bir sentezi ve gelişmiş şeklidir. Bölgenin adından dolayı burada yaşayan insanlara Altaylılar denilmeye başlanmıştır. Tunçtan bıçak, ok uçları, küçük hayvan heykelleri, çeşitli hayvan tasvirleri ve otağ şeklinde ağaç evler bu kültürün belli başlı eserleridir

SPONSOR REKLAMLAR

CEVAP 2: Türklerde devleti yönetme yetkisinin kağana, Gök Tengri tarafından verildiğine inanılırdı. Dolayısıyla Türklerde gücün kaynağı ilahidir. Ancak Türk kağanı hiçbir zaman kutsal varlık, yani eski Mısır medeniyetinde olduğu gibi tanrı-kral sayılmamıştır. Tarihî kayıtlardan da anlaşıldığı üzere ilk Türk devletlerinde siyasi iktidar kavramı “kut” tabiri ile ifade edilmiştir. Tanrı, Türk kağanına kut vererek hükümdarlık gücü ve yetkisi bahşetmiştir. Türklerde kağan olabilmek için Gök Tengri tarafından kut verilmiş bir aileye mensup olmak gerekirdi. Bu aileler belli olup Hunlarda Tu-ku, Kök Türklerde Aşina ve Uygurlarda Yağlakâr ailesidir. Kut, kan yoluyla geçtiği için bütün hanedan üyeleri kağan olma hakkına ve yetkisine sahiptir. Tanrının iradesinin hangi hanedan üyesi üzerinde olduğu da ancak taht için yapılan bir mücadele sonucunda ortaya çıkmaktadır.

İlk Türk devletlerinde ülkenin yönetimi, Hunlardan itibaren devlet yönetiminde kolaylık sağlamak amacıyla doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. İkili teşkilatlanma denilen bu sistemde, daima bir tarafın hâkimiyet üstünlüğü
tanınmıştır. Buna göre kağan, doğuda otururken batının yönetimi hükümdar ailesinden önde gelen bir kişiye, genelde kağanın kardeşine bırakmıştır. Batı’daki yabgu unvanlı yönetici, Doğu’daki kağana bağlı olarak töre hükümlerini yürütmüştür. Türk kağanını kut yani siyasi iktidar ile donatan Gök Tengri, ona iktisadi güç anlamına gelen “ülüş” bağışlamıştır. Ülüş, Türkçe “üleşmek” fiilinden çıkmış bir isim olup “pay, hisse, nasip, kısmet” anlamına gelmektedir. Tanrı, “ülüş” bağışı ile Türk ülkesinde bolluk ve bereketi artırmıştır. Türk kağanı da bu gücü halkın lehinde kullanarak elde ettiği maddi varlığı adil bir şekilde halka dağıtmıştır.

Türk devlet teşkilatında kurultay (toy); siyasi, kültürel, hukuki ve ekonomik konularda genel kararlar alan ve devlet yönetiminin temelini oluşturan en yüksek kuruluştu. Kağan, hanedan üyeleri, hatun, aygucı ve boy beylerinden oluşan kurultay, genellikle yılda üç kez toplanarak devlet işlerini görüşürdü. Kurultay’ın üyelerine “toygun” denilirdi

CEVAP 4: İlk Türk devletlerinde hukukun temelini ve kaynağını geleneklerden alan sözlü hukuk kuralları denilen “töre” oluşturmuştu. Töre; sosyal düzeni sağlayan örf, âdet, gelenek ve ahlaki değerlerden beslenerek ortaya çıkmıştır. Orta Asya’daki konar-göçer yaşam tarzının etkisiyle oluşan töre, sadece bu coğrafyayla sınırlı kalmamış, çağlar boyu farklı bölgelerde kurulan Türk devletlerinde de etkili olmuştur. Hareketli göçebe Türk toplumunu yönetmek, her zaman disiplin altında tutmak, etkin hukuk kurallarının oluşmasına ve bunların gereği gibi uygulanmasına bağlıydı. Törenin oluşumunda; kut anlayışı ile kağanlar tarafından konulan kurallar, kurultaylarda alınan kararlar ve kağanın iradesiyle toplum içinde yavaş yavaş oluşan gelenekler etkili olmuştur. Getirilen kuralların adalete uygun olmasına dikkat edilmiştir. Kağanlar da dâhil olmak üzere bu töreye herkesin uyması zorunludur. Töre, Türk toplumunda gerek kağanın iktidarı gerekse devletin sürekliliği için önemli bir koşuldur. Bu sebeple töresini kaybetmiş bir ulusun yok olmuş sayılacağı hatırlatılarak kağanlardan her zaman töreye uygun davranmaları istenmiştir.
CEVAP 5 : Yaşanılan coğrafi bölgenin fiziki yapısı, toplumların hayat tarzının oluşumunda temel etkendir. Türk toplumunun yaşam tarzına da yaşadığı bölgenin coğrafi özellikleri şekil vermiştir. Tarımın sınırlı alanlarda yapılabildiği buna karşın otlakların geniş yer tuttuğu Orta Asya’da, Türk boyları zorunlu olarak geçimlerini hayvancılık üzerine kurmuştur . Bu nedenle hayvancılık ile uğraşan Türklerin büyük çoğunluğu, konar-göçer bir yaşam tarzını benimserken bir kısmı da yerleşik yaşam sürmüştür. Konar Göçer hayatın etkisi ile Bozkır Uslubü gelişmiştir.

CEVAP 6: Kavimler Göçünün Sonuçları şu şekildedir.
-Kavimlerin hareketiyle Avrupa Kıtası’nda büyük bir kargaşa yaşandı.
-Günümüz Avrupa milletlerinin temelleri atıldı.
-Roma İmparatorluğu, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.
-Avrupa Hun Devleti kuruldu.
-Avrupa’da feodalite güç kazandı ve skolastik düşünce gelişti.
-Avrupalılar, Türk kültürünü tanıdı.

SPONSOR REKLAMLAR

CEVAP 7: İpek yolunu kontrol altına almaya çalışmışlardır. Bu amaçla Komşu devletlerle ittifaklar kurarak bunu desteklemeye çalışmışlardır.  Örneğin KökTürkler Sasanilerle iş birliği yaparak Akhunlara karşı ipek yolunu korumaya çalışmışlardır.
CEVAP 8: Bu dönemde, Arabistan ve çevresinde  dönemin iki büyük gücü olan Doğu Roma ve Sasani imparatorlukları hüküm sürmektedir. Fakat Arabistan toprakları çöllerle kaplı olduğu ve ekonomik getirisi fazla olmadığı için büyük devletlerin ilgisini çekmemiş ve istilalara uğramamıştır. Ayrıca bu dönemde Doğu Roma ve Sasani imparatorlukları arasındaki rekabet ve buna bağlı savaşlar, her iki devletin de yıpranmasına neden olmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu dönem dönem karışıklıklar yaşasa da varlığını bütün Orta Çağ boyunca devam ettirmiştir. İslamiyet’in ortaya çıktığı VII. yüzyılda Doğu Roma; Kafkaslar, Anadolu, Suriye ve Kuzey Afrika’ya kadar olan bölgelere hâkimdir. Afrika’da, Kızıldeniz’in kıyılarında ise Habeş Krallığı kurulmuştur. Türklerin yoğun olarak yaşadığı Orta Asya bölgesinde ise Kök Türk Devleti hüküm sürmektedir. Bu dönemde Türkler ve Araplar, ticari amaçla yaptıkları seyahatlerde karşılaşmıştır.

CEVAP 9:Medine Sözleşmesi, Medine toplumunu yeniden düzenleyen bir sistem oluşturmuştur. Toplumdaki bireylerin birbirleriyle ve yabancılarla olan ilişkileri, din ve vicdan hürriyeti, hak ve sorumlulukları belirli esaslara bağlanmıştır. Bir antlaşma niteliğinde olan bu metin, şekil olarak günümüz anayasalarından farklılıklar gösterse de içerik bakımından anayasal özellikler taşımaktadır. Sözleşmeyle hem bir devlet teşkil edilmiş hem de hükûmet otoritesi
ve eğitim düzene sokulmuştur. Bu sözleşme, Medine’de dinî olduğu kadar siyasi bir birlik de meydana getirme amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşme, ilk maddeden itibaren Müslümanlar ve gayrimüslimlerin Medine’ye bir saldırı olduğunda, birlikte hareket etmesini karara bağlamıştır. Medine Sözleşmesi’yle vatandaşlara sosyal ve siyasal bir
kimlik verilmiş, o çağda benzeri görülmeyen bir vatandaşlık hakkı sunulmuştur. Gayrimüslimlere inanç ve fikir hürriyeti, mal ve can güvenliği sağlanmış, hile ve vefasızlık yasaklanmıştır. Baskının, zorbalığın, hukuksuzluğun, zulüm ve şiddetin hâkim olduğu o günkü ortamda bu sözleşme sosyal ve idari manada çok önemli bir gelişmedir.
Medine Sözleşmesi, genel olarak yargı kuralların titizlikle uygulanmasını temel almış; doğruluk, iyilik, adalet, yardımlaşma, istişare, barış ve dokunulmazlık gibi kavramları yürürlüğe koymuştur. Çekişme, suç işleme, kötülük planlama, düşmanlık, zulüm ve haksızlık, bozgunculuk, suçluya yardım ve yataklık, cinayet gibi yasaklar getirmiştir.

CEVAP 10: 
Hz. Ebu BEKİR
HZ ÖMER
HZ.OSMAN
HZ.ALİ

Leave a Reply