12. sınıf İnkılap Tarihi Dersi 4. Ünite Ders Notları  

12. sınıf İnkılap Tarihi Dersi 4. Ünite Ders Notları

Değerli Takipçilerimiz bildiğiniz gibi 3. Ünite Ders Notlarını paylaşmıştık. Şimdi İse İki Savaş arası dönemde Türkiye Ve Dünya Ünitesi adını taşıyan 12.Sınıf İnkılap Tarihi Ders Notlarına giriş yapıyoruz. Bildiğiniz gibi Konumuz ve kapsamımız 1. Dünya savaşı ve 2. Dünya savaşı arasında Türkiye ve Dünya hakkında olacak. Kısa Özet ve PDF şeklinde paylaştığımız ders notlarımız sizlere İnkılap Tarihi Dersinde yardımcı olacaktır. İki Savaş arası dönemde Türkiye Ve Dünya Ünitesi ile ilgili Konu tarama Testleri çözmek isterseniz buraya, İki Savaş arası dönemde Türkiye Ve Dünya Ünitesi ile alakalı Kitap Cevapları için buraya Tıklayabilirsiniz. Başarılar diliyoruz.

SPONSOR REKLAMLAR
  • İki savaş arasındaki Dönemde Türkiye ve Dünya (1919-1938)
  • Atatürk dönemi iç politika gelişmeleri
  • Atatürk dönemi türk dış politikası (1923-1938)
  • İki dünya savaşı arasındaki dönemde
  • Dünyada meydana gelen siyasi ve ekonomik Gelişmeler

Ünite İçeriği
► Çok partili hayata geçiş denemeleri,
► Cumhuriyet’in ilk yıllarında rejime karşı tepkiler,
► I. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’nin dış ülkelerle kurulan ilişkileri,
► Atatürk Dönemi dış politika gelişmeleri,
► Atatürk’ün ölümü sonrası Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeleri öğreneceksiniz.

4.1 ATATÜRK DÖNEMİ İÇ POLİTİKADAKİ GELİŞMELER
4.1.1. I. Meclis ve II. Meclis
I. TBMM’de ortaya çıkan gruplar arasında; Tesanüt (Dayanışma) Grubu, İstiklal Grubu, Islahat Grubu, Halk Zümresi, Müdafaa-i Hukuk Zümresi yer alır.
2. TBMM’de ise 1. Grup ve 2. Grup olarak Milletvekilleri gruplandırılmıştır.
4.1.2. Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri ve Karşılaşılan Tepkiler
Cumhuriyet Halk Fırkası: 1.İlk TBMM’de siyasi parti yoktu. Çok çeşitli görüş, düşünce ve meslekten olan milletvekilleri ülkenin kurtarılmasını her şeyin üzerinde tutuyorlardı. Bu nedenle herhangi bir fikir çatışmasına pek rastlanmıyordu. Ancak zaman geçtikçe mecliste çeşitli gruplaşmalar oluştu. M. Kemal Paşa’ya karşı olan gruplar da ortaya çıktı.
2.Bu gelişmeler üzerine M. Kemal Paşa kendi görüş ve düşüncelerine yakın arkadaşları ile birlikte Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu‘nu kurdu.
3.Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu 9 Eylül 1923 tarihinde ‘Halk Fırkası’ Cumhuriyetin ilanından sonra ‘ Cumhuriyet Halk Fırkası ‘ adını aldı. Böylece Cumhuriyet Döneminin ilk siyasi partisi kurulmuş oldu.

SPONSOR REKLAMLAR

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası:● 17 Kasım 1924 tarihinde Kazım Karabekir’in başkanlığında kuruldu. Parti üyeleri Cumhuriyet yönetimini ve demokrasiyi benimsediklerini ve dini inançlara saygılı olduklarını açıkladı. Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan farklı olarak ekonomide devletçilik yerine liberalizmi savundu. Parti kurulduktan kısa bir süre sonra Cumhuriyete ve inkılâplara karşı olanlar ile halifeliğin tekrar getirilmesini isteyenler bu partide toplanmaya başladı. Bunun üzerine parti hükümet tarafından kapatıldı. dersimiz.com
● Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Fırkası’na karşı kurulan ilk muhalefet partisidir.
● Cumhuriyet tarihinde ilk kapatılan parti Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’dır.

Serbest Cumhuriyet Fırkası:Atatürk’ün isteği üzerine Fethi Bey’in başkanlığında 12 Ağustos 1930’da kuruldu.
Mustafa Kemal’in yeniden parti kurulmasını istemesinin sebepleri:
1. Yeni görüş ve düşüncelerin ortaya çıkmasına imkân sağlamak;
2. Cumhuriyet Halk Fırkası’nın çalışmalarının denetlenmesini sağlamak;
3. Ülkede çok partili hayata geçilmesini sağlayarak tam anlamıyla demokratik rejime geçmek.
Not: Ülkede demokrasinin gelişmesi için kurulan parti kısa sürede amacından uzaklaştı. Cumhuriyet ve Laiklik karşıtı olanlar parti içinde toplandı. Beklenmedik gelişmeler üzerine, Fethi Bey kendi kurduğu partisini kapattı.
Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasıyla birlikte Atatürk döneminde çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri sona erdi.

Cumhuriyet Dönemi İstiklal Mahkemeleri: Yeni Türk Devleti’nin kurulduğu dönemde başlangıçta savaş suçlularını, asker kaçaklarını ve TBMM’ye karşı ayaklananlar yargılamak için kurulan İstiklâl Mahkemeleri, Cumhuriyet Dönemi’nde devletin güvenliğinin sağlanması ve rejimin güçlendirilmesi işlevlerini üstlenmiştir. Meclis kararıyla üyeleri milletvekilleri arasından teşkil edilmiş olağanüstü mahkemelerdir.

4.2. ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI (1923-1938)
4.2.1. Türkiye-Yunanistan İlişkileri
Türk Yunan İlişkilerini Bu dönemde iki ana başlıkta toplayabiliriz. Bunlardan İlki Nüfus Mübadelesi ikincisi ise Patrikhane meselesidir.
Nüfus Mübadelesi sorunu İstanbuldaki Rumlar ve Batı Trakyadaki Türkler hariç Nüfus Mübadelesi yapılmıştır. Burada Sorun olan en önemli husus ETABLİ (YERLEŞİK) olma meslesi olmuştur. Fakat bu meselede halledilmiştir.
Patikhane Meselesi: Patikhane meselesinde de Türkiye bunun bir iç mesle olduğunu savunmuş ve Patrikhanenin Türk kanunlarına bağlı olduğu, evrensel (ekümenik) statüsünün tanınmayacağı ve dinî bir meseleden dolayı Türkiye’nin iç işlerine karışılamayacağı mesajı güçlü bir şekilde verilmiş oldu.
4.2.2. Türkiye-İngiltere İlişkileri ve Musul Sorunu
Lozan’da en fazla tartışılan konulardan biri de Musul Sorunu idi. Lozan’da Batı’nın dikkatine sunulan Musul tezi şöyleydi;
-Musul çoğunlukla Türk’tür
-Coğrafi ve siyasi bakımdan bu vilayet Anadolu’nun ayrılmaz bir bütünüdür
-Henüz hukuken Türkiye’nin bir parçası olan bu topraklar hakkında İngiltere’nin gerçekleştirdiği antlaşmalar köksüzdür.
-Musul vilayeti, memleketimizin diğer birçok kısımları gibi mütarekeden sonra İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Bu nedenle tekrar bize dönmelidir. Ne var ki bu tez kabul edilmedi.
-Lozan’da Musul sorunu tam çözülememişti. Türkiye ile İngiltere barıştan sonra ikili görüşmelerle sorunu dokuz ay içinde çözeceklerdi. Çözüm çıkmazsa soruna Milletler Cemiyeti el koyacaktı.
-1924’te İngiliz yetkililer İstanbul’da (HALİÇ KONFERANSI), Türk yetkililerle görüşmeye başladılar. -İngilizler, Hakkari’nin de Irak sınırları içinde olduğunu iddia edince görüşmeler sonuçsuz kalmıştır.
-İngiltere bir yandan Şeyh Sait Olayını tertiplerken diğer yandan da konuyu Milletler Cemiyeti’ne taşımıştır.
-Milletler Cemiyeti, İngiltere’yi haklı buldu. İçeride çözüm bekleyen onlarca sorunu da göz önüne alan Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin kararını kabul etti.
-5 Haziran 1926’da yapılan Ankara Antlaşması gereğince;
Musul Irak’ta kalacaktır.
Musul petrol gelirinin %10’u 25 yıl süreyle Türkiye’ye bırakılacaktır.
1926 Ankara Antlaşması’nın Önemi
Türkiye Irak sınırı çizilmiştir.
Misakı Milli’ye aykırıdır.
Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yumuşama sürecine girilmiştir.5 Haziran 1926’da Türkiye – İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşmasına göre;
• Bugünkü Irak sınırı belirlendi.
• Musul, İngiliz yönetimindeki Irak’a bırakıldı.
• Musul petrol gelirlerinin % 10’u 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilecekti.
• Hakkâri, Türkiye’de kalacaktı.

4.2.3. Türkiye-Fransa İlişkileri
Türkiye İle Fransa arasında Temelde 5 sorun görünüyordu.
1- Suriye Sınırı: 30 Mayıs 1926 yılında Hatay hariç Türkiye Suriye Sınırı Belirlendi.
2- Osmanlı Borçları: Osmanlının En çok borçlandığı ülke fransa idi bu mesele de 13 haziran 1928 yılında imzalanan anlaşma ile halledilmiştir.
3-Yabancı okullar Sorunu : Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde Fransa okulları da Milli Eğitime bağlanmıştır.
4-Adana Mersin Yolunun Millileştirilmesi : Haziran 1929 yılında Demir yolu Türkiye tarafından satın alınmıştır.
5- Hatay Sorunu: Hatay Meselesi 1939 yılında halledilmiştir.

SPONSOR REKLAMLAR

4.2.4. Türkiye-Sovyetler Birliği (SSCB) İlişkileri
Türkiye ile Sovyet ilişkilerinin Temeli oluşturuna anlaşma 16 Mart 1921 tarihli moskova anlaşmasıdır ve bu anlaşmaya göre Sovyetler birliği TBMM’yi resman tanımıştır. Bu iyi ilişkiler Lozan Konfreansında da sürmüştür .Hatta Boğazlar meselesinde de iyi ilişkiler sürmüştür. Fakat Türkiyenin Temel sorunlarını halledip Btıyla yaklaşması Özellikle de İngiltere ile 1936’dan itibaren yakınlaşması ikiülke arasının soğumasına neden olmuştur. Temel de Atatürk Döneminde ilişkiler iyi olmuştur.
4.2.5. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Girişi (1932)
Türkiye’nin bütün bu barışçı politikaları Milletler Cemiyeti’ne davet edilmesine etkili oldu. Yunanistan ve ispanya’nın daveti ile Türkiye Cumhuriyeti 18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. 1934 yılında Milletler Cemiyeti Konsey üyeliğine seçilmiştir.

4.2.6. BALKAN ANTANTI (9 ŞUBAT 1934)
Antantın Oluşmasının Sebebi:1933’den sonra İtalya’nın hızlı bir şekilde silahlanarak Balkanlar’a yönelik politikalar üretmesi Balkan devletlerini ve Türkiye’yi endişelendirmiştir.
Antantı Oluşturan Devletler: Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya. Bu antant devletlerin toprak bütünlüğüne saygı gösterme ve iç işlerine karışmama esasına dayanıyordu.
Önemi:
• Türkiye Yunan sınırını güvence altına aldı.
• Türkiye bölgede lider konumunda olduğunu gösterdi.
• Türkiye uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini gösterdi.
• Montrö Antlaşması için Türkiye kamuoyu oluşturmuş oldu.
Not: Balkan Antantı II. Dünya Savaşının başlaması ile dağıldı.

4.2.7. Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi (1936)
Lozan ile Türkiye boğazlara sahip olmuştu. Ancak boğazlardan geçiş üzerinde denetimi yoktu. Ayrıca boğazların her iki yakasında asker bulunduramıyordu. Bu durum bizi topraklarımızın bir kısmını savunmaktan aciz bırakmıştı.
Avrupa’da, 1933’te başlayan silahlanma yarışı, İtalya’nın Habeşistan’a saldırması, Almanya’nın askersiz Ren bölgesine asker sokması ve yayılmacı bir politika izleyeceğinin belirmesi karşısında Türkiye boğazların güvenliği açısından tedirgin olmaya başladı.
Türk Hükümeti ilgili devletlere ve Milletler Cemiyeti’ne başvurarak boğazların statüsünün değişmesini istedi. Toplanan Boğazlar Komisyonu, boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini kayıtsız-şartsız kabul etti. 20 Temmuz 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
Bu durumun oluşmasında İngiltere ve Fransa’nın yaklaşan II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi yanlarında görmek istemelerinin etkisi büyüktür.
Sözleşmeye göre;
1- Boğazlar Komisyonu kaldırılacak ve görevleri Türklere devredilecekti.
2- Türkiye boğazların her iki yakasında asker bulundurabilecek ve tahkimat yapabilecekti.
3- Yabancı ticaret gemilerinin boğazlardan geçişi serbest olacak, yabancı savaş gemilerinin geçişi sınırlandırılacaktı. Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin savaş gemileri zaman ve ağırlık bakımından sınırlandırılacaktı.
4- Ayrıca Türkiye savaşa girer veya bir savaş tehlikesiyle karşılaşırsa boğazları istediği gibi açıp kapayabilecekti.

Önemi:
Boğazlarda asker bulundurmakla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki gücü arttı. Uluslar arası dengede önemimiz arttı. Dünya devletleri içinde dostluğumuz daha değerli hale geldi. Türkiye tüm topraklarını ayrımsız savunma hakkına sahip oldu.

4.2.8. SADABAT PAKTI (9 TEMMUZ 1937)
Sebebi: İtalya’nın Akdeniz Havzası ve Ortadoğu’ya yönelik saldırgan tutumu.
Katılan Devletler:Türkiye, İran, Afganistan ve Irak
Önemi:
• Türkiye İran ve Irak sınırını güvence altına aldı.
• İtalya’ya karşı Balkanlar’da önemli bir caydırıcılık rolü üstlenmiş olan Türkiye Sadabat Paktı ile de tavrını devam ettirerek dünya barışına katkıda bulunma istediğini göstermiştir.
• Türkiye bölgede öncü durumda olduğunu göstermiştir.
NOT: II. Dünya Savaşı başlayınca pakt dağılmıştır.

SPONSOR REKLAMLAR

4.2.9. Hatay Sorunu ve Hatay’ın Ana Vatana Katılması (1939
Fransa, 1936 yılında Hatay’dan çekilerek, bölgeyi Suriye’ye bırakmak isteyince; bu durumun Ankara Antlaşmasına uymadığını ileri süren Türkiye MC-ye başvurdu.2Dünya Savaşı’nın belirtileri oluştuğundan dolayı Fransa Hatay meselesinde Türkiye’yi pek uğraştırmadı. Çünkü bu dönemde devletler dost kaybetmek istemiyordu.
3 Temmuz 1938’de Hatay meselesi çözümlendi. Bu çözüm doğrultusunda; 5 Temmuz 1938’de Türk askeri Hatay’a girdi. 2 Eylül 1938’de Hatay Meclisi açıldı. Tayfur Sökmen devlet başkanı, Abdurrahman Melek başbakan oldu.
Hatay Meclisi’nin verdiği kararla Hatay 29 Haziran 1939’da Türkiye’ye katıldı.
Önemi:
• Misak-ı Milli yönünde son adım atıldı.
• Güney sınırı son halini aldı.
• Mustafa Kemal II. Dünya Savaşı öncesi gelişmelerini Türkiye’nin lehine kullanarak dahiyane bir siyaset izlediğini gösterdi.

NOT: Hatay Türkiye’ye katılan son toprak parçasıdır.

4.2.10. Atatürk’ün Ölümü ve İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı Seçilmesi
Atatürk ölünce, 11 Kasım 1938 tarihinde toplanan TBMM, Atatürk’ün en yakın silah ve fikir arkadaşlarından olan İsmet İnönü’yü Türkiye’nin 2. cumhurbaşkanı seçti.
İnönü, Atatürk’ün yolunda memleket ve milletine 1950 yılına kadar cumhurbaşkanı olarak hizmet etmiştir.

 

4.3. İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASINDAKİ DÖNEMDE DÜNYADA MEYDANA GELEN SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELER..
4.3.1. I. Dünya Savaşı’ndan Sonra Kalıcı Barışı Sağlama Çabaları
1-Milletler Cemiyetinin Kurulması (10 Ocak 1920):
Milletler Cemiyeti’nin Diğer Adı: Cemiyet-i Akvam
Milletler Cemiyeti’nin Kuruluş Tarihi: 10 Ocak 1920 (Versay Barış Antlaşması‘nın yürürlüğe girmesiyle)
Milletler Cemiyeti Fikrinin Ortaya Çıkışı: Wilson İlkeleri’nde ABD başkanı W. Wilson tarafından ortaya atılmıştır.
Milletler Cemiyeti’nin Kuruluş Kararı: Paris Barış Konfreansı‘nda alınmıştır.
Milletler Cemiyeti’nin Kuruluş Amacı: Uluslararası barış ve güveni sağlamak ve devam ettirmek
ABD Milletler Cemiyeti’ne Neden Üye Olmadı: Wilson İlkeleri’ne savaş sonrası uyulmadığından yalnızlık politikasına dönüş yapmıştır
Milletler Cemiyeti’nin Başarısız Olma Nedenleri: ABD’nin üye olmaması, büyük devletlerin (özellikle İngiltere’nin) kuklası konumuna düşmesi, bir taraftan insan haklarını savunurken diğer taraftan manda sisteminin garantörü olması, savaş önleyici yaptırımların yetersizliği, oy birliği prensibi ile çalışması,
Milletler Cemiyeti’nin Dağılma Tarihi: 18 Nisan 1946

SPONSOR REKLAMLAR

Locarno (Lokarno) Antlaşması (1 Aralık 1925):
Locarno Antlaşması Nerede İmzalandı: Görüşmeler İsviçre’nin Locarno kentinde yapıldı. Antlaşma Londra’da imzalandı.
Locarno Antlaşmasının İmzalanma Tarihi: 1 Aralık 1925
♦Locarno Antlaşmasını İmzalayan Devletleri: Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya
Locarno Antlaşmasının İmzalanma Sebebi-Amacı:
Fransa açısından; Almanya’ya güvenmemesi
Almanya açısından; Versay sonrası kötü giden ekonomisini tamirat ve tazminat sorununa karşı ferahlatmak adına Fransa ile iyi ilişkiler kurmak
Locarno Antlaşmasına Türkiye Ne Zaman Katıldı: Hiçbir zaman Türkiye Locarno Antlaşması’nda taraf değildir.
Locarno Antlaşmasının Maddeleri:♦Almanya, Fransa ve Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul etmiştir.
Bu konuda bir anlaşmazlık çıkması halinde kuvvete başvurulmaması ve sorunun Milletler Cemiyeti‘ne götürmesi hususunda da mutabık kalınmıştır.
Antlaşmanın Almanya’nın Milletler Cemiyeti’ne üye olduğunda yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir.
Locarno Antlaşmasının Önemi: Almanya 1. Dünya Savaşı sonrası maruz kaldığı dışlanmışlıktan kurtulmuştur. (Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.) Almanya bu antlaşma ile batı sınırlarının değişmezliğini kabul etmiş, ancak aynı güvenceyi doğu sınırları için vermemiştir.

Briand-Kellog (Bıraynd-Kellog) Paktı (27 Ağustos 1928):

Briand-Kellogg Paktının (Nerede İmzalandı) Diğer Adı: Paris Paktı
Briand-Kellogg Paktının İmzalanma Tarihi: 27 Ağustos 1928
Briand-Kellogg Paktının Öncü Devletleri: Almanya, İngiltere, İtalya, Japonya, Belçika, Polonya, Fransa, Çekoslovakya
Briand-Kellogg Paktının İmzalanma Sebebi: Locarno Antlaşması’na rağmen, Almanya’dan çekinen Fransa, ABD ile karşılıklı ilişkilerinde savaşa başvurulmaması ilkesine dayalı bir barış paktı yapmayı istedi. Bunu reddeden ABD, bütün büyük devletlerin, muhtemel bir savaşı lanetleme paktı imzalamalarını önerdi.
Briand-Kellogg Paktına Türkiye Ne Zaman Katıldı: 1928 Eylül ayında davet edilmiş ve 1929 Ocak ayında Türkiye de katılmıştır.
Briand-Kellogg Paktının Amacı: Bu paktla ülkelerin topraklarına yapılacak saldırılara karşı yapacakları savunma savaşı dışındaki savaşlar kanun dışı sayıldı.
Briand-Kellogg Paktının Önemi: Bu paktın imzalanması ile ABD yanlızlık politikasını terk etmiştir.

4.3.2. I. Dünya Savaşı’ndan Sonra Dünya Ekonomik Bunalımı (Kara Perşembe);
♦ABD, I. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ekonomisinde etkinlik kazanmıştı. Bu sırada ülkede otomobil, elektrik gibi yeni endüstri dalları gelişmeye başlamış ve bu dallara olan talep borsayı yapay olarak yükseltmiştir.
♦Savaş zamanında verdiği borçlardan doğan alacaklarını tahsil edememesi ABD ekonomisini sıkıntıya sokarken, şirketler birleşerek tekeller oluşturmuşlardır.
♦3 Ekim 1929’a gelindiğinde borsada yükseliş durmuş, birçok büyük şirketin hisse senetleri düşmüştür. 24 Ekim 1929 Perşembe günü ABD borsası dibe vurmuş, “Kara Perşembe” olarak adlandırılan bu krizin önemli sonuçları olmuştur.
Krizin sonuçları;
I. Sanayileşmiş şehirlerde işsizliğin artması
II. Tarım ürünü fiyatları düşmüştür
III. Yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında düşmesi
IV. Çok sayıda banka batmış, insanlar mal varlığını yitirmiştir
V. Takas ekonomisine geri dönülmüştür.

NOT:
Liberalizm: Serbestlik, bireysel ve toplumsal özgürlük savunuculuğu anlamına gelen bir kavramdır.
Devletin ekonomiye müdahale etmemesi, arz-talep mekanizması ya da fiyat mekanizmasıyla piyasanın iktisadi ve sosyal açıdan en yararlı sonuçları üreteceğini, özel sektörün önünü açmak gerektiğini savunan ilkeye iktisadi liberalizm denir.
Kapitalizm: Batı dünyasında XV. ve XVI. yüzyıldan itibaren feodalizmin çözülmesiyle onun yerine geçmeye başlayan, XVIII. ve XIX. yüzyılda ise hâkim iktisadi örgütlenme haline gelen, sermaye egemenliğine dayalı toplumsal aşamadır.
4.3.3. İki Savaş Arası Dönemde Dünyaya Hâkim Siyasi Düşünceler ve Rejimler
Almanya’da Nazizm:

SPONSOR REKLAMLAR
  • 9 Kasım 1918’de İm­paratorluğa son verilerek, Cumhuriyet ilan edildi.
  • Alman­ya, iç politika ve ekonomik yönlerden tam bir kargaşa ve çöküntü içine düşmüştü.
  • Ülke bu durumda iken, 28 Haziran 1919’da, Versailles Antlaşması imzalandı. Bunun getirdiği ağır koşullar, Almanya’nın iç düze­nindeki bunalımı daha da çoğalttı. Bu Antlaşma, sağ ve soldaki bütün Alman kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.
  • Nazi Partisi 1919 yılında Adolf Hitler’in üye olması ve liderliğini ele alması üzerine hızla yükselişe geçti. Hitler, aşırı sağ fikirleri savunarak taraftar kazanmaya başladı. İşsizliğe çare bulunacağını vaat ederek ve Yahudi düşmanlığını körükleyerek güçlenmeye devam etti. Nazi Partisi, Versailles Antlaşması’na karşı çıkarak bunun kaldırılmasını istiyordu ve bu yön­de de propagandasını sürdürüyordu.
  • Nazi Partisi İlk kez 1924’te parlamentoya girdi.
  • Nazi Partisi, 1932 seçimlerinde ülkenin en büyük partisi haline geldi.
  • 1933’te, Hitler başbakanlığa getirildi. Böylece Nazi Partisi iktidara gel­miş oldu.
  • Hitler 1933 yılında, tam anlamıyla bir diktatörlük yöne­timi kurmak için harekete geçti. İlk iş olarak da diğer partileri kapattı. Alman ulusunun ekonomik, kültürel ve sosyal hayatını kontrol altına aldı.

 

İtalya’da Faşizm:
Birinci Dünya Savaşı sonunda totoliter rejimler ortaya çıktı. Bu yazmızın konusuda İtalya’da Faşizmin Ortaya Çıkışı
İtalya’da Faşizmin Ortaya Çıkış Nedenleri

  • İtalya’nın savaş sonunda umduğunu bulamaması.
  • Alman sömürgelerinden ve Anadoludan pay alamaması.
  • Savaşın sosyal ekonomik sarsıntılara neden olması.
  • Demokrasinin yanında sosyaliz, Konimizm gibi akımların önem kazanması.
  • İşçilerin fabrikalarda etkin olmak istemesi.
  • Asker kaçakları sorunları.
  • Aydınların beklentileri.

Bu saydığımız nedenler, 1919’da Benito Mussolini önderliğinde kurulan Faşist Parti’nin büyümesine de yol açmıştı. Faşist Parti, 28 Ekim 1922’de Napoli’den Roma üzerine yürüyerek büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. Faşist Partisi’nin “Kara Gömleklileri” tarafından gerçekleştirilen bu olay üzerine hükümet istifa etmiş ve başbakanlığa Mussolini getirilmiştir. 1926’da Mussolini anayasayı değiştirerek Faşist yönetimi kurdu.

Faşist yönetimin iç ve dış politikadaki amaçları nelerdir?

Mussolini’nin kurduğu faşist yönetim, aşırı ulusalcılığı (milliyetçiliği) esas aldığından, kısa bir süre sonra demokrasiyi ortadan kaldırmıştır. Ülkedeki diğer ırklardan olan kişileri zorla İtalyanlaştırmaya çalışmıştır. Roma İmparatorluğu‘nun yeniden kurulması için de, Akdeniz çevresinde sömürgeler elde etmeye yönelmiştir. Ak Deniz bizim deniz olarak adlandırılmış. Mussolini’nin Anadolu’yu da içine alan bu yayılma politikası, Türk-İtalyan ilişkilerinde gerginlik yaratmıştır. Ancak, İtalya’daki faşist yönetim 1930’lu yıllarda taleplerini arttırarak saldırgan politikasını sürdürmüştür.

Rusya’da Bolşevik İhtilali:

SPONSOR REKLAMLAR

Çarlık Rusyası’nın Yıkılışı ve Bolşevik İhtilali
♦I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri Çarlık yönetimi üzerinde etkisini gösterdi. Hayat şartları ağırlaştı. Yolsuzluk ve vurgunlar baş gösterdi. Bu durum insanları yönetime karşı tavır almaya itti.
♦Petersburg’da kadın işçilerin başlattığı grev kısa sürede yayıldı. Grevi bastırmaya gelen askerlerin katılımıyla bu hareket bir devrime dönüştü.
♦Çar II. Nikola tahttan çekilmek zorunda kaldı. Duma (meclis) tarafından kurulan geçici hükümet yetkiyi devraldı.

Lenin Dönemi:Bolşevikler, önceleri geçici hükümeti desteklese de, sürgündeki İlyiç Vilademir Lenin’in Petersburg’a dönmesiyle “Barış, toprak ve ekmek” vaatleriyle destek kazanıp geçici hükümeti devirerek yönetimi ele geçirdiler (Ekim 1917).
♦İktidara gelen Lenin zaman kazanmak amacıyla, toprak kayıplarına rağmen 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk antlaşmasını imzalayarak I. Dünya Savaşı’ndan çekildi.
♦1919 Ocağında, Sovyet rejimi devletle kiliseyi birbirinden ayırdı. Militan Tanrıtanımazlar Derneği’nin öncülüğünde yoğun bir din aleyhtarı propaganda yürüttü.
♦Bu süreçte dış güçlerin desteklediği Çar yanlısı Beyaz Ordu yeni yönetime karşı saldırıya geçti. 13 milyon insanın öldüğü, üç yıl süren bu iç savaş Bolşeviklerin zaferi ile sonuçlandı.
♦Savaşın sonunda, ekonominin alt-üst olması, sanayinin bitme noktasına gelmesi üzerine Lenin, Bolşeviklerin güçlenmesi için geçici uzlaşma politikalarından ibaret N.E.P. (novaya ekonomi çeskaya politika) adı verilen yeni ekonomi politikasını ilan etti (1921).

Lenin’in NEP Politikası:
-Tarım ürünlerine el koymaktan vazgeçildi.
-Köylülere ürünlerini pazarlama özgürlüğü sağlandı.
-Küçük esnafa ve tüccara kolaylıklar sağlandı.
-20 kişiden az çalışanı bulunan küçük sanayi işletmelerinin devletleştirilmesinden vazgeçildi.
-Yabancı sermayeye çeşitli imkânlar sağlandı.
-Devlet; bankalar, büyük sanayi kuruluşları ve ulaşım üzerindeki egemenliğini korudu.
Bu politikalar Rus ekonominin hızla düzelmesini sağladı.

Yönetimde Alanında Düzenlemeler: Eski Rus İmparatorluğu federasyona dönüştürülerek 1 Ocak 1923’te Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) adını aldı. 30’a yakın cumhuriyet ve özerk bölgeyi bünyesinde topladı. Merkeziyetçi bir politika izlenerek her şeyin kontrolü Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ne verildi.

Stalin Dönemi : 1924’te Lenin’in ölümü ile iktidar mücadelesini kazanan Joseph Stalin kazandı.
-Birinci beş yıllık kalkınma planını uygulamaya koydu (1928). Buna göre, Stalin öz kaynaklara dayanarak kalkınmayı sağlamak için tarım devrimi yapmaya çalıştı.
-Tarım devrimini gerçekleştirmek için köylülerin küçük topraklarını makinelerle donatılmış büyük çiftlikler şeklinde birleştirerek “kolektifleştirme” politikası izledi. Bu köylülerin tepkisine neden oldu. Zorunlu kollektifleştime çabaları sırasında 4 milyon civarında köylünün ölümü üretimde düşüşe neden oldu.
-Bu süreçte ağır sanayi ilerledi, fabrikalar modernleştirildii, traktör imalatı ve demir-çelik alanlarında yeni fabrikalar kuruldu. 1950’den sonra Sibirya’daki petrol, gaz ve maden rezervleri işletilmeye başlandı.
-Stalin döneminde toplum üstünde büyük bir baskı kuruldu, muhalifler tasfiye edildi.
-Sosyalizmin eşitlik ilkesine rağmen, işçilerin yüksek hayat standardına karşılık köylüler sefalete sürüklenmişti. -Aydınlar ile komünist parti yöneticileri birçok hizmetten parasız faydalanabiliyordu.
-1930’dan itibaren eğitim zorunlu hale getirildi. Bilim ve teknoloji gelişti. Buna bağlı olarak, SSCB ordusu dönemin güçlü ordularından biri hâline geldi.

SPONSOR REKLAMLAR

12. sınıf İnkılap Tarihi Dersi 4. Ünite Ders Notları  İNDİR

Leave a Reply