11. Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Notları

11. Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Notları- Devrimler Çağında Değişen Devlet Toplum İlişkileri

Neler Öğreneceğiz
-Fransız İhtilali sonucu ortaya çıkan fikir akımlarının imparatorluklara etkisi
-Avrupa’da görülen 1830-1848 ihtilalleri ve etkileri
-Siyasi ideolojilerin birey ve topluma etkisi
-Sanayi Devrimi ile beraber mutlakiyetçi monarşiden, anayasal monarşiye geçiş süreci
-Osmanlı Devleti’nde modern ordu teşkilatı ve yurttaş askerliği konularındaki düzenlemelerin siyasi ve sosyal
-Ulus devletleşme ve endüstrileşme süreçlerinin sosyal hayata yansıması
-Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Kanun-i Esasi
-1876-1913 arasında gerçekleştirilen darbelerin Osmanlı siyasi hayatı üzerindeki etkileri
Konular: 
4.1. DEVRIMLER VE DEĞIŞIMLER
4.2. OSMANLI DEVLETI’NDE MODERN ORDU TEŞKILATI VE YURTTAŞ ASKERLIĞI
4.3. ULUSALLAŞMANIN VE ENDÜSTRİLEŞMENİN SOSYAL ETKİLERİ
4.4. OSMANLI DEVLETI’NDE DEMOKRATIKLEŞME SÜRECI
4.5. OSMANLI DEVLETI’NDE DARBELER

SPONSOR REKLAMLAR

4.1.1 Fransız İhtilâli (1789 -1804)
Devlet ve toplum ilişkilerinin değişmesinde en etkili olaylar XVIII. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşti. Bunlardan ilki Fransa’da patlak veren siyasal, sosyal ve hukuk düzeninde büyük değişmeleri başlatan Fransız İhtilali, ikincisi ise ekonomik alanda önemli dönüşüm başlatan Sanayi İnkılabı idi.
XVIII. yüzyıl Avrupa tarihinin en önemli olaylarından biri olan Fransız İhtilali 1789’da başladı.

İhtilalin Nedenleri
➢ Fransa’da toplumun çeşitli sosyal sınıflara ayrılması ve bu sınıflar arasında uzlaşmaz çelişkilerin bulunması: Toplumu soylular, rahipler, burjuvalar, köylüler olarak ayıran sınıf yapısı, ihtilalin temel nedeni olmuştur. Çünkü hiçbir hak ve hukuka sahip olmayan ve toplumun en kalabalık kısmını oluşturan köylüler ile burjuvalar, Siyasî haklardan yoksundurlar. Devlet yönetimini elinde bulunduran soylular ve rahipler ise bu hakları vermeye yanaşmamışlardır.
➢ Fransa’da koyu mutlakıyet rejiminin siyasal özgürlüklere yer vermemesi: Mutlakıyetle yönetilen Fransa’da, kralların çok geniş yetkileri vardır. Krallar kendilerini halka karşı sorumlu hissetmiyorlardı. Rahat ve lüks bir hayat yaşıyorlardı. Krallık yönetimi hürriyetleri kısıtlıyor, basın ve yazın
Alanında baskı kuruyordu. Birçok siyasî mahkûm bu yüzden Bastil Hapishanesi’ne atılmıştı.
➢ Fransa’da aydın fikir adamlarının özgürlük, demokrasi eşitlik gibi kavramlarla halkı etkilemeleri: Aydın fikir adamları, insanların en doğal haklarının ne olduğunu ve neden bu hakların tanınmadığını sorgulamışlardır. Monteskiyö, Volter ve Jan Jak Ruso, bu konularda öncülük görevi üstlenmişlerdir.
➢ Fransa’da, krallığın, ekonomik yozlaşmanın faturasını halka ödettirmek istemesi: Fransa’nın, uzun süren savaşlardan dolayı malî durumu kötüleşmişti. Krallık, mali durumu düzeltmek için halka ağır vergiler yüklemeye başladı. Ağır vergilerden dolayı halk, vergi adaletsizliğini gündeme getirdi. Halk adalet mekanizmasına yönelik güvenini kaybetti.
➢ İngiltere’deki meşrutiyet ve ABD’deki bağımsızlık hareketlerinin Fransız halkını etkilemesi: Kralın yanında bir meclisin yer aldığı İngiltere ile cumhuriyet idaresinin kurulmuş olduğu ABD’deki yönetimin
Demokratik nitelikler barındırması, Fransa’daki halkın demokrasi ve anayasa istemlerini arttırdı.

SPONSOR REKLAMLAR

Not: 1776 yılında Amerikan Koloni halklarının İngiltere’nin sömürgelerinde yeni vergiler koymasına karşı çıkışıyla başlayan ABD bağımsızlık savaşı 1783 Versay Antlaşması’yla sona ermiş ve 1787 yılında kabul edilen anayasayla ABD kurulmuştur. Modern anlamda ilk Cumhuriyet uygulaması ABD’de uygulanmıştır.
İhtilâlin Başlaması
Fransa’da maliyeyi düzeltmek için toplanan “Millî Meclis”, alınacak kararlarda, oylamanın nasıl yapılacağı konusunda Anlaşmazlığa düştü. Bunun üzerine Kral XVI. Lui, meclisi dağıtmak istedi. Bunun üzerine Paris’te halk ayaklandı ve siyasî mahkûmların kapatıldığı Bastil Hapishanesini basarak tutukluları serbest bıraktı (1789).

İhtilalin Sonuçları

➢ Ulusal devlet yönetimleri ağırlık kazanmaya başladı.
➢ Ulusal egemenlik, Ulusçuluk, Anayasacılık, Adalet, Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik, İnsan Hakları, Demokrasi gibi ilkeler yayılmaya başladı.
➢ Sosyal devlet ve hukuk devleti anlayışı benimsenmeye başlandı.
➢ Yasama, yürütme, yargı yetkileri birbirinden ayrıldı.
➢ Burjuva sınıfı yönetimde ağırlıklı bir güç haline geldi.
➢ Cumhuriyet ve demokrasi anlayışları Avrupa’da yayılmaya başladı.
➢ Yeniçağ’ın sona ermesine yakınçağın başlamasına yol açtı.

İhtilâlin Yaydığı Fikirler
1789 yılında Fransa’da ihtilâl ile birlikte yeni bir anayasa belirlendi. Bu anayasa, İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirgesi’ni kabul etti. Meclisler kuruldu. Partiler açıldı. Krallık kaldırıldı. İhtilâl’in Avrupa dışında etkileri oldu.
İhtilâl ile şu fikirler yaygınlaştı:
Milliyetçilik: Çok uluslu devletlerin parçalanmasına, yerine ulusal devletlerin kurulmasına yol açtı. Yakın Çağ’a damgasını vuran devlet yapısı, Millî devlet oldu.
Ulusal Egemenlik: Monarşilerin yıkılmasına, cumhuriyet ve demokratik rejimlerin kurulmasına yol açtı.
Anayasacılık: Mutlak monarşilerin, yerini meşrutî yönetimlere bırakmasına yol açtı.
İnsan Hakları: İlk defa İngiltere ve daha sonra ABD’de kabul edilen bu haklar, Fransız İhtilali’nden sonra dünyaya
yayılmış, evrensel bir karakter kazanmıştır. Bu doğal haklar; hürriyet, mülkiyet, güven ve zorbalığa karşı direnmedir.
✔ Adalet, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi ilke ve kurallar, demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesine yol açmıştır.
Bu durum monarşik idare tarzında değişikliklere etkide bulunmuştur.

——————————-

Fransız İhtilali’nin Osmanlı Devleti’ne Etkileri
Fransız ihtilal fikirleri Osmanlı Devleti’nde siyasal, toplumsal, hukuksal ve kültürel alanlarda etkili olmuştur.
Eşitlik, adalet, anayasacılık, insan hakları gibi ilkeler Osmanlı Devleti’nde demokratikleşme hareketlerine yol  açarken, milliyetçilik imparatorluk yapısını dağıtan, toprak bütünlüğünü sarsan gelişmeler yol açmıştır. O halde Fransız İhtilali hem olumlu hem de olumsuz sonuçlara zemin hazırlamıştır.
Olumlu Etkiler Olumsuz Etkiler
1. Tanzimat Fermanı (1839) 1. Sırp isyanı (1804)
2. Islahat Fermanı (1856) 2. Yunan bağımsızlığı (1829)
3. I. Kanun-i Esasi (1876) (I. Meşrutiyet)
3. Sırbistan - Romanya - Karadağ bağımsızlığı (1878)
4. II. Kanun-i Esasi (1908) (II. Meşrutiyet)
4. Bulgaristan bağımsızlığı (1908)
5. Arnavutluğun bağımsızlığı (1913)

İhtilâl Devri (1789 – 1804) Fransa’da krallık kaldırıldıktan sonra iç karışıklıklar devam etti. 1789’dan 1804 yılına kadar
Geçen süre, ihtilâl devri olarak tanımlanır. Bu devirde;
➢ Millî Meclis ve Kurucu Meclis Devri (1789-1791)
➢ Meşrutî Krallık Meclisi Devri (1791)
➢ Millî Konvansiyon Meclisi Devri (1792-1795)
➢ Direktuvar Devri (1795-1799)
➢ Konsüllük Devri (1799-1804) yaşandı.

SPONSOR REKLAMLAR

İhtilal Savaşları (1792 – 1815)
Fransız İhtilali’ne mutlakiyetle yönetilegelen Avrupa ülkelerinin ilk tepkisi, Fransa’ya savaş ilan etmek olmuştur. İhtilal Savaşları’na özellikle Prusya ve Avusturya monarşilerinin, Fransız İhtilal fikirlerinin yayılmasını engellemek, rejimlerini korumak ve Fransa’da yeniden mutlak krallığı kurdurmak istemeleri neden olmuştur.
Fransa’ya karşı Almanya, Avusturya, Prusya, İngiltere, Hollanda, Napoli ve Sardunya devletleri I. Bağlaşma’yı kurmuşlardır (1792 -1797). Napolyon’un Osmanlı ülkesi olan Mısır’ı 1798’de işgal etmesiylede Fransa’ya karşı II. Bağlaşma kuruldu. Bu bağlaşmaya İngiltere, Rusya, Avusturya, Napoli Krallığı ve Osmanlı Devleti katıldı. Fransa 1801 El-Ariş Antlaşması’yla Mısır’dan çekildi. 1802’de İngiltere Fransa ile Amyen Antlaşması’nı imzaladı.

Uyarı: Tarihte ilk Osmanlı – Rus – İngiliz işbirliği Fransa’nın Mısır’ı işgal etmesiyle oluşmuştur.

1804’de, Napolyon’un imparatorluğunu yeniden ilan etmesi ve kıta Avrupası’nın büyük bir bölümünü işgal etmesiyle Avrupa dengesi de bir kere daha bozuldu. Fransa, yalnızlığa düşmemek için Rusya ile 1807’de Tilsit Antlaşması’yla işbirliğine girdi. Bu Antlaşma ile Fransa, Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki tüm isteklerini kabul etti. Bu durum karşısında İngiltere deniz ablukası uyguladı. Fransa ise kara ablukası ile buna karşılık verdi. Fransa’nın 1812’de Rusya’yı işgale kalkması Fransa’nın hüsranıyla sonuçlandı. 1815 yılında ise Vaterloo Savaşı’nda Fransa bu kez ingiltere karşısında hüsrana uğradı. Bu durum 1818 yılında Viyana Kongresi’nin toplanmasına yol açtı. Kongre’de Avrupa monarşik devletleri Fransız İhtilal fikirlerinin yayılmasına karşı önlemler aldılar. Fransa’da meydana gelen olaylar, başta Avusturya, Prusya, İngiltere ve İspanya gibi ülkelerde büyük endişelere yol açtı. Bu devletler ile Fransa
1792’den 1815 yılına kadar savaş hâlinde oldu.
İhtilâl Savaşları’nın başlamasının temel nedeni, özellikle Avusturya ve Prusya monarşilerinin, (ihtilâlin getirdiği fikirlerden korktukları için) mutlak krallığı Fransa’da yeniden kurmak istemeleridir.

1830 İhtilali
Viyana Kongresi’nin getirdiği düzene tepki gösteren Fransa’da Kral X. Şarl tüm yetkileri kendinde toplamaya, muhalefeti ezmeye, hak ve özgürlükler sınırlamaya yöneldi. Yenilenen seçimlerde muhalefetteki liberaller büyük bir başarı kazanınca, kral seçimi tanımayarak meclisi dağıtmaya girişti. X. Şarl’ın Fransa’da tam bir mutlakiyet kurma çabalarına ciddi bir isyanla karşılık verildi.
Sonuçları;
1. Fransa’da meşruti krallık kuruldu.
2. Haklar ve özgürlükler genişletildi.
3. İhtilal Avrupa’ya yayıldı. Bunun sonucunda;
➢ Belçika, Hollanda’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.
➢ İsveç ve Norveç ayrı krallık haline geldi.
➢ İngiltere ve İsviçre’de liberaller ve demokratlar işbaşına geçti.


1848 İhtilali
Nedenleri;
➢ 1830 İhtilali sonucu Fransa’da kurulan meşruti yönetimin yurttaşların tamamına oy hakkı vermeyişi
➢ Sanayi Devrimi’nden sonra işçi sınıfının güçlenmesi ve örgütlenerek Sosyalist Partiyi kurmaları

SPONSOR REKLAMLAR

Sonuçları;
1. Bütün Fransızlara seçme ve seçilme hakkı verildi.
2. Ölüm cezası ve köle ticareti kaldırıldı.
3. Fransa’da önce Cumhuriyet ilan edildi. Fakat bir süre sonra,
III. Napolyon imparatorluğunu ilan etti.
4. İhtilaller Avrupa’ya da yayıldı.
Bunun sonucunda;
➢ İtalya, Prusya, Hollanda ve Belçika’da krallar, halklarına anayasalar ve yeni haklar vermek zorunda kaldılar.
➢ İngiltere’de seçim hakları genişletildi ve işçilere yeni haklar tanındı.
➢ Alman ve İtalyan birliklerinin temelleri atıldı.
➢ Rusya ise bu ihtilallerden etkilenmedi.
➢ Macarlar, Çekler, Hırvatlar ve İtalyanlar Avusturya’ya karşı özgürlük için isyan ettiler.

Uyarı: XIX. yüzyıl boyunca Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’ne karşı çifte standart uygulamışlardır. Monarşiyle yönetilen Avrupa devletleri kendi ülkelerindeki özgürlük ve hakları sınırlandırırken, Osmanlı Devleti’nden hak ve özgürlüklerin arttırılmasını talep etmişlerdir.
1830 ve 1848 ihtilallerini kendi ülkelerinde kanlı birbiçimde bastırırken Osmanlı Devleti’nin iç isyanlardan güç kullanmasını eleştirmişlerdir. Osmanlı’daki azınlık isyanlarını destekleyen Avrupa devletleri kendi ülkelerindeki azınlık isyanlarınıvcise zor kullanarak bastırmışlardır.

Macar Mültecileri Sorunu (1848): Avusturya’ya isyan eden Macarlardan bir grup Osmanlılara sığındı. Osmanlı Devleti, tarihi geleneklerine ters düştüğü için Avusturya ve onlara yardım eden Ruslara, Macarları geri vermedi. Bu durum Osmanlı – Rus – Avusturya arasında savaş durumunu ortaya çıkardı.
Osmanlı Devleti’nin bu tutumu kendisine Avrupa’da büyük bir saygınlık kazandırdı. Kırım Savaşı’nda İngiltere ve Fransa’nınRusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ni desteklemelerinde de etkili oldu.
Not: 1870’de Piyomente Krallığı öncülüğünde İtalya, 1871 ’de Prusya Krallığı öncülüğünde Almanya ulusal birliklerini kurdular. Ulusal birliklerini geç tamamlayan bu ülkelerin sömürge arayışları I. Dünya Savaşı’nın önemli nedenini oluşturacaktır.

4.1.2 Sanayi İnkılâbı (Devrimi)
Sanayi Devrimi XVIII. yüzyılda ilk olarak İngiltere’de başlayan, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılan, etkileri bakımından tüm dünyayı sarsan önemli bir olaydır. Aletin yerini makinanın alması demek olan bu devrimin başlamasında ilk önemli etken buhar gücünün sanayiye uygulanmasıdır.
Nedeni;
Rönesans ve Reform hareketlerinin yol açtığı özgür düşünce, bilim ve teknik alanda gelişmelere ortam hazırladı. Coğrafi Keşiflerin başlattığı sömürgecilik hareketleri ile Avrupa zenginleşti. Teknik gelişmelerin üretim alanına uygulanmasıyla da endüstri devrimi doğdu.
Sonuçları;
➢ Üretimde aletin yerini makina aldı; seri üretime geçildi.
➢ Üretim patlaması yaşandı; uluslararası ticaret hızlandı.
➢ Büyük şirketler kuruldu; sermaye birikimi daha da yoğunlaştı.
➢ Büyük üniteli fabrikalar kuruldu; yeni bir sosyal sınıf doğdu (işçi sınıfı)
➢ Köyden kente göç başladı; kentleşme hızlandı; dünyanın ilk gecekonduları meydana geldi.
➢ Hammadde kaynakları ve pazar alanları bulma yarışı sanayileşen ülkeler arasında rekabete yol açtı.
➢ Emek ve sermaye arasında çelişkiler yoğunlaştı; işsizlik bir yandan artarken öte yandan teknoloji alanlarında yeni yenilikler görüldü.
Yorum: İşsizliğin artması, işgücünün önemli bir unsur olmasına karşın ucuz olmasına yol açtı. Bu durumda işçi sınıfı kendini korumak için sendikalaşma çabalarını başlattı. Böylece çalışma hayatında yeni bir dönem başladı.
➢ Uluslararası ekonomik ve kültürel ilişkiler arttı.
➢ Sosyalizm ve liberalizm gibi düşünce akımları ortaya çıktı.
➢ Aristokrasi güç kaybederken burjuvazi ekonomik ve giderek siyasal alanda önemli bir güç haline geldi. Burjuvazinin güçlenmesi siyasal alanda mutlak monarşileri zayıflattı. Belirginleşen sınıflı toplum yapısı mutlakiyetçi monarşileri anayasal monarşilere dönüştürdü. Burjuvazi elinde bulundurduğu ekonomik gücü siyasal alanda kullanmaya başladı.
Uyarı: Osmanlı İmparatorluğu endüstri devriminin dışında kaldı. Bunun temel nedeni bilim ve teknoloji alanlarındaki gelişmelerin izlenememesi, uzağında kalınması ve bu gelişmeleri doğrudan yaratacak olan sermaye birikiminin olmayışıdır.

Osmanlı Devleti bu devrimin sonuçlarına katlanmak zorunda kalmıştır. Sanayileşme sonucunda Osmanlı Devleti’nde;
a. Yerli el tezgahlarına dayalı sanayi çöktü; ülke hammadde üreticisi konumuna düştü.
b. Dış ticarette denge bozuldu, ekonomi dışa bağımlı hale geldi.
c. Dışarıdan bol sayıda ucuz malların girmesiyle ülke, Batılıların açık pazarı haline geldi.
d. Devlet gelirleri üzerine ipotek kondu; devlet giderek yarı sömürge durumuna düştü.
e. Ülkede lonca teşkilatı önemini yitirdi; işsizlik arttı.

SPONSOR REKLAMLAR

Avrupada Sömürgeciliğin Gelişimi
➢ Sömürgecilik; büyük devletlerin, gelişmemiş ya da geri bırakılmış ülkeleri siyasal ve ekonomik açıdan kendi kontrollerine almalarıyla ilgili süreci ifade eder. Geri kalan ya da geri bırakılan ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine konma, çıkarları doğrultusunda kullanmayı içeren sömürgecilik, Avrupa devletlerinin Uzak Doğu zenginliklerini Avrupa’ya taşımalarıyla başladı. Sanayi İnkılabı’yla yaygınlaştı ve emperyalizm adıyla anıldı.
✔ XIX. yüzyılda hammadde ve pazar bulma arayışıyla beraber emperyalizm tüm dünya kaynaklarını sömürme, karşı çıkan devlet ya da toplulukları zayıflatma, çıkarı gerektiriyorsa yok etme ve yıkmaya yönelik bir faaliyetin adıdır. Emperyalizm sömürgecilikten farklı olarak küresel sermayeyi yönlendirme, sömürülecek ülke halklarını kültürlerine yabancı kılma, kendi düşünce ve yaşam tarzını dayatma amacı güden; sistemli yayılmacılığın, çıkarları doğrultusunda farklı yaklaşım ve siyasetin oluşturduğu bir olgudur.
➢ Ekonomik alandaki birikimi silah sanayinde de kullanarak siyasi ve askeri açıdan gelişen emperyalist devletler yeni, gelişmiş, etki gücü yüksek silahlar üretme yolunu seçtiler. Savaş gemileri, ve makinalı tüfeklerle gittikleri bölgelerdeki olası askeri direnişleri kırmaya yöneldiler.
Bu yeni savaş gücü karşısında Hindistan, Çin gibi devletler direnememiş, XX. yüzyılın başına gelindiğinde dünyanın yaklaşık %85’i Avrupa’nın sömürgesi konumuna düşmüştür.
Not : Sömürgeci devletler yerleştikleri yerlerde sömürge konumuna düşürülen halkların ya da devletlerin kaynaklarına el koydular.
Uyarı: Sömürgeci devletlerin yerleştikleri kolonilerde limanlar, demiryoları ve kentler oluşturmaları sömürdükleri milletlerin hayatları ve soyulan varlıkları karşılığında gerçekleşmiştir.

Modern Siyasi İdeolojiler
Liberalizm: Ekonomi ve politikada özgürlükçülük, serbest piyasa ve rekabet ortamı anlamına gelir. Ekonomik liberalizm serbest piyasa ve rekabetçi bir yapıya, siyasi liberalizm ise her türlü politik görüşün serbestçe ifadesine ve örgütlenmesine dayanır.
Sosyalizm: Üretim araçlarının kişilerde olmadığı, üretim ve bölüşüm araçlarının kamuya ya da devlete ait olduğu siyasal ve toplumsal düzenin adıdır. Emeğin sömürülmesine ve eşitsizliğe karşı çıkan bu öğreti kapitalizm’in anti tezi olarak kabul edilir. Nihai hedefi sınıfsız bir toplum oluşturmaktır.
Kapitalizm: Bir toplumsal örgütlenme biçimidir. Üretim araçlarının özel şahıslarda bulunduğu bu sistemde üretim araçlarına sahip olmayan çoğunluk iş gücünü (emeğini) satışa sunar. Bu sistemde kârlılık esastır. Toplumda hakim güç burjuvazidir.
Marksizm: Bilimsel sosyalizmin ve kominizm’in kurucusu Karl Marks’ın ve Frederic Engels’in çalışmalarından çıkarılan; insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideolojidir. Materyalist bir yoruma dayanan ekonomik ve toplumsal bir dünya görüşüdür. Kapitalizm’in çözümlenmesi ve bir toplumsal değişim teorisidir. Bir öğreti olarak siyasal, ekonomi ve felsefi bir bütünlük içerir.
Materyalizm: Yalnızca maddenin gerçek olduğunu; madde ve maddenin değişimleri dışında hiç bir şeyin var olmadığını, varlığın sadece madde cinsinden olduğunu öne süren bir görüştür. Tüm gerçekliğin sadece maddeden oluştuğu inancıdır. Maddenin zihinden önce geldiğini savunur. Bununla beraber fikirlerin varlığı yadsınamaz. Bu görüş marksizme temel oluşturmuştur. Bu ise sosyalizmin üst aşaması demek olan Komünizm’dir.
Komünizm: Özel mülkiyetin olmadığı, bütün malların, üretim araçlarının topluma ait bulunduğu, bunları herkesin ortaklaşa kullandığı toplum düzeni olarak tanımlanır. Komünizm böylesi bir düzenin kurulması amacı güden siyasal, ekonomik ve toplumsal bir öğretidir.
Uyarı: Modern dünyada Avrupa merkezli olarak gelişen bu ideolojiler birey ve toplumun dünyayı anlamlandırma arayışlarının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu ideolojilerin çıkmasına zemin hazırlayan sekülerleşme olgusu ve pozitivist felsefenin gelişimidir.


4.2.1 Osmanlı Devleti’nde Modern Ordu Teşkilatı
Fransız İhtilali sonrasında Avrupa’da zorunlu askerlik sistemi, ulus devletlerin kurulması ve cumhuriyet rejimlerinin ortaya çıkışında etkili oldu. Avrupa’da yurttaş askerliği uygulaması milli devletlerin siyasi ve askeri açıdan gelişmesine katkıda bulundu.
Bu değişim Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleriyle giriştiği siyasi ve ekonomik rekabete yeni bir boyut kattı. Rusya ile girişilen ve başarısızlıkla sonuçlanan savaşlar Osmanlı Devleti’ni batı tipi yeni askeri ocak ve kurumların açılmasını zorunlu hale getirdi. Aslında Osmanlı Devleti XVIII. yüzyılın ilk yarısında I.Mahmut ile başlayan askeri alanda batılılaşma çabaları bulunmaktaydı. Yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nde askeri alanda şu değişmeler yaşandı:
➢ I. Mahmut’un kurduğu Mühendishane “Mühendishane-i Berr-i Humayun “Kara Mühendishanesi” adıyla orduya topçu Mühendisler yetiştirmek amacıyla genişletildi.
➢ III. Mustafa zamanında, “Deniz Koleji” niteliğindeki Deniz Mühendishanesi geliştirildi. Mühendishane- i Bahr- i Hümayun Adını taşıyan bu okulda yüksek rütbeli subayların yetiştirilmesi amaçlandı.
➢ III. Selim zamanında Devlet adamlarından, devletin sorunları ve bunların çözümlerine ilişkin lâhiyalar (raporlar) istendi. Bu raporların çoğu askerî alanda yenilikleri önerdiğinden III. Selim’in yenilikleri de daha çok askerî nitelikli oldu.
✔ Bu dönemde Yeniçeri ocağına talim zorunluluğu getirildi, humbaracı, lâğımcı, “Topçu Ocakları” teknik sınıf kapsamına alındı. Nizam- ı Cedit adıyla yeni bir ordu kuruldu, bu ordunun masraflarını karşılamak için İrad-ı Cedit (yeni gelir) adlı bir hazine oluşturuldu.
II. Mahmut Zamanında;
➢ Alemdar Mustafa Paşa ile birlikte Sekban- ı Cedit denilen yeni bir askerî ocak kuruldu. Bu ocak daha sonra yeniçerilerin İsyan etmeleri sonucu kapatıldı.
➢ Yeniçerilerden Eşkinci Ocağı adında yeni bir ocak kuruldu. Bu ocak da yeniçerilerin tepkileri sonucu kaldırıldı.
➢ Yeniçeri Ocağı, 1826 yılında, İstanbul halkının da yardımıyla kaldırıldı. (Bu olaya Vak’a-i Hayriye (Hayırlı Olay) denmiştir.)
✔ Yeniçeri ocağının kaldırılması padişahlar, yönetime yeniden egemen olmaya başlamalarına ayaklanmaların azalmasına Ve ıslahatlar daha rahat yapılmasına ortam sağladı.
➢ Yeniçeri ocağı yerine Asâkir- i Mansûre- i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kuruldu. (II. Mahmut zamanında kaldırılan Yeniçeri ocağı yerine kurulan Asakir- i Mansure- i Muhammediye adlı ordunun eğitimi için Prusya’dan subaylar getirtilmiştir.)
➢ Askerî nitelikli Harbiye ve Tıbbiye okulları, 1834’te ise Harp Okulu açıldı.
Sultan Abdulmecid Zamanında;
➢ Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemde askerlik vatan görevi haline getirildi. Osmanlı Devleti’nde “Yurttaş askerliği”ni getiren bu yeni düzenleme günümüze kadar devam eden ve askeriyede “yükümlülük” denen bir uygulamayı başlattı.
1839 yılından itibaren Osmanlı ülkesinde yaşayan ve Osmanlı yurttaşı olan tüm erkekler vatan görevi olarak askerlik yapma yükümlülüğü altına girdi.
➢ Islahat Fermanı’nda Avrupalı devletlerin baskısı ve azınlıkların talebiyle “bedelli uygulama”ya da yer verildi. Böylece bazı durumlarda askeriyede yükümlülük işi belli bir para karşılığında yerine getirilir oldu. Bedelli askerlik tüm Osmanlı vatandaşlarına tanınsa da bu uygulamadan daha çok azınlık statüsündeki Osmanlı yurttaşları yararlandı.
➢ Harb okulunun bir üstü olan Erkân- ı Harbiye (Harp Akademisi) ise 1849’da açıldı. Sultan Abdulaziz zamanında 1870 yılında Bahriye Mektebi ile askerî idadiler (liseler) açıldı.
✔ Askeri alandaki bu gelişmeler hem dış askeri rekabete uyum sağlama hem de merkezi otoriteyi güçlendirme arzusundan kaynaklanmıştır. Bu gelişmeler devlet ocak içindir anlayışını sonlandırmış; Osmanlı Devleti’nde çağın gereklerine uygun modern bir ordunun kurulmasına ortam hazırlamıştır.

4.2.2 Ulus Devletleşme ve Endüstrileşme Sürecinin Etkileri
➢ XIX. yüzyılda politik – askeri ve sosyo – ekonomik ihtiyaçların artması devlet idarecilerini ülkelerindeki nüfusu artırmaya yöneltti.
➢ Nüfusu arttırma çabaları demografik gücü milli gücün önemli bir unsuru haline getirdi. Osmanlı Devleti’nde II. Mahmut zamanında bu amaçla ilk kez nüfus sayımı yapıldı.
✔ Sadece erkek nüfusun tespit edildiği bu işlem, Osmanlı devletinin askeri güç ile demografik güç arasındaki sıkı bağların önemini bildiğini gösterir.
➢ Ulus devletleşme ve endüstrileşme süreci ulaşım ve haberleşme alanında da yeni değişmelere etkide bulundu; II. Mahmut zamanında demiryolu yapımına ağırlık verildi.
➢ Posta teşkilatı kuruldu. Telgraf kullanımı başladı. Bu durum merkezi idarenin denetimini artırdı.
➢ Polis teşkilatının kurulması, memurların can ve mal güvenliğinin sağlanması, divan yerine bakanlık usulüne geçilmesi de bu denetimi artırmaya yönelikti.
➢ Avrupa’da ulus devletleşme ve endüstrileşme süreci Osmanlı Devleti’nde kültürel alanda değişmelere de etkide bulundu.

XIX. Yüzyılda Kültürel Gelişmeler
Eğitim Alanında Değişmeler
II. Mahmut zamanında;
➢ İlköğretim zorunlu hâle getirildi. Klâsik eğitim kurumlarının yanı sıra Avrupa usulünde ilköğretim kurumları açıldı. İptidaî adı verilen sıbyan mektebi ile rüştiyeler açıldı. Rüştiyeler açılınca bu okula öğrenci hazırlayan mektebe iptidaî Mektebi dendi.
➢ Rüştiye okullarının bir üst düzeyi olan Mekteb- i Ulûm-u Edebiye, devlet memurlarının yetiştirilmesi amacıyla Mekteb-i Maarif- i Adliye okulları, Mızıka-i Hümayun (Bando okulu) ve askerî nitelikli Tıbbiye ve Harbiye gibi okullar açıldı.
➢ İlk defa Avrupa’ya öğrenci gönderildi. (Bu bir ölçüde de olsa batı eğitiminin ileri düzeyde olduğunun kabulü anlamına gelir.)
Takvim-i Vakayi adlı ilk resmi gazete çıkarıldı.
Tanzimat ve Meşrutiyet Döneminde;
➢ 1845’te Darü’l- Muallimin (Erkek Öğretmen Okulu), 1850’de dil ve tarih alanında çalışmalar yapmak üzere Encümen-i Daniş
(İlimler Akademisi) kuruldu. 1858 yılında ilk Kız Rüştiyesi açıldı. 1859 yılında Mekteb- i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesinin esası olan okul budur.) açıldı. Bu okul, kaymakamlık ve müdürlük gibi mülkî görevlerde istihdam edilecek devlet memurlarını Yetiştirmek amacıyla kuruldu. Abdülaziz’in padişahlığı döneminde idadî seviyesinde Türkçe ve Fransızca eğitim yapan sultanîler Açıldı (1868). İlk örneğini Galatasaray Sultanîsi oluşturdu.
➢ Tanzimat Devri’nde Maarif- i Umumiye Nizamnamesi yayımlandı. 1869 yılında yayımlanan bu nizamnameyle her köy ve Mahallede bir sıbyan mektebinin kurulması ve bu mekteplerde önceden okutulan derslerin yanı sıra, “Osmanlı Tarihi ve Coğrafyası” gibi derslerin okutulması kararlaştırıldı.
➢ Kız öğrencilerin öğrenim görmeleri sağlandı. Sıbyan mekteplerine öğretmen yetiştirmek amacıyla “Darü’l Muallimi- î Sıbyan” adıyla öğretmen okulu açıldı. Bu okul mezunlarının sıbyan mekteplerinde görev alması sağlandı.
➢ 1870 yılında Darülfünun, 1873 yılında ise yetimler için Darüşşafaka Lisesi açıldı. Bunları, sultanî düzeyinde gayrimüslimlerin Açtığı Robert Koleji izledi.
➢ Özellikle Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde meslekî eğitim alanında birtakım düzenlemelere girişildi. Bu alandaki eksiklikleri giderebilmek amacıyla yeni okullar açıldı. Bunlardan biri 1847’de Ziraat Talimnamesi uyarınca açılan tarım okuluydu.Dört yıl süreli eğitim veren bu okulu, 1842’de Ebe Mektebi, 1857’de Orman Mektebi izledi. 1864 yılında yerli sanayide istihdam Edilmek üzere Islahane adıyla bir sanat okulu açıldı. Islahanede dericilik, dokumacılık ve mürettiplik mesleklerinin öğretimi yapıldı.
➢ 1868 yılında İstanbul’da “Sanayi Mektebi” açıldı. Bu okulda, ıslahhanedeki derslerden başka demircilik, kakmacılık ve mimarlık gibi dersler verildi. 1869’da Telgraf Mektebi, 1875’te Kaptan Mektebi, 1874’te Maadin Mektebi açıldı.
➢ II. Abdülhamit zamanında Mülkiye Mühendis Mektebi kuruldu. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi adını alacak olan bu okulda öğrenim süresi yedi yıl olarak belirlendi.
➢ Müzeci Osman Hamdi Bey’in gayretleriyle 1885’te “Sanayi-i Nefise Mektebi” açıldı. 1887’de tiftik keçilerinin bakımı ve Islahı için Çoban Mektebi, 1895’te Baytar Mektebi açıldı. Osmanlı Devleti’nde Geçici İlköğretim Kanunu 1913’te yayımlandı. Bu kanuna göre, ilköğretim zorunlu, iptidaî mektepler parasız hâle getirildi. İptidaî okullar rüştiyeler ile birleştirildi. Böylece Okulların teşkilat yapısında değişiklik yapılmış oldu. II. Meşrutiyet Devri’nde medreselerin ıslahı ile ilgili “Medaris-i İlmiye Nizamnamesi” adlı bir yasa çıkarıldı. Buna göre medrese öğrenimi 12 yıl sürecekti. Medreselerde müspet ilimlere yer verildi. İstanbul medreseleri 1914 yılında “Darü’l Hilafeti’l – Aliyye Medreseleri” adı altında toplandı.

SPONSOR REKLAMLAR

Yabancı ve Misyoner Okulların Açılması
Tanzimat döneminde tanınan hakların etkisiyle yabancı ve azınlık okulları büyük bir gelişme gösterdi. Rumlar 1844’te Heybeliada da Papaz yetiştirmek amacıyla Ruhban okulunu, Yahudiler Musevi Asri Mektebini kurdular. Bunun dışında Alyans İsralit adlı örgütün desteğiyle bir çok sayıda okul açıldı. Osmanlı Devleti’nin bu okullarda üzerinde denetim hakkı yoktu. Bu durum 1924 Tevhid-i Tedrisat Yasası’na kadar sürmüştür. Yorum Osmanlı Devleti’nde yabancı dilde eğitim veren okulların
açılmasında, siyasî ve kültürel etki alanının genişlemesi amaçlanmıştır. Yabancılar bu okullar sayesinde dillerini yaydılar. Bu okullar Osmanlı ülkesinde öğretim ikiliğine bir başka boyut eklediler. Fransızlardan başka İtalyanlar, İngilizler ve Ruslar, Osmanlı ülkesinde okullar açtılar.
Bu durum, eğitimde büyük karmaşaya yol açtı. Denetimden uzak olan bu okullar, milî birliğin sağlanmasına katkıdan çok, zarar verdiler. Yabancıların açtığı okullar genelde Katolik ve Protestan okulları olarak adlandırılmıştır. Fransızların açtığı okullar Katolik, Amerikan ve İngilizlerin açtığı okullar Protestan okulları adıyla anılmıştır. Bunların yanısıra İtalyan, Alman, Avusturya, Fransa ve Rusların açtığı okullar da vardır. Katolik okulları arasında en tanınmışı; Saint Benoit, Saint Louis, Saint-Joseph erkek okulları ve Nötre de Dama de Sion adlı kız okullarıdır. Protestan okulları arasında en tanınmışı Robert Koleji ve Arnavutköy Amerikan Kız Koleji yer alır.

 

4.3.1 Osmanlıda Demokratikleşme Çabaları
XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti, Sanayi İnkılabı ve Fransız İhtilalinin sonuçlarından olumsuz yönde etkilendi. Varlığını sürdürebilmek, egemenlik ve bağımsızlık haklarını devam ettirebilmek, uluslararası güçlerin içişlerine karışmasını önlemek için halka bir takım hakları içeren ıslahat çabalarına girişti. Uluslararası güçlerin yanısıra yerel siyasi aktörlerin ve ahalinin kriz döneminde farklı talepleri Osmanlı Devletini yeni arayışlara sevk etti. Osmanlı Devleti siyasal bütünlüğünü sürdürmek ve küresel güçlerin içişlerine karışmasını önlemek adına Avrupa’daki oluşumlara paralel bir çok düzeltim çabasına yöneldi. Halka bir takım haklar veren bu düzeltim çabaları demokratikleşme çabaları olarak anıldı. Bu çabalar merkezi idarenin yerel otoriteyle uzlaşmasıyla başladı.

Sened-i İttifak (1808)
Sened- i İttifak, II. Mahmut döneminde, devlet ile ayanlar arasında yapılmış bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin hazırlanış nedeni Padişahın kendisini tahta geçiren Rumeli ayanlarından Alemdar Mustafa Paşaya olan borcunu ödemek ve yapılacak ıslahatlarda Ayanların desteğini sağlamak istemesidir. Mutlakiyetle yönetilen Osmanlı Devleti’ni böyle bir antlaşmaya sevk eden durum ise devletin, ayanlara söz geçiremeyecek kadar güçsüz olmasıdır.
Bu sözleşme, padişahın yetkilerinin sınırlandırıldığının da bir göstergesi olmuştur. Bu sözleşme Osmanlı devlet yönetimine ters düşen bir özellik taşır. Bunun nedeni, devletin, ayanların varlığını yasal olarak tanımasıdır.

Yorum: Bu sözleşme, devleti çöküşten kurtarmayı amaçlayan ve eşitliği sağlayıcı bir ıslahat hareketi değildir. Dış gelişmelerin ürünü de değildir. Mutlak otoritenin sınırlandırılabileceğini göstermesi bakımından sonraki ıslahatlara zemin hazırlayan yönü vardır.

SPONSOR REKLAMLAR

Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayun) (1839)
Uluslararası güçlerin talepleri kadar devletin halk arasında kaynaşmaya sağlayarak yerel siyasi aktörlerin ve gayrimüslim ahalinin devlete olan bağlılığını artırmak amacı Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinde belirleyici oldu. Fermanın ilan edilmesinde etkili olan iç ve dış faktörler şöylece özetlenebilir:
İlanında Etkili Olan Dış Nedenler
➢ Avrupalı büyük devletlerin (İngiltere, Fransa) desteğini sağlamak
➢ Mısır sorununun daha fazla büyümesini önlemek
➢ Uluslararası sorunlarda (Boğazlar, Mısır gibi) Avrupa’nın desteğini kazanmak
➢ Rusya’nın müdahalesini önlemek (Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanını bastıramayan Osmanlı Devleti Rusya’dan yardım istemiş, Hünkâr İskelesi Antlaşmasıyla da Rusya, boğazlarda hak elde etmişti.)
İlanında Etkili Olan İç Nedenler
➢ Müslüman ile, Müslüman olmayanlar arasında eşitlik sağlamak; böylelikle devleti çöküntüden kurtarmak
➢ Devletin bütünlüğünü sağlamak, bunun için de halka yeni haklar vermek
➢ III. Selim ve II. Mahmut devrindeki ıslahatlara göre daha kapsamlı yenilikler yapmak
➢ İmparatorluğun siyasal birliğini sağlamak
İlan ettiren: Padişah Abdülmecit ile Mustafa Reşid Paşa Fermanın en büyük yeniliği: Her gücün üstünde bir yasa gücünün olduğu fikri; kanun önünde herkesin eşit sayılması Fermanın kendinden önceki ıslahatlardan farkı: Haklar alanında yeni değerler içermesi; insan hakları, eşitlik, adalet, demokrasi gibi alanlarda yenilikleri kapsaması Fermanın temel amacı: Devleti çöküntüden kurtarmak için devlet yapısında reformlar gerçekleştirmek
Fermanın yayımlanma amacı: Eşitlikçi, adaletçi bir Osmanlı Devleti imajını Avrupa’da uyandırmak

Fermanın Özellikleri
➢ Padişahın yetkileri kısıtlanmıştır; her gücün üstünde bir yasa gücünün tanınmasıyla
➢ Anayasacılığın ilk aşamasıdır; kanun üstünlüğünün tanınmasıyla
➢ Hukuk devleti anlayışının Osmanlı’daki temelidir; insan haklarına yönelik hükümler içermesiyle
➢ Yurttaş askerliğe bir geçiştir; askerliğin vatan görevi haline getirilmesiyle
➢ Padişahla halk arasında yapılan bir sözleşme değildir; Padişahın tek taraflı iradesine dayanan bir fermandır.
➢ Daha önceki yeniliklerin tekrarı olmayıp, yeni ilkeler getirmiştir.
➢ İngiltere’de 1215’te ilan edilen Magna Carta’ya benzer.
Tanzimat Fermanı ile Magna Carta;
a. Kişilerin yargılanmasına açıklık getirilmesi,
b. Hukuka bağlı devletin temelinin atılması,
c. Demokratikleşme alanında gelişmeler sağlanması,
d. Mutlak otoritenin sınırlandırılması,
e. İnsan hakları, adalet, eşitlik ve anayasacılık kavramlarının ortaya çıkması yönünde benzerlik taşır.

Islahat Fermanı (1856)
Temel amacı: Türklerle, azınlıkları kaynaştırmak; böylelikle imparatorluğun birliğini sağlamak
İlan nedenleri:
a. Azınlıkları imparatorluk çatısı altında tutmak
b. Devletin bütünlüğünü sağlamak
c. Azınlık eylemlerini engellemek
d. Avrupalı devletlerin içişlerine karışmasını önlemek
e. Paris Konferansı’ndan olumlu sonuç elde etmek
Islahat Fermanı ile Azınlıklar;
➢ İl meclisine üye olabilme (ilk siyasal haktır)
➢ Kendi okullarını kurabilme (eğitimsel)
➢ Din değiştirmeksizin devlet memuru olabilme (İdari – sosyal)
➢ Mülk edinebilme, banka ve şirket kurabilme (ekonomik)
➢ Din ve mezhep özgürlüğü (dinsel – sosyal)
➢ Askerlik yükümlülüğünü bedelli yapma (askeri)
➢ Kilise, okul gibi kuruluşları onarma (sosyal – dinsel) gibi hakları elde etmişlerdir.
Yorum: Islahat Fermanı, XIX. yüzyılda azınlıklara verilen geniş ayrıcalıkları içeren bir belgedir. Tanzimat ile ortaya çıkan Müslüman-Hristiyan eşitliğini tam olarak sağlamaya yöneliktir. Tanzimat Fermanı gibi Batılılara Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışma fırsatı vermiştir.
Tanzimat Fermanı ile Islahat Fermanı Arasındaki Farklar
➢ Tanzimat Fermanı genel bir yenileşme çabasını yansıtırken, Islahat Fermanı özel bir yenileşme çabasını yansıtır.
➢ Tanzimat Fermanı tüm Osmanlı halkına dönük hü-kümler içerirken, Islahat Fermanı daha çok azınlık haklarına yönelik hükümler içerir.
➢ Tanzimat Fermanı tek yanlı bir hak veriş iken, Islahat Fermanı daha çok karşılıklı görüşmelerin (dış baskının) sonucudur.
➢ Tanzimat Fermanı askerliği vatan görevi haline getirirken (yükümlülük), Islahat Fermanı nakdi bedel usulünü getirir (Bedelli).

Uyarı: Tanzimat Fermanı’ndan I. Meşrutiyet’e kadar olan dönem, Tanzimat Dönemi (1839 - 1876) olarak adlandırılır. Bu dönemde;
a. En çok hukuk ve yönetim alanlarında ıslahatlar yapıldı.
b. Avrupa hukuk kurallarına göre işleyen mahkemeler açıldı.
c. Devleti yeniden oluşturma, teşkilatlandırma çabalarına girişildi.
d. İdari, askeri, mali alanlarında yeni düzenlemeler yapıldı.

I. Meşrutiyet’in İlânı (1876)
Nedenleri
➢ Azınlıkları yönetime katarak milliyetçilik akımlarını ve Rusların pan-slavizm çabalarını önlemek amacı
➢ Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmalarını önlemek gayesi
➢ Avrupa’daki demokrasi hareketlerinden etkilenen Osmanlı aydınlarının çabaları
➢ Devletin ekonomik bunalım içinde olması (1875’te mali iflasını ilan etmiştir)
➢ 1875’da Bosna-Hersek ve Sırp isyanları nedeniyle toplanan istanbul Konferansı’na engel olmak amacı (ilanı acil kılan; ilanında son aşamayı oluşturan nedendir.)
İlan ettiren grup: Yeni (Genç) Osmanlılar Cemiyeti
İlanında etkili olan düşünce akımı: Osmanlıcılık
Kanun-i Esasiye’nin Bazı Hükümleri
1. Yasama görevi Ayan Meclisi ile Mebusan Meclisi’nindir.
2. Ayan Meclisi üyeleri padişah tarafından tayin edilecektir. Mebusan Meclisi üyeleri ise dört yılda bir yapılacak seçimle halk tarafından seçilecek. Her ellibin Osmanlı uyruğundaki erkek vatandaşın oyuna karşılık bir milletvekili seçilecek.
3. Meclisi açma ve kapama hakkı padişaha aittir. (Yasama organı padişah’ın etkisinde demektir)
4. Yürütme yetkisi; başında padişahın olduğu Bakanlar Kurulu’na (Heyet-i Vükelâya) ait olacak.
5. Kanun teklifini sadece hükümet yapabilecek. (Bu hüküm Mebusan Meclisi’nin etkinliğini azaltır)
6. Hükümet meclise karşı değil, doğrudan padişaha karşı sorumlu olacak.
Yorum: 3, 4, 5 ve 6. maddeler irdelendiğinde Mebusan Meclisi’nin padişahın yanında yönetime ortak olsa da bu durumun görünüşte olduğu, yetkilerin kaynağı ve kullanma hakkının padişahta toplandığı görülür. Bu maddelere dayanarak, monarşik iradenin üstünlüğünün devam ettiği ulus iradesinin çiğnendiği yargılarına varılabilir.
7. Padişah devlet güvenliğini bozduğu gerekçesiyle polis soruşturması açabilecek, suçlu görülenleri sürgüne gönderme yetkisine sahip olacak.
8. Devletin dini İslam’dır. (Bu hüküm Osmanlı bilinci oluşturma çabalarına terstir. Din temeline dayanan teokratik yapının devam ettiğinin bir göstergesidir.)
9. Osmanlı’da yaşayan herkes hiç bir ayrım yapılmaksızın Osmanlı vatandaşı sayılacak (Bu hüküm birlik ve beraberliğe olan gereksinimin göstergesidir.)
Not :Kanun-i Esasiye’de kişi özgürlüğü, mülkiyet hakkı, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, vergi eşitliği, din özgürlüğü, yasal eşitlik, dilekçe hakkı gibi temel haklara ilişkin hükümlere de yer verilmiştir. Böylece Mecelle yerine Kanun-i Esasi temel alınmıştır.
Kanun-i Esasi’nin Özellikleri
➢ Osmanlı tarihinde batılı anlamda ilk anayasadır.
➢ Osmanlı halkı ilk defa padişahın yanında yönetime ortak olmuştur.
Uyarı: Tanzimat Fermanı’nda ilk defa bu haklar verilmişti. Fakat halkın yönetime katılması sözkonusu değildi. Bunun nedeni parlamentonun olmayışıdır.
➢ Çift meclis (Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan) oluşturuldu. (Ayan Meclisi Padişah, Mebusan Meclisi halk tarafından seçilir.)
➢ Yasama gücü görünüşte meclisindir. Gerçekte padişahın etkisindedir (Padişah anayasaya göre meclisi de dağıtabilme yetkisine sahipti).
➢ Devletin teokratik yapısı korunmuştur.
➢ Mutlak monarşinin üstünlüğü reddedilmemiştir.

SPONSOR REKLAMLAR

II. Abdülhamit, 1877-1878 (93 Harbi) Osmanlı- Rus Savaşı’nı gerekçe göstererek meşrutî yönetime son verdi. Asıl neden ise II. Abdülhamit’in, yetkilerini, azınlıkların da temsil edildiği bir meclisle paylaşmak istemeyişidir. Kanun- i Esasî ise kaldırılmamakla beraber hiç uygulanmadı. Böylece 1908 yılına kadar sürecek olan İstibdat Dönemi başladı. Bu dönem tam bir baskı ve sansür devri oldu. Bu dönemde matbaalar çoğalmış, kitap basımı ve tercüme faaliyetleri hızlanmış, yeni okullar açılmış, imar faaliyetleri artmıştır. Demir yolu yapımına önem verilerek merkezi yönetimin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. İkinci Abdülhamit’in 1878’de başlayan ülkeyi sıkı bir yönetimle kendi otoritesi altına alma politikası 1908’e kadar sürmüştür.

Tanzimat ve Meşrutiyet Döneminde Hukuk Sisteminde Değişiklikler
Osmanlılarda Tanzimat dönemine kadar şu mahkemeler vardı:
Şeriat Mahkemeleri: Müslüman halk arasındaki davalara ve anlaşmazlıklara bakardı.
Cemaat Mahkemeleri: Osmanlı ülkesindeki Müslüman olmayanların bağlı bulundukları mahkemeler idi.
Konsolosluk Mahkemeleri: Kapitülâsyonlardan yararlanan yabancılar arasındaki anlaşmazlıkların görüldüğü mahkemelerdi. Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemde yeni hukuk ilkeleri benimsendi. Her gücün üstünde bir yasa gücü olduğu fikriyle hukuk devleti yolunda önemli adımlar atıldı. Herkesin kanun önünde eşit sayılması ilkesi kabul edildi. 1840 yılında ceza kanunu ile bu ilke güvence altına alındı. Aynı yıl içinde ticaret mahkemesi, 1848’de karma ticaret mahkemesi kuruldu. 1850 yılında ticaret kanunu yayınlandı. 1856 yılında Islahat Fermanı’yla azınlık haklan genişletildi. Azınlıklara devlet memuru olabilme hakkı verildi.
1857 yılında arazi kanunnamesi yayımlandı. 1839-1876 yıllarını kapsayan Tanzimat döneminde kadılık mesleğinin prestijini yükseltmek için nuvvap mektebi açıldı. Müslümanlar ile Müslüman olmayanların davalarının görüldüğü nizamiye mahkemeleri kuruldu.
1868 yılında Cevdet Paşa başkanlığında fıkıh uzmanlarından oluşan bilim kurulu olan Mecelle Cemiyeti kuruldu. Bu kurul, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’yi oluşturdu. Bir giriş, 16 bölümden oluşan Osmanlı Medenî Kanunu vücuda getirildi. İslâm hukukuna göre hazırlanan Mecelle’yle fıkıh ve çağdaş hukuk bağdaştırılmaya çalışıldı. Bununla, Osmanlı toplum yapısına uygun bir medenî yasa hedeflendi. Mecelle’nin şeriat ve nizamiye  mahkemelerinde uygulanması kararlaştırıldı. 1870 yılında Adliye Nezareti kuruldu. 1876 yılında, batılı anlamda ilk anayasa olan Kanun-i Esası ilân edildi. Böylece devletin temel kuruluşları, görev ve yetkileri yeniden belirlenmiş oldu. Meşrutiyet döneminde devletin işleyişini düzenleyen pek çok kanun kabul edildi.

4.3.2 Dağılmayı Önleme Çabaları (Fikir Akımları)
Osmanlıcılık
Fikrin temeli: Osmanlı milleti yaratmak
Temel amacı: Osmanlı bilinci oluşturarak, imparatorluktan kopuş sürecini engellemek. Bunun için de meşrutiyeti ilan ettirmek.
Kökeni: İlk olarak Abdülaziz devrinde görülür.
Temsilcisi: Yeni Osmanlılar (Jön Türkler)
En çok çeliştiği akım: Ulusçuluk (Zira amacı bu tür eylemleri önlemektir)
Geçerliliğini yitirmesi: Balkan Savaşları (Arnavutluğun da bağımsızlığını ilan etmesiyle)__

İslamcılık (Ümmetçilik)
Fikrin temeli: İslamî kuralların devlet yapısına tam hâkim olması, Müslümanların tek çatı altında toplanması
Temel amacı: Osmanlı merkez olmak üzere bir islam imparatorluğu kurmak.
Kökeni: Özellikle siyasal akım olarak II. Abdülhamit dönemi
Temsilcisi: II. Abdülhamit, Süleyman Nazif, Mehmed Akif, Muhammed İkbal v.s.
En çok çeliştiği akım: Özellikle sosyal – kültürel alanda Batıcılık, daha sonra sırasıyla Osmanlıcılık, Ulusçuluk, Federalcilik.
Geçerliliğini yitirmesi: I. Dünya Savaşı’nda Arapların İngilizlerin yanında yer almaları
Uyarı: Osmanlılar’da görülen diğer tüm fikir akımlarıyla çelişti. Osmanlı Devleti’nde ortaya çıktıkları dönemler itibarıyla mevcut siyasal rejimle çelişmeyen tek akım İslamcılık’tır. Türkçülük (Milliyetçilik) -Turancılık (Pan – Türkizm)
Fikrin temeli: İmparatorluğun öz öğesi Türklerdir. Tüm dünya Türkleri biraraya gelmelidir.(Turancılık)
Temel amacı: Türklük bilincini aşılamak. (Türkçülük), Orta – Asya’dan Balkanlara uzanan geniş bir bölgede Turan İmparatorluğu kurmak
(Turancılık)
Kökeni: Başlangıçta II. Meşrutiyet öncesinde dil, edebiyat ve tarihalanında bir Türkçülük görülür. Giderek Orta Asya Türklerini birleştirme ülküsüne yönelir. Bu anlamda, (Turancılık) II. Meşrutiyet döneminde etkili olur.
Temsilcisi: Ali Suavi, Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp (fikrin babası sayılır) ve İttihat ve Terakki; Enver, Cemal ve Talat Paşalar.
Geçerliliğini yitirmesi: I. Dünya Savaşı’nda Almanya ile birlikte alınan yenilgi.
Uyarı:Pan – Türkizm, M. Kemal’in önderliğinde, Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan herkesi Türk sayan, vatandaş ve yurttaş bilincini temel alan kültürel milliyetçiliğe (Anadolu Türkçülüğü) yerini bırakacaktır. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülen bu akımların temeli, devleti çöküşten kurtarmaktır. Ümmetçilik dışında, öncelikli amaçları meşrutiyeti yeniden ilan ettirmektir. Ortaya çıktıkları dönemde mevcut siyasi yapıyla çelişmeyen tek akım Ümmetçiliktir. Kurtuluş Savaşı yıllarında en çok etkili olanı ise Milliyetçiliktir.

II. Meşrutiyet’in İlânı (1908)
II. Abdülhamit’in 93 Harbi’ni (1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı) gerekçe göstererek Mebusan Meclisini kapatmasına, meşrutiyet Ve anayasa isteyen aydınlar büyük tepkide bulunmuşlardı. II. Abdülhamit’in otokratik yönetimine muhalefet eden Jön Türklerdi. Jön Türklerin bu muhalefeti, 1890’da kurulan ve ordu içinde gizlice örgütlenen İttihat ve Terakki Cemiyeti ile daha da arttı. II. Abdülhamit’in uyguladığı politikalara karşı gizli olarak kurulan bu cemiyet, anayasanın yeniden yürürlüğe girmesi yönünde Çaba gösterdi.

SPONSOR REKLAMLAR

İlan Nedenleri
➢ II. Abdülhamit’in 93 Harbi’ni (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nı) gerekçe göstererek Meclis-i Mebusan’ı kapatması
➢ Meclisin kapatılmasının aydınlar tarafından tepkilere yol açması
✔ Bu yoğun tepkiler II. Abdülhamit’e karşı muhalefet kanadını oluşturan Jön Türklerin ordu içinde gizlice örgütlenmesinde, kendini iyice hissettirir.
➢ II. Abdülhamit’in uyguladığı politikalara karşı (ki bundan dolayı II. Abdülhamit’in dönemine İstibtad Dönemi denmiştir.) gizli kurulan derneklerin anayasa isteyen taleplerinin yoğunlaşması
➢ Reval Görüşmesi’nde İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı topraklarını paylaşmaya karar vermeleri
Yorum : Bu görüşme Makedonya topraklarının elden çıkması gibi bir tehlike ortaya çıkarmıştır. Bu durum Jön Türklerin bir kolu olan ve daha çok ordu alanında örgütlenen İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önderliğinde bir isyan başlatmasında son aşamayı oluşturmuştur.
Amaçları
➢ Balkan uluslarını yönetime katmak (Devletin dağılmasını önlemek için)
➢ Avrupa devletlerinin içişlerine karışmasını önlemek
➢ Rusya’nın Balkanları slavlaştırmasını önlemek
➢ İmparatorluğun bütünlüğünü korumak
Sonuçları
➢ İlk defa çok partili yaşam görülür. (İttihat Terakki Fırkası, Ahrar Fırkası, Hürriyet İtilaf Fırkası gibi)
➢ Padişahın yetkileri 1876 anayasasına göre kısıtlandı (Padişahın yetkilerini kullanış biçimi değişti.) Padişahın veto yetkisi sınırlandırıldı.
➢ Mebusan Meclisine daha fazla üstünlük tanındı. (Mebusan Meclisi’nin onayından geçen kişiler bakan olabilirdi).
➢ Birey hak ve özgürlüklerine yer verildi (ilk kez toplanma ve cemiyet kurma hakkı tanındı, Padişahın keyfi sürgüne
gönderme yetkisi kaldırıldı).Basına yönelik sansür kaldırıldı.

II. Kanun-i Esasi ile I. Kanun-i Esasi Arasındaki Farklar
➢ İlk kez toplanma ve cemiyet kurma hakkını tanıması
➢ İlk kez siyasal partilerin kurulmasına olanak sağlaması
➢ Padişahın yetkilerinin kullanış biçiminin değiştirilmesi
➢ Yasamanın (meclisin) yürütmeyi (hükümeti) denetlemesine yönelik açılımlar sağlaması (Padişah ancak Mebusan Meclisi’nin onayından geçen kişileri bakan olarak atayabilirdi ve hükümet padişaha, değil meclise karşı sorumlu olacaktı.)
II. Kanun-i Esasi ile I. Kanun-i Esasi Arasındaki Benzerlikler
➢ Mebusan Meclisi’nin seçiliş yöntemi
➢ Devletin teokratik yapısının korunması
➢ Monarşik rejimin üstünlüğünün kabulü
➢ Padişahın mutlak otoritesinin sınırlandırılması
➢ Azınlıkların mecliste yer almalarının sağlanması

Uyarı :II. Meşrutiyetin kendinden önceki Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I. Meşrutiyet gibi siyasal girişimlerle ortak yönü Padişahın mutlak otoritesinin sınırlandırılmasıdır. II. Meşrutiyetin ilanı sırasında ülkede karışıklıklar yaşandı. İttihat Terakki bir süre iktidara tam egemen olamadı. Bunun sonucunda; Yunanistan Girit’i Avusturya – Macaristan Bosna Hersek’i ilhak etti. Bulgaristan bağımsızlığını ilan eder. Dış politikalar bu başarısızlık, içerdeki toplumsal kutuplaşma bu ayaklanmanın ortaya çıkmasında belirgin rol oynadı.

31 Mart Vakası (13 Nisan 1909)
Özetle 31 Mart Vakası’nın çıkmasında;
➢ İttihat ve Terakki’nin yönetime tam hâkim olamayışı
Uyarı : 1908-1913 yılları arasında ittihatçılar doğrudan yönetime sahip olmayıp, hükümetler üzerinde etkili olmaya çalışmışlardır. 1913 Bab-ı Ali Baskını’ndan sonra tüm siyasi otoriteyi denetimleri altına alacaklar ve Almanya ile giderek artan ilişkiler içinde olacaklardır.
➢ Ordu ve memur kadrosu içinde II. Abdülhamit yanlılarının görevden atılmaları
➢ Karşıt görüşlü gazeteciler (İslamcı- Meşrutiyetçi) arasındaki sert tartışmaların siyasal atmosferi gerginleştirmesi
➢ Siyasal suikastlerin baş göstermesiyle toplumsal gerginliğin artması (Volkan Gazetesi başyazarı Derviş Vahdet ile Serbest gazetesi başyazarı Hasan Fehmi öldürüldü.)
➢ Devletin Balkanlarda toprak yitirmeye devam etmesi (Bosna -Hersek, Girit, Bulgaristan toprakları gibi)
Sonuçları:
➢ Mahmut Şevket Paşa Başkanlığında, Kurmay başkanının Mustafa Kemal olduğu Hareket Ordusu Selanik’ten İstanbul’a gelerek isyanı bastırdı.
➢ II. Abdülhamit tahttan indirildi, yerine V. Mehmet Reşad getirildi.
➢ Kanun-i Esasi’de yeni değişiklikler yapıldı.
Yorum :31 Mart Vakası Meşrutiyet idaresini ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Mevcut yönetim yerine daha geri bir yönetimi hedefleyen bu hareket, irtica hareketi olarak tanımlanır.

4.3.3 1876 – 1913 Arasında Gerçekleştirilen Darbelerin Osmanlı Siyasi Hayatı Üzerinde Etkileri
a. 1876: Avrupa demokrasi hareketlerinden etkilenen Jön Türkler, Osmanlıcılık idealinin gerçekleşmesiyle Osmanlı Devleti’nin çöküşünün önlenebileceğini düşünmekteydiler. Bunun için hak ve özgürlüklere dayalı yeni bir anayasanın ilanı için padişah Abdulaziz’e baskıda bulundular. Sultan Abdulaziz bu istekleri yerine getirmeyince tahttan indirerek yerine V. Murat’ı getirdiler. V. Murat’ta Meşruti idareye karşı çıkınca tahttan indirdiler, yerine Meşrutiyeti ilan etmek koşuluyla II. Abdulhamid’i getirdiler.
✔ Bu durum geleneksel Osmanlı devlet yönetiminde kabul gören padişahın mutlak iradesine karşı bir baş kaldırıydı. Baskı ve vesayetin devlet idaresinde etkili olmasıydı. Azınlıkların devlet yönetimine katılmasına karşı olan II. Abdülhamid, Kanun-i Esasi’nin padişaha tanıdığı yetkiyi kullanarak 1877’de meclisi feshetti. 1878’den 1908’e kadar teokratik mutlak monarşi düzeni yeniden tesis etti. Jön Türk muhalefetini sindirdi. Ne var ki Jön Türk hareketi bu kez ordu içinde gizlice örgütlenerek İttihat ve Terakki Cemiyeti, kurdu. 1890’da kurulan bu cemiyet, 1908 yılında Reval Görüşmesi’ni gerekçe göstererek II. Abdulhamid’i yeniden meşruti idareye geçmesi yönünde baskısını artırdı. Ordunun baskısına direnemeyen II. Abdulhamid çaresiz Kanun- i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koymak zorunda kaldı. Ne varki Meşrutiyet’in ilanı devletin iç ve dış sorunlarını çözmede yetersiz kaldı. Dışardaki toprak kayıpları ve içerdeki kutuplaşma artarak devam etti. Bu durum 31 Mart Vakası’na zemin hazırladı.
b. 1909: Meşruti idareye karşı çıkanların çıkardığı 31 Mart Vakası İttihatçıların denetimindeki Hareket Ordusu tarafından bastırıldı. İttihatçılar 31 Mart İsyanı’nda II. Abdulhamid’in rolü olduğu gerekçesiyle tahttan indirdiler.
c. 1913: İttihat ve Terakki Cemiyeti I. Balkan Savaşı’ndaki yenilgiyi hükümete yükleyerek yönetime el koydu. Bab-ı Ali Baskını olarak bilinen askeri darbeyle ülke yönetimini tek başına üstlendi. Osmanlı Devleti’nin kaderini belirleyen bu güç, I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında savaşa katılarak ülke yönetiminde belirleyici olduğunu gösterdi. Savaşın kaybedilmesinden sonra İttihatçılar yurdu terk etti.

Leave a Reply