11. Sınıf Tarih Dersi 3. Ünite Ders Notları

11. Sınıf Tarih Dersi 3. Ünite Ders Notları

11. Sınıf Tarih Dersi İçin Kısa Özet çalışmamız devam ediyor. Bildiğiniz Gibi bu Ünitemizin adı Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi. 1774 ila 1914 yılları arasında ki İlişkileri anlatan bu Ünitede Kısaca konu Başlıkları aşağıdaki gibidir. Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi Kısa Özet olarak bulabileceğiniz gibi, Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi ders notlarını pdf haline de getirebilirsiniz.
ÜNİTE KONULARI
3.1. XVIII. YÜZYILDAN XX. YÜZYILA AVRUPA VE OSMANLI DEVLETI
3.2. OSMANLI DEVLETI’NIN SIYASI VARLIĞINA YÖNELIK TEHDITLER
3.3. MEHMET ALI PAŞA’NIN GÜÇ KAZANMASI
3.4. KUZEYDEN GELEN TEHLIKE: RUSYA

SPONSOR REKLAMLAR

Pekala bu Ünitede Neler Öğreneceğiz. Bunuda Ders Kitabımızda zaten Ünitenin başında belirtilmiştir. Ama Yine de lazım olur diye aşağıya ekliyorum.
NELER ÖĞRENECEĞİZ
1815 Viyana Kongresi ve Avrupalı güçlerin Osmanlı Devleti’ne müdahaleleri
Vehhabilik hareketi ve etkileri
İtalya ve Almanya’nın kuruluşu ile Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf’ın oluşumu
XVIII. yüzyıldan XX. yüzyıla Osmanlı Devleti ile Rusya ilişkileri
Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti

3.1.1 Büyük Güçlerin Osmanlı Coğrafyasına Yönelik Nüfuz Elde Etme Çabaları
Büyük güçlerin Osmanlı coğrafyasına yönelik nüfuz çabaları XVIII. yüzyılın son çeyreğinden itibaren giderek yoğunlaştı. Avusturya Balkanlarda, Rusya, Balkanlar dışında Kafkasya, Karadeniz ve Akdeniz coğrafyasında, Fransa ve İngiltere Kuzey Afrika ve Yakın doğu topraklarında nüfuz elde etme çabalarını artırdılar.
Rusya ve Avusturya’nın Nüfuz Elde Etme Çabaları
III. Selim tahta çıktığı yılda Osmanlı Devleti, Rusya ile savaş halindeydi. Rusların 1787’de Kırım’ı işgal etmeleriyle başlayan bu savaşta Osmanlı Devleti Kırım’ı kurtarmak ve dolayısıyla kırım topraklarının Avusturya ile Rusya arasında bölüşülmesini engellemek amacındaydı. Kırım’a gösterilen aşırı hassasiyetin temel nedeni, Kırım’ın stratejik ve jeopolitik konumuydu.
✔ Kırım, hem Doğu Avrupa’daki Osmanlı egemenliği için, hem Karadeniz hâkimiyeti ile “İpek Yolu” ticaretinin denetimi için, hem de İstanbul’un güvenliği açısından son derece önemli bir stratejik üs idi. Rusların Kırım’ı işgal etmeleri ve Avusturya ile iş birliği yaparak Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarını paylaşma tasarıları (Grek Projesi), III. Selim zamanında da savaşların devam etmesine yol açtı.
Not: Grek Projesi’ne göre Eflak ve Boğdan’da Dakya Devleti kurulacak, Sırbistan ve Bosna Hersek Avusturya’ya bırakılacak, Bizans İmparatorluğu yeniden kurulacak, bu imparatorluğun başına Rus II. Katerina’nın torunu getirilecekti. Böylece Avusturya Balkanlarda, Rusya ise Avrupa ve Akdenizde konumunu güçlendirecekti.

SPONSOR REKLAMLAR

Bu projeyi çıkarlarına aykırı bulan İngiltere Osmanlı Devleti’nde yana tutum almış, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik politika izlemiştir. İngiltere’nin bu tutumu Grek Projesi’ni boşa çıkarmıştır. Bu durumda Rusya’nın büyümesinden endişe eden İngiltere ile Avusturya’nın genişlemesinden çekinen Prusya, Osmanlı Devleti’ni savaşa kışkırttı. Osmanlı Devleti, Rusya ile çıkar çatışması olan İsveç ile de yakınlık kurarak destek sağlamaya çalıştı. 1789’da başlayan savaşlarda Ruslar, Akkerman’ı, Avusturyalılar da Belgrad’ı işgal etti. İsveç’in savaştan çekilerek Rusya ile antlaşma yapması, Osmanlı Devleti’ni zora soktu. Prusya ile yapılan antlaşma da yürürlüğe girmedi. Avusturya iç sorunlarının artması yüzünden Ziştovi Antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi (1791). Bunun diğer bir nedeni, Fransa’da ihtilâl çıkması ve Prusya’nın savaşa girme olasılığının artmasıdır. Ziştovi Antlaşması’yla Avusturya, savaşta aldığı yerleri Osmanlılara geri verdi.

Rusya ile savaş durumu 1792’de Yaş Antlaşması’yla sona erdi.
Bu antlaşma ile;
➢ Osmanlı Devleti, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etti.
➢ Dinyester nehri yeni sınır oldu.
➢ Doğu’da savaştan önceki sınırlar korundu.
Uyarı: 1787 – 1792 Osmanlı – Rus, Osmanlı – Avusturya savaşları sonucunda Osmanlı Devleti Kırım’ı geri alamamış, üstelik yeni topraklar kaybetmiş, bu ise dağılma dönemini başlatmıştır. Savaşları sonlandıran Ziştovi ve Yaş Antlaşmalarıyla sağlanan barış ortamı III. Selim’in ıslahatlarına başlamasına zemin hazırlamıştır.

Fransa’nın Nüfuz Elde Etme Çabaları

Napolyon’un Mısır’ı işgaliyle Fransa, İngiltere’nin Orta Doğu ve Uzak Doğu’daki çıkarlarına darbe indirmeyi amaçlıyordu. Fransa’ya göre Rusya, Osmanlı Devleti’ni her an parçalayabilirdi. O hâlde bir an önce Mısır alınmalıydı.
XVIII. yüzyılın sonlarında Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki Araplara ve Rumlara milliyetçilik fikirlerini aşılamaya çalışmakla asıl amaçladığı, bu bölgede yeni çıkarlar elde etmek idi. Fransa’nın Mısır’ı işgali, sıcak denizlere inme amacındaki Rusya ile Doğu Akdeniz’de çıkarları olan İngiltere’yi harekete geçirdi. Bu durum tarihte ilk kez Osmanlı
– Rus-İngiliz iş birliğine yol açtı. Bu iş birliği karşısında tutunamayan Fransa 1801’de El Ariş Antlaşması’yla Mısır’dan çekildi. Fransa ile bozulan ilişkiler, 1804’te Napolyon’un, imparatorluğunu ilân etmesi ve Kıt’a Avrupası’na
savaş ilân etmesinden sonra yeniden düzeldi.

1806 -1812 Osmanlı – Rus Savaşı ve Avrupa Devletlerinin Tutumu

XIX. yüzyılda uluslararası ilişkilerde denge stratejsinin en kayda değer örneği bu savaşlarda görüldü. İlişkilerde ittifakların sıklıkla değiştiği bu savaşlar sırasında gerçekleşenler, dış politikanın çıkarlar doğrultusunda ne kadar değişken olduğunun somut örneklerini ortaya koydu.

Napolyon’un Mısır’ı işgali sırasında Osmanlı Devleti’ni destekleyen Rusya, Fransa’nın Mısır’dan  çekilmesine rağmen Ege adalarında askerî varlığını sürdürmek istedi. Bununla yetinmeyip Eflâk ve Boğdan beylerini Osmanlı Devleti aleyhine kışkırttı. Balkanlardaki Rus yayılmacılığını önlemek isteyen Osmanlı Devleti, Fransa’ya güvenerek Boğazları Rus gemilerine kapattı. 1804 yılında Napolyon’un imparatorluğunu ilân etmesi ve ardından İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya ile savaşlara başlamasıyla Osmanlı Devleti, Fransa’yı denge unsuru olarak gördü ve bu devletle yakın ilişkiler kurdu. Fransa da Osmanlı Devleti’ni bir denge unsuru olarak gördüğü için Rusya’ya karşı herhangi bir savaşta destekleme  sözü verdi. Rusya bu arada Sırpları kullanarak Balkanlarda Osmanlı Devleti’ni zora sokmayı amaçladı. 1804’te başlayan Sırp İsyanı, artarak devam etti. Bu durumda Osmanlı Devleti, Fransa’nın dostluğuna güvenerek Rusya’ya savaş ilan etti (1806). Rusya’ya karşı başlatılan bu savaşta, uluslararası ilişkilerde denge stratejisinin tüm unsurlarının kullanılması, sıklıkla değişen ittifakların kurulması kayda değerdir.
İngiltere’nin Tutumu: Fransa’nın büyümesinden endişe eden İngiltere, Osmanlı- Fransız yakınlaşmasını çıkarlarına uygun görmediğinden, Osmanlı Devleti üzerine baskı kurmaya çalıştı. Eflâk ve Boğdan’ın Ruslara bırakılmasını, Çanakkale istihkâmlarının kendisine teslimini ve Fransa ile olan ilişkilerin kesilmesini istedi. Osmanlı
Devleti bu isteklere boyun eğmeyince İngiliz donanması, İstanbul önlerine kadar geldi.
İstanbul ve Çanakkale boğazlarına giremeyince, Mısır’ı almaya yöneldi. Bu çabasında da başarılı olamadı (1807). Rusya ve Fransa’nın Tilsit Anlaşması’na karşılık Osmanlı Devleti ile Kale-i Sultaniye Anlaşması’nı imzaladı.

Fransa’nın Tutumu:  1806’da başlayan Osmanlı- Rus Savaşı, İngiltere’nin müdahalesiyle Akdeniz’e sıçramıştı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Fransa, Osmanlı Devleti’ni Rusya ve İngiltere’ye karşı kullanmak istedi. Ne var ki Fransa, Rusya’nın İngiltere’ye yakınlaşmasını önlemek için müttefiki Osmanlı Devleti’ni feda etti. Rusya ile 1807 Tilsit Antlaşması’nı imzaladı. Bu antlaşma ile Fransa, Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki isteklerini kabul
etti.
Not: 1806’da başlayan Osmanlı- Rus Savaşı, 1812 yılına kadar devam etti. Savaşlar 1812 yılında imzalanan Bükreş Antlaşması’yla son buldu. Bükreş Antlaşması ile Rusya, Eflâk ve Boğdan’dan çekildi. Ancak, Besarabya Ruslar’a verildi. Ayrıca Sırplara bazı imtiyazlar tanındı.
XIX. Yüzyılda Avrupa Devletlerinin Osmanlı Devleti’ne Yönelik Politikaları
İngiltere:
a. Osmanlı Devleti’ni bir açık pazar ve hammade kaynağı olarak kullanmak istemiştir.
b. Merkezi Hindistan’da bulunan sömürge yolları üzerinde güçlü
bir Fransa veya Rusya yerine zayıf bir Osmanlı Devleti’nin bulunmasından yana olmuştur.
✔ İngiltere’nin geleneksel Osmanlı siyaseti “ne yıkılan ne gelişen bir Osmanlı Devleti’nin varlığı” ile çakışır. “Hasta adam” diye tabir edilen Osmanlı Devleti’ni bu yüzden Rusya’ya karşı, zaman zaman Fransa’ya karşı korumuş ve desteklemiştir. Ancak 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonra bu tutumunu değiştirmiştir. (1878 Kıbrıs, 1882 Mısır işgalleri gibi.)
Fransa:
a. Osmanlı azınlıkları arasında ulusçuluğu yaymaya çalışmıştır.
✔ Bununla amacı, ulusçu eylemlerin başladığı veya yaygınlaştığı yerlerde yeni çıkarlar elde etmektedir.
b. İngiltere’nin en büyük rakibi yüzyılın son çeyreğine kadar Fransa olmuştur. Fransa, İngiltere ile olan mücadelesinde ikinci plana düşmüş, sömürgeler elde etme politikasında İngiltere kadar başarılı olamamıştır.
Rusya:
a. Balkanlarda ulusçuluğu yaymaya çalışmıştır.
✔ Bunun için Panislavizmi (tüm Slavları birleştirme politikası) uygulamaya koymuştur.
b. Osmanlı Ortodokslarının resmi koruyuculuğunu üstlenerek Osmanlı içişlerine sürekli karışmıştır.
c. Boğazlar yoluyla sıcak denizlere inmek istemiştir.
✔ Bu hedefine ulaşmak için XIX. yüzyılda çok çabalamış, ancak başarılı olamamıştır.
d. Orta Asya’ya yayılarak Asya’nın en güçlü devleti olma politikasını sürdürmüştür.
Avusturya:
Rusya’nın çıkarlarını önlemek amacıyla Balkanları ele geçirmek istemiştir. Fransa’nın kıta Avrupa’sını ele geçirme politikasına da şiddetle karşı çıkmıştır.
Uyarı: XIX. Yüzyılın ikinci yarısında siyasal birliğini ve sanayileşme sürecini geç ama hızlı tamamlayan İtalya ve Almanya da Avrupa siyaset sahnesine katılmıştır. Almanya ve İtalya’nın varlığı Avrupadaki siyasi dengeyi değiştirmiştir. Bu iki devletin dünya sömürge alanlarının yeniden paylaşılmasını istemesi I. Dünya Savaşı’nın başlıca nedenini oluşturacaktır.
3.1.2 Değişen Şartlara Göre Avrupa Devletlerinin Osmanlı Politikaları
Viyana Kongresi (1815) Napolyon Savaşları yüzünden bozulan Avrupa siyasal dengesini yeniden kurmak amacıyla İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya biraraya gelerek bir ittifak daha oluşturdu. Orta Avrupa’da hiç bir gücün diğer bir gücü ezecek biçimde güçlenmesine izin vermemeyi temel ilke edinen bu ittifak, Avrupa’da diplomasi tarihini öncelikli kılan çaba içine girdi. Fransız İhtilali’nin Avrupa’ya yaydığı hürriyet, milliyet ve eşitlik ilkelerini gözardı eden bu ülkelerin temel amacı; rejimlerini korumak, Fransa’yı sınırları içinde hapsetmek ve Fransa’da yeniden mutlak krallığı getirmektir. Bu amaçla, Napolyon’un egemenliklerine son verdiği krallar, ülkelerine ve tahtlarına yeniden kavuşmaları için yapılan mücadelede başarılı oldular.
Viyana Kongresi sonucunda;
➢ Mutlak monarşilerin korunması ve milliyetçi ayaklanmaların desteklenmemesi, Fransız İhtilali’nin yaydığı fikirlerin engellenmesi kararlaştırılmıştır.
➢ Monarşik devletlerin istekleri doğrultusunda Avrupa siyasi haritası yeniden çizilmiştir.
Sınırlar çizilirken milliyet, din ve dil faktörleri dikkate alınmamış, bu nedenle Viyana Kongresi’nde arzulanan Avrupa’da barış ve istikrar sağlanamamıştır.
➢ Rusya “Şark Sorunu”nu ortaya atarak Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını önermiştir
➢ Fransa, İhtilal’den önceki sınırlarına çekilmiş, Napolyon’un siyasi varlığına son verdiği hükümet ve krallıklar yeniden kurulmuştur.
➢ Viyana Kongresi’nden (1815), Navarin Olayı’na (1827) kadar olan dönem bu yüzden Restorasyon Dönemi olarak adlandırılmıştır. Bu dönemin en ağırlıklı kişisi Avusturya Arşidükü Metternich olmuştur. Bu yüzden Denge Siyaseti, mimarından dolayı Metternic Sistemi olarak da adlandırılmıştır. Avrupa’yı yeniden kurma, düzenleme amacı taşıyan restorasyon döneminde monarşik büyük devletler Viyana Kongresi kararlarını uygulatmak ve mutlak krallıklarını devam ettirmek amacıyla aralarında ittifaklar kurmuşlardır.

XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti
➢ Varlığını korumak ve sürdürmek için değişik ittifak arayışlarına yönelmiştir. Avrupa devletlerinin çıkar çatışmaları bu arayışları kolaylaştırmıştır.
➢ Sanayi İnkılabının etkisiyle ekonomisi dışa bağımlı hale gelmiş, kapitülasyonların yaygınlaşmasıyla yerli mal üretimi gerilemiş, cari açığı büyütmüş, mali ve ekonomik alanda bağımsızlığını yitirmiştir.
➢ Ekonomisi tamamen dışa bağımlı hale getirilmiş, borç tuzağına girmiş, yarı-sömürge konumuna düşürülmüştür.
➢ Milliyetçilik hareketleriyle yoğun biçimde karşılaşmış, bu hareketleri önlemek amacıyla sosyal, idari ve askeri bir takım düzenlemeler yapmak zorunda kalmıştır.
➢ Fransız İhtilali’nin milliyetçilik fikri Avrupa topraklarının elden çıkmasına, Sanayi Devrimi’yle ortaya çıkan emperyalizm Kuzey Afrika ve Ortadoğu topraklarını kaybettirmesine etkide bulunmuştur.
➢ Toprak kayıpları had safhaya ulaşmıştır.
➢ Avrupa Devletleri’nin siyasal desteğine ihtiyaç duymuş, içişlerine karışılmasını önleme amacıyla Tanzimat ve Islahat Fermanları’nı ve daha sonra Meşrutiyeti ilan etmek zorunluluğunu duymuştur.
➢ Avrupa devletleri arasındaki rekabetten yararlanma politikasını devam ettirmiş, yüzyılın sonlarına doğru Almanya ile ilişkilerini yoğunlaştırmıştır.

SPONSOR REKLAMLAR

Osmanlı Denge Politikası ve Dış Politika Analizi
Osmanlı Devleti İngiltere ile;
➢ Fransa’nın Mısır’ı işgalinde,
➢ Mısır ve Boğazlar sorununun çözümünde
➢ Kırım Savaşı ve Paris Antlaşması’nda, birlikte hareket etmiştir.
Osmanlı Devleti Fransa ile;
➢ 1806 Osmanlı – Rus savaşlarının başlangıcında,
➢ Kırım Savaşı’nda,
➢ Paris Antlaşması’nda, birlikte hareket etmiştir.
Osmanlı Devleti Rusya ile;
➢ Fransa’nın Mısır’ı işgalinde
➢ Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı’nda birlikte hareket etmiştir.
Osmanlı Devleti’nin izlediği denge siyasetine rağmen yalnız kaldığı olaylar;
➢ Yunan isyanına bağlı olarak ortaya çıkan Navarin Olayı,
➢ 1877 – 78 Osmanlı – Rus Savaşı,
Osmanlı Devleti ile İngiltere;
➢ 1806 yılında Osmanlıların Fransa’ya yakınlaşması sonucu Boğazlar bölgesinde,
➢ Yunan isyanı sürecinde Navarin’de sıcak çatışmaya girişmişlerdir.
Fransa;
➢ 1798’de Mısır’ı işgal ederek, 1807 Tilsit Antlaşmasını Rusya ile yaparak,
➢ 1827’de Navarin’de Osmanlı donanmasının yakılma¬sına katılarak,
➢ Mısır sorununda Mısır Valisini Osmanlı Devleti’ne karşı destekleyerek,
➢ 1830’da Cezayir’i, 1881’de Tunus’u işgal ederek, Osmanlı Devleti’ni zora sokmuştur.

Leave a Reply