TIKLAYIN. Hafıza Teknikleriyle YKS YKS ..

11. Sınıf Tarih Dersi 2. Ünite Ders Notları

11. Sınıf Tarih Dersi 2. Ünite Ders Notları

SPONSOR REKLAMLAR ---

11. Sınıf Tarih Dersi 2. Ünite Kısa Özet bilgileri sayfamızda Değişim Çağında Avrupa Osmanlı Ünitesi ile ilgili botlar paylaşacağız. Öncelikle Neler Öğreneceğiz bir bakalım

ÜNİTE KONULARI


2.1.YENI ÇAĞ AVRUPASI’NDA MEYDANA GELEN GELİŞMELER
2.2. OSMANLI SOSYO-EKONOMİK YAPISINDA DEĞIŞİKLİKLER
2.3. OSMANLI DEVLETI’NDE ÇÖZÜLMEYE KARŞI ÖNLEMLER
YENİ ÇAĞ AVRUPASI’NDA MEYDANA GELEN GELİŞMELER

SPONSOR REKLAMLAR ---

Şimdi de bu Ünitede Neler Öğrenecekmişiz bakalım ki konulara ona göre göz atalım.

NELER ÖĞRENECEĞİZ

  • Rönesans ve reform hareketleri
  • Aydınlanma düşüncesi
  • Hümanizm, rasyonalizm, merkantilizm ve sekülerleşmenin Avrupa’da
    ortaya çıkışı
  • Ateşli silahların gelişmesi ve piyade sınıfının önem kazanması
  • Osmanlı Devleti’nin verdiği kapitülasyonların sürekli hâle getirilmesi
  • Osmanlı Devleti’nde vergi ve toprak sistemi (iltizam ve malikâne)
  • Celâli, Suhte ve Yeniçeri isyanları
  • Islahat layihaları (raporları) ile ekber ve erşed sistemi
  • Yeni gemi türlerinin yapılması
  • Lale Devri’nde getirilen yenilikler
  • Osmanlı Devleti’ne matbaanın gelişi
  • Yeni Çağ’da ilim ve irfan anlayışı

ORTA ÇAĞ AVRUPASININ ÖZELLİKLERİ
• Orta Çağ Avrupasında ; Roma Katolik Kilisesi, eğitim ve öğretimi tekeline aldığından bütün bilimsel gelişmeler kilisenin kontrolü altındaydı.
• Kilise, serbest düşünmenin önünde bir engel oluşturarak kendi ürettiği bilgiyi halka yaymış, bunun dışındakileri reddederek engellemişti
• Kilisenin felsefesine karşı çıkanlar aforoz edilerek dışlanmıştı
• Avrupa’da toplum iki sınıfa bölünmüştü: Dini kullanarak oluşturulan sosyo-ekonomik yapıda ruhban ve aristokratların oluşturduğu birinci sınıf insanlar ve yoksul halkın oluşturduğu ikinci sınıf insanlar.
• Aydınlanmayla birlikte yükselen burjuvazi, yeni ekonomik alanlar açmış ve toplumda bir orta sınıfın doğmasına neden olmuştu.
• Feodalite; siyasal ve askerî gücü elinde bulunduran, toprağın mülkiyetine veya imtiyazına sahip
olan bir senyörler (derebeyler) ile bu sınıfa bağımlı köleler sınıfının oluşturduğu idari düzendi
• Avrupa’da halk; soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler diye sınıflara ayrılmıştı
• Feodalite (derebeylik) XV. yüzyıldan itibaren yerini mutlak krallıklara bıraktı
• Dönüşümlerin yaşanmasında Coğrafi Keşifler, barutun ateşli silahlarda kullanılması, hümanizm (insancılık) ve sekülerleşme gibi gelişmeler etkili olmuştu
• Orta Çağ’da dış ticaret sınırlı olduğu için kapalı bir ekonomik politika izlenmiş ve halk sermaye birikimine sahip olamayarak fakirleşmiştir
Aforoz : Dinden Çıkarma
Enterdi: Toplu olarak dinden çıkarma
Endüljans : Af belgesi
Engizisyon : Kiliseye ait mahkemeler
Burjuva: Şehirlerde yaşayan tüccar orta sınıf
Hümanizm : İnsan ve doğa sevgisini esas alan felsefe

RÖNESANS
• XV. yüzyıldan itibaren İtalya’da ve daha sonra diğer Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle
ortaya çıkan, İlk Çağ’ın klasik kültür ve sanatına dayanan bilim ve sanat akımıdır
• din temelli baskıcı düşünceye bir başkaldırıdır
• Rönesans, daha çok edebiyat ve güzel sanatlar alanında görülen yenilik ve gelişme hareketidir
Nedenleri
• Matbaanın kullanılması ve okuma oranının artmasıyla doğru bilginin ulaşılabilir hale gelmesi
• Mesen sınıfı adıyla anılan sınıf sanat ve edebiyatla ilgilenerek başlamasında etkili olması
• Kilisenin baskıcı tutumu ve halkın kiliseye güveninin azalması
• Skolastik düşüncenin baskısına karşı çıkan aydınların yetişmesi
• Hümanist düşüncenin yayılması

Sonuçları
• Özgür düşüncenin temeli atıldı
• Skolastik düşünce terk edildi
• Pozitif düşünce bu sayede ortaya çıktı
• Reform hareketlerinin başlamasına zemin hazırladı
• Daha çok Avrupa’da etkili oldu Osmanlı Devleti ise Rönesans’tan fazla etkilenmedi
• Akılcı düşünce öne çıktı
• Birçok sanatçı, edebiyatçı ve bilim adamı yetişti

SPONSOR REKLAMLAR ---

REFORM
• Yeniden düzenleme anlamına gelen reform, Yeni Çağ başlarında Avrupa’da meydana gelen dinî düzenlemeleri ifade etmektedir
• ilk olarak Almanya’da başlayan reform İngiltere, Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerine de yayılmıştır.
• Reformu başlatan kişi Katolik Kilisesi’ni eleştiren fikirleriyle öne çıkan Alman din adamı Martin Luther’dir

Nedenleri
• Matbaanın geliştirilmesi ve İncilin Avrupa dillerine çevrilmesi
• Katolik mezhebindeki bozulmalar
• Kilisenin halkı kendi zenginliği için yanlış yönlendirdiğinin görülmesi
• Rönesans dönemi düşünürlerinin halkı etkilemesi
• Kilisenin zenginliğine karşı halktaki fakirliğin tepkilere neden olması
• Endüljans, aforoz, enterdi, engizisyon, günah çıkarma gibi güç unsurlarıyla halkın mallarına el koyulması
• Kiliseye güvenin azalması

Reformun Sonuçları
• Eğitim, kilisenin etkisinden çıkartılarak laikleştirildi.
• Bilimsel çalışmalar hız kazandı.
• Hristiyanlıkta; Protestanlık, Kalvenizm, Anglikanizm gibi yeni mezhepler doğdu
• Avrupa’daki mezhep birliği bozuldu.
• Kilisenin mal varlığına büyük ölçüde el konuldu
• Katolik Kilisesi’ne ve din adamlarına olan saygı azaldı.
• Katolik Kilisesi kendini yeniden düzenledi
• Reform taraftarlarıyla karşıtları arasında uzun yıllar süren savaşlara neden oldu.
• Protestanlık XVI. yüzyıl reform hareketine dayanan ve farklı kiliselerden oluşan Hristiyanlık
anlayışı olarak yayılmaya başlardı

NOT :”Rasyonalizm, (akılcılık) gerçeklerle ilgisi kopmuş birtakım dogmatik düşünce kalıplarının içine hapsolmadan, sorunlara akla, mantığa ve gerçeğe uygun çözümler aramak demektir. Rasyonel düşünce zamanla eğitim alanında da kendini göstermişti. Rasyonel düşüncenin ortaya çıkardığı felsefelerden birisi de pozitivizmdir. Pozitivizm, aydınlanmanın temel düşüncesi olan bireysel aklın, doğanın kontrolünün, modernitenin, egemenlik ve hukukun temellerini oluşturmuştur

NEWTONCU FİZİK VE BİLİM DEVRİMİ
• Newton, ışığın özellikleri üstüne yaptığı araştırmalarla gelişmiş bir teleskop icat etti. Yer çekimi kanunu üzerine çalışma yaparken yüksek matematiğintemeli olan kalkülüs formülü buldu.
• Newton, çağdaş anlamda bilimi kuran ve bilimsel düşünüşün en gelişmiş örneğini ortaya koyan bir bilim insanıydı. Evrensel çekim yasasını bulmanın ötesinde bilim ve felsefe arasındaki ilişkiyi
de bugünün bakış açısıyla belirledi.

SEKÜLERLEŞME VE AVRUPADA ETKİSİ
• Sekülerizm, dinî olanın karşıtı anlamına gelmektedir
• Protestan ülkelerde ortaya çıkan bir düşüncedir
• Katolikliğe bir tepki olarak doğan Protestan söylem, beraberinde sekülerleşmeyi getirmiştir
• Sekülerizmde insan aklının dinî bağlardan ayrılması ve dinin bir vicdan meselesi hâline getirilmesi istenmiştir.
• Sekülerizmle din, kamu hayatından giderek ayrıştırılmış, kişiye özel hâle getirilerek manevi dünyanın inşasına kaydırılmıştır.
• Avrupa’da egemenlik kavramı ve bağımsızlık önem kazanmaya başladı
• Dinin devletler arasında farklı algılanması sonucunda Avrupa’da Otuz Yıl Savaşları yaşanması Sekülerleşmeyi hızlandırdı
• devletler arasındaki ilişkiler sekülerleşmeye başladı
• Kilisenin sahip olduğu bütün güçlere sınırlandırma getirildi
• Ulusal krallıklar ve ulus devletler ortaya çıktı
Not: Westphalia Barışı, Avrupa’yı dinî ve siyasi anlamda denge sistemine dayandırmak amacıyla yapılan ilk konferanstır.

MERKANTİLİZM VE BURJUVA SINIFI
• Merkantilizm, bir ülkenin zenginliğini, sahip olduğu altın ve gümüş gibi değerlere bağlayan, bu madenlerin dış pazarda satımını arttıran iç pazarda satımını engelleyen ekonomik doktrindir
• bir milletin ekonomik gücünü ve zenginliğini en üst düzeye çıkarmak amacını güden ekonomi modeli”dir
• Merkantilist anlayış, Coğrafi Keşifler sonrasında Avrupa’da ortaya çıkmıştır
• sömürgecilik yarışına girmelerinde merkantilist anlayış ön plandadır
• Feodal sistemin çöküşüyle özerkliği elinde bulunduran şehirlerde yaşayan burjuva sınıfı, zenginleşerek yönetimde ve ticarette söz sahibi olmuştur

SPONSOR REKLAMLAR ---

AVRUPADA KIRDAN KENTE GÖÇ
XVI ve XVII. yüzyılda İngiltere ve İspanya’da ortaya çıkan veba gibi bulaşıcı salgın hastalıklar nüfusun azalmasına neden olmuştur. Kentlere göçün sebepleri şunlardır :
• Ölüm oranlarının Batı Avrupa’dan başlayarak Doğu Avrupa’ya doğru azalması nüfus artış oranlarının da yükselmesi
• Merkantilist ekonominin ticareti ön plana çıkarması
• Kentlerde köle nüfusundaki artış
• Teknolojik gelişmeler ile Tarımda insan gücüne olan ihtiyacın azalması
• Kırsalda yaşayan insanların işsiz kalınca kentlere göç etmek zorunda kalması
Not : Kentlerdeki nüfus artışı Sanayi İnkılabı’nın kaynağını oluşturdu

ASKERÎ VE TEKNOLOJİK ETKENLER
• XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ateşli silahların etkin bir şekilde kullanılmaya başlanması Avrupa’da Askerî Devrim’in başlangıcı oldu
• Orta Çağ kale surları aşılabilir hâle geldi. Bu olay feodaliteyi zayıflattı
• hafif silahlı piyadeler ön plana çıktı
• piyadeler savaşların sonucunu belirlemeye başladı.
• Kaleleri daha güçlü savunmak, çapraz ateş gücünü sağlamak için yıldız şeklinde inşa edildi
• Zamanla Eski model tüfeklerin yerini önce fitilli sonra da çakmaklı tüfekler aldı.
• ordularda tüfekli piyade asker sayısı arttı
• Sömürgecilik çağının yaşanmasında Batı’nın askerî gücü etkili oldu
• Okyanus şartlarına uyarlanan carrackın (karak) yanı sıra caravel (karavel) denilen başka modelde gemiler uzak yolculuklara uygun hâle getirildi.
• XVI. yüzyılın ikinci yarısında devletlerin deniz gücünü oluşturmak için iki yolu vardı. Birincisi, kendi filosunu güçlendirmek, ikincisi ticaret gemilerini kullanmaktı
• Kalyonların geniş kargo kapasitesi ve seyir gücünün yüksek olması deniz savaşlarına ve ticarete yeni usulleri de beraberinde getirdi.

XVII VE XVIII. YÜZYILLARDA AVRUPA’DA DÜŞÜNCE ALANINDA DEĞİŞİMLER

Copernicus (1473-1543)
• Antik ve Orta Çağ ilminin evrenle ilgili yaklaşımlarının yanlış olduğunu iddia eden Polonyalı din
adamı, matematikçi ve astronom Kopernik, Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğü tezinin öncülüğünü yapmıştır.
• Kendinden sonra gelen Kepler ve Galileo için esin kaynağı olmuştur
• Kopernik, evrenin Güneş merkezli olduğunu ve Dünya’nın döndüğünü bilimsel temellere oturtmuştur

Thomas More (1478-1535)
• Ona göre Toplumsal karışıklıkların temelinde eski feodal toprak düzeninin bozuluşu bulunmaktadır.
• Ütopya adlı eserinde özel mülkiyetin bulunmadığı toplumsal bir düzen tasarlayan More koyu bir Katolik Hristiyan olarak bu görüşünü dine dayandırmaktaydı.
• Eserinde Herkese imkân eşitliği tanınacak ve sınıfsız bir toplum düzeni oluşacaktı
• Ona göre yönetici, seçimle işbaşına gelmeli ve görevini kötüye kullanmadığı sürece işbaşında kalmalıdır. Savaş gerektiğinde savunma amaçlı yapılmalıdır
• Kadın erkek eşitliği, çalışma saatlerinin sınırlandırılması, temel eğitimin genel, parasız ve zorunlu olması, sağlık hizmetlerinin devletçe yerine getirilmesi, yaşlıların ve düşkünlerin devletçe gözetilmesi gibi görüşlerin öncüsü sayılır

SPONSOR REKLAMLAR ---

Machiavelli (1469-1527)
• Machiavelli tek çıkar yol olarak hiçbir etik kurala bağlı olmayan ve sınırsız güç sahibi bir devlet yapısının yaşama geçirilmesini öne sürdü
• Machiavelli’ye göre hükümdar kendisini erdemli bir kişi olarak tanıtmalıdır ama gerektiğinde hiç de öyle davranmamalıdır
• Machiavelli’ye göre devletler arası ilişkilerde devlet, amacına ulaşmak için her yolu deneyerek
sınırları içinde ve dışında güç kullanmalı ve hukuk dışı kurallara başvurmalıdır
• Eserinin adı “Hükümdar (Prens)”

Jean Jacques Rousseau (1712-1778)
• Rousseau “Toplum Sözleşmesi” adlı eserinde toplum düzeninin sözleşmelere dayandığını vurgulamakta ve devleti yüceltmektedir
• Kuvvetler ayrılığı ilkesini reddeder
• Rousseau, çoğunluğun iktidarından yanadır.

Immanuel Kant (1724-1804)
• Rousseu’nun Toplum Sözleşmesi eserinden etkilenerek yazdığı ve doğrudan siyaset
konusunu işlediği “Sürekli Barış Projesi” adlı eserinde toplum sözleşmesini dönüştürerek ele alır.
• Kant’a göre doğa, insanları amaçlarına doğru götürürken evrenselleştirir.
• Temsilî sistem ve güçler ayrılığını işleyen cumhuriyetçi biçimi savunur
• Orta sınıfı savunur ve onları gerçek yurttaş olarak kabul eder

OSMANLI SOSYO-EKONOMİK YAPISINDA DEĞİŞİKLİKLER

EKONOMİNİN BOZULMASININ NEDENLERİ VE ALINAN TEDBİRLER
• Avrupadaki Merkantilist ekonomi, bol miktarda gümüş paranın kullanımı, gümüşün bolluğu fiyatların yükselmesine ve gelirin düşmesine neden oldu. Bu gelişmeler Osmanlı ekonomisinde paraya değer kaybettirdi ve enflasyonun yaşanmasına neden oldu
• Osmanlı para birimi akçedeki gümüş miktarının azalması enflasyona neden oldu.
• İlk etkili enflasyon 1593’te oldu ve bir akçedeki gümüş miktarı yarı yarıya indirildi ama maaşlar, aynı akçe miktarıyla ödendi.
• Gelişen savaş teknolojisi beraberinde devlete büyük bir ekonomik yük getirdi
• Ticaret yollarının değişmesi nedeniyle Osmanlı şehirleri ve ekonomisi büyük zarar gördü
• iç İsyanlar geleneksel idari ve mali yapıda büyük zararlara yol açtı.
• Darphanede çeşitli miktarda ve oranlarda sikkeler bastırıldı. Saraya ait altın ve gümüş içeren değerli eşyalar da darphanede eritilerek paraya çevrildi
• Devlet, savaşın yol açtığı kıtlık ve enflasyonu engellemek için geleneksel fiyat düzenlemesi olarak bilinen narh sistemine uygun olarak fiyatların kontrolünü sağladı.
• Kapitülasyonlar Sultan I. Mahmut Dönemi’nde sürekli hâle getirildi

SPONSOR REKLAMLAR ---

ASKERÎ DEVRİM VE ATEŞLİ SİLAHLARIN GELİŞİMİ VE OSMANLI ORDUSUNUN FİNANSI İÇİN ALINAN TEDBİRLER
• Çin’de bir silah olarak ortaya çıkmadan önce barut, yanıcı ve gürültü çıkarıcı olarak uzun zamandan beri çeşitli amaçlarla kullanıldı.
• Barutun ateşli silahlarda kullanılması örneği XIV. yüzyılda Avrupa’da görüldü ve askeri devrim olarak kabul edildi
• Savaşlar büyük ölçüde savunmaya dayalı hâle geldi
• Piyade sınıfı önem kazandı
• Yeni teşkil edilen ordular çok daha iyi disipline edildi
• Bu gelişim Avrupa devletlerinin birçoğunun finansal ve askerî yapılarında da köklü değişiklikler meydana getirdi
• Tımar sisteminin bozulmaya başlamasıyla asker sayısında azalmalar yaşandı
• Tüfek kullanan piyade ihtiyacının artışıyla yeniçeri sayısı arttırıldı
• Bunun yanında sekban, sarıca ve levent gibi ücretli asker alımları arttırıldı.
• Ordunun masrafları için İltizam ve malikâne sistemine geçilerek toprak düzeninde özelleştirmelere gidildi.
• Osmanlı ordusu Avrupa’nın disiplinli ve donanımlı orduları karşısında etkisiz kalmaya başladı
• Kapı Kulu Ocaklarına kanunların dışında askerî alımların yapılması bu ocaklara bağlı asker sayısında artışa neden oldu
• Bu artış devlet hazinesine büyük yük getirdi
• Sekban ve sarıcalar, kapı kulları gibi ulûfe ile hizmet ediyorlardı ve maaşları ise vilayet beyleri tarafından ödenmeye başlandı.
• Celali İsyanlarının bastırılmasında sekban, sarıca adıyla anılan levent birlikleri görev aldı
• Sekban ve sarıca askerleri Anadolu halkından alınmakta olup daha önceleri levent adını taşıyan kişilerden oluşuyordu

XVII VE XVIII. YÜZYILLARDA OSMANLI SAVAŞ EKONOMİSİ
• Olumsuz ekonomik koşullar Osmanlı maliyesine önemli bir yük getirmiş, devlet gelirlerinin büyük bir kısmının nakit üzerinden hazinede toplanması gerekliliğini doğurmuştur. Bu nedenlerden ötürü tımar sisteminin çözülmesi de kaçınılmaz olmuştur
• Mal ve ürün vergilerinin nakit alınması veya nakde çevirerek merkezî hazineye yollanması ve oradan da orduya maaş şeklinde ödenmesi mecburiyeti iltizam sistemini ön plana çıkarmıştır.
• İltizam sisteminde devlet, açık arttırma usulüyle fiyatını belirlediği iltizam bedelinin bir kısmını peşin olarak talep ederdi. Peşin para yatırarak iltizamı alan mültezimlerin, önemli bir kısmı askerî sınıftan gelenlerden oluşurken bu şahısların yerini zamanla zengin tüccarlar ve tefeciler almaya başladı.
• İltizamı alan şahıslara mültezim denilirdi.
• İltizam sisteminin hızla yaygınlaşmasının ana nedeni, devletin artan masraflarını karşılamak üzere mevcut vergi ve gelirlerin (para olmayan) hızla nakit paraya dönüştürme zorunluluğuydu.
• İltizam sistemi ile bütçe açıkları kapatılmış, masraflar da azaltılmıştı.
• Müsadere (el koyma), yeni vergilerin alınması ve mevcut vergi oranlarının artırılması, para tağşişi (paranın içerisine başka ucuz madenler katma) gibi uygulamalara gidildi.
• XVII. yüzyıl sonunda malikâne sistemini uygulamaya başladı
• 1695 yılında “malikâne usulü” olarak adlandırılan sistem defterdarlık tarafından ilan edilen bir fermanla yürürlüğe girmiştir.
• Sistemin amacı sürekli değişen mültezimlerin fazla kâr sağlama amacıyla tahrip ettikleri vergi kaynaklarını yeniden canlandırarak sürekli hâle getirmek ve değişmez bir mültezime bırakmaktır
• Mukataa toprakları hızla malikâne mukataasına çevrildi.
• Malikâne sahiplerinin önemli bir kısmı İstanbul’da kalmaya ve mukataaları yasa dışı yollarla iltizama vermeye başlayınca sistem bozuldu
• Malikâne sistemi 1840’ta resmen kaldırıldı
• İç borçlanma demek olan Esham sistemine geçildi
• Merkezî otoritede zayıflama yaşandı. Bu zayıflamayla birlikte Ayan ve Eşraf denen mahallî aktörlerin ön plana çıkmaya başladı

OSMANLI DEVLETİ’NDE ÇÖZÜLMEYE KARŞI ÖNLEMLER

CELÂLİ İSYANLARI
• Celâli İsyanları, Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde başlamıştır. Bu isyanların, Celâli İsyanları olarak adlandırılması Tokat ve çevresinde isyan eden Bozoklu Celâl’den gelmektedir

NEDENLERİ :
• Uzun süren Osmanlı-Avusturya ve Osmanlı İran savaşlarının gelirleri azaltması
• Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin zayıflaması
• Tımar sisteminin bozulması
• Vergilerin yükseltilmesi
• İltizam sistemiyle istenilen sonuca ulaşılamaması
• Eski askerlerin eşkıyalık faaliyetlerine yönelmesi

SPONSOR REKLAMLAR ---

SONUÇLARI :
• İsyanların bastırılmasında şiddet ve baskı uygulandığı için sağlanan huzur uzun ömürlü olmamıştır.
• Sosyal açıdan bakıldığında Anadolu’da birçok insan hayatını kaybetmiş, köyler boşalmıştır.
• Halkın can ve mal güvenliği isyanlar boyunca tehlike altına girmiştir.
• İsyanlardan dolayı tarımsal ve hayvansal üretim düşmüş, işsizlik artmıştır.
• Köylerden şehirlere yapılan göçler sebebiyle kırsal nüfus azalmıştır.
• Göç, şehir hayatında yeni sorunları doğurmuştur.
• Ekonomik açıdan ise vergilerin düzenli toplanamayışı Osmanlı ekonomisini zayıflatmıştır.

YENİÇERİ İSYANLARI (İSTANBUL İSYANLARI)
• XVII. yüzyılda İstanbul’da çıkan isyanlar genel olarak yeniçeriler tarafından çıkarılan isyanlardı.
• Yeniçeri Ocağının bozulmaya başlaması, III. Murat Dönemi’nde başladı

Yeniçeri Ocağının bozulma Nedenleri
• Yeniçeriler arasında evli olanların sayısının artması
• Askerlik dışında ticaret ve esnaflık gibi işlere yönelmeleri
• Vezir-i âzama hatta padişahlara baskı kurarak istediklerini yerine getirmeye başlayıp saraydaki çeşitli gruplar arasındaki iktidar mücadelesine alet olmaları
• Yeniçeri Ocağı kanunnamelerinin yerini yeni geleneklerin alması
• “Ocak devlet içindir.” Anlayışının yerini “Devlet ocak içindir.” Anlayışının alması
• XVII. yüzyıldan itibaren devşirme sistemin terk edilmesi
• Yeniçeri Ocağının saraya karşı ulemanın yanında yer alması
• Yenilikleri reddeden bir yapı hâline dönüşmesi

İsyanların Sebep ve Sonuçları
• Maaşlarındaki gümüş oranın düşürülmesi
• Culüs bahşişi alamamaları
• Bazı devlet adamlarının kışkırtmaları gibi nedenlerle ayaklanmışlardır.
• II. Osman’ın Lehistan seferi sırasındaki disiplinsizlikleri nedeniyle ocağın kaldırılmak istenmesi II. Osman’ı şehit etmelerine neden olmuştur.
• Devletin merkezi otoritesi sarsılmıştır

SUHTE İSYANLARI
• Medreseli İsyanları olarak da anılan Suhte İsyanları, XVI. yüzyılda Anadolu ve Rumeli’de halk
arasında sosyal gerginliğin bulunduğu bir dönemde cereyan etmiştir.
• Medreseli suhteler, iş bulamamaktan ve geçim sıkıntısından birçok olaya karışmış ve isyan etmiştir.
• 1550’li yıllarda başlayan Suhte İsyanları 1559’da daha da artmıştır.
• Osmanlı Devleti bu isyanları bastırmak için halk arasından muhafaza birlikleri oluşturmuştur
• XVI. yüzyılda Sadrazam Kuyucu Murat Paşa’nın müdahalesi sayesinde Suhte İsyanları etkisini yitirmiştir

SPONSOR REKLAMLAR ---

SONUÇLARI
• Medrese eğitimini ve öğretimini aksatmış ve geriletmiştir.
• Hem iyi hoca yetişmemiş hem de iyi âlim olmanın arzusunu taşıyan talebe sayısı azalmıştır.
• Talebeler çalışmadan, bilmeden, kolayından icazet almış; hak etmeden mevki ve vazife alma peşinde koşmuşlardır.

OSMANLI DEVLETİ’NDE EKBER VE ERŞED SİSTEMİ
• Ahmet Dönemi’nde (1603-1617) bu sisteme son verilerek Ekber ve Erşed Sistemi’ne geçildi.
• Veraset sisteminde yapılan bir değişikliktir
• hanedanın en büyük (ekber) ve en olgun (erşed) üyesi padişah olacaktı
• Ekber ve Erşed Sistemiyle şehzadelerin sancağa çıkma usulü sona ermiştir
• Kafes usulüne geçilerek saraydan dışarı çıkamamışlardır
• Şehzadelerin ülke yönetiminde bilgi ve tecrübe kazanmalarını engellemiştir
• Padişah olunca devlet adamları ve saray kadınlarının etkisi altında kalmışlardır
• Olumlu yanı ise taht kavgalarını azaltmasıdır

OSMANLI DEVLETİ’NDE LAYİHALAR
• Layiha, Osmanlı Devleti bürokrasisinde taslak veya rapor türü belgelere verilen addır.
• Devlet düzeninde açığa çıkan olumsuzlukların giderilmesi için tavsiye niteliğindeki görüş metinleridir.
• Koçi Bey , Kâtip Çelebi, Ayni Ali Efendi ve diğer devlet adamlarına raporlar (risale-layiha) hazırlatıldı.
• Raporların içerikleri dikkate alınarak bu gidişata son vermek ve Osmanlı Devleti’ni tekrar eski gücüne ulaştırmak amacıyla II. Osman ve IV. Murat gibi hükümdarlar ile Tarhuncu Ahmet ve Köprülüler gibi sadrazamlar döneminde ıslahat yapıldı
Layihalar, Osmanlı yönetimindeki aksaklıkların nedenini askerî, sosyal ve ekonomik alanlarda sarsılmalara bağlanmaktaydı.
• Toplumsal sorunlar, gelişmelerin dinamik bir parçası olarak görülemediğinden statik kalıplar içerisinde değerlendirildi
• Yapılan ıslahatlarda toplumsal düzen geri planda kalmıştır.
• Layihalarda Osmanlı kadim düzenine dönme düşüncesi ön plandadır.
• Osmanlı düzeninin mükemmelliğine olan inançtan dolayı değişiklikler sapma olarak yorumlanmıştır

LALE DEVRİ’NDEKİ YENİLİKLERİN SOSYAL HAYATA ETKİLERİ
• Lale Devri, 1718’de imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730’da Patrona Halil İsyanı ile sona eren dönemdir
• Osmanlı padişahı III. Ahmet ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlık dönemini kapsayan zevk, eğlence, barış, yenileşme ve sivil reformların görüldüğü dönemdir
• İlk defa Yahya Kemal Beyatlı bu devir için “Lale Devri” tabirini kullanmıştır
• Osmanlı askerlik tarihinde ilk defa savaştan çok barışı korumak amacıyla Avrupa siyasetiyle yakından ilgilendi.
• Damat İbrahim Paşa, Avrupa’yı tanımanın Osmanlı dış politikası ve ticareti için önemli olduğuna inanan ve fiilen adımları atan ilk sadrazamdır
• Avrupaya ilk defa geçici elçiler gönderildi (Paris, Viyana, Varşova, Lehistan ve Rusya’ya)
• Avrupa ilk defa örnek alınmaya başladı
• Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Paris elçiliğinin ardından saraya sunduğu raporla Osmanlı Devleti’nde Batılılaşma hareketleri fiilen başladı (Sefaretname)
• Birçok güzide mimari eserler inşa edildi.
• Bu devir Osmanlı düşünce uyanışının başlangıcıydı.
• Çelebi Mehmet Efendi’nin oğlu Mehmet Said Efendi ve İbrahim Müteferrika’nın gayretleriyle 1727’de İstanbul’da ilk devlet matbaası kuruldu.
• Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, yangınlara karşı 1720’de Tulumbacı Ocağı’nı kurdurdu
• Yalovada kağıt fabrikası kuruldu
• İstanbul’da Çini ve kumaş fabrikaları kuruldu
• Mimari süsleme sanatında Barok ve Rokoko tarzı kullanıldı
• Tercüme heyeti kuruldu ve öncelikle Fransızca eserler Türkçeye çevrildi
• İlk Karantina uygulaması yapıldı
• İlk çiçek aşısı uygulandı
• Divan yerine Koltuk ve iskemle kullanılmaya başlandı
• Zengin kesim ressamlara portrelerini çizdirdi

MATBAANIN GELİŞTİRİLMESİ VE OSMANLIYA GELİŞİ
• İlk Kağıt ve Matbaayı Çin uygarlığı yaptı
• Almanya’nın Mainz (Meynz) kentinde Johann Gutenberg (Yohen Gutınberg) hareketli harflerle baskı tekniğini 1440’lı yılların sonuna doğru buldu
• 1452- 1455 yılları arasında hareketli harflerle iki ciltlik İncil basıldı
• İstanbul’da ilk Rum matbaası Hristiyan kiliseleri arasındaki mücadelenin bir aracı olarak kurulmuş ve matbaacılık faaliyetine Londra’da başlayan Rum rahibi Nicodemus Metaxas (Nikodmus Metakıs) tarafından 1627’de açılmıştı.
• Beyoğlu’nda faaliyete geçen bu matbaanın bastığı ilk eser “Museviler Aleyhine Bir Risale” adlı eserdi.
• İbrahim Müteferrika matbaanın önemini anlatmak için kitap basımının faydalarını içeren “Vesîletü’t Tıbâa’yı” hazırlayarak sadrazama sunmuştur.
• İbrahim Müteferrika ile Mehmet Said Efendi’ye, III. Ahmet’in fermanı ve şeyhülislamın fetvası ile ilk Türk matbaasını kurma izni verildi
• İlk Türk matbaasını İbrahim Müteferrika kurdu ayrıca bu matbaada bastığı birçok kitabın yazarlığını ve düzenlemesini de yaptı
• Matbaada, ilk kitap 1729 yılının başlarında basıldı. Basılan eser, kaynaklarda “Vankulu Lugatı” adıyla geçen “Sıhahul Cevheri” tercümesiydi

OSMANLI İLİM VE İRFAN GELENEĞİNDE YENİLİK ARAYIŞLARI

SPONSOR REKLAMLAR ---

KÂTİP ÇELEBİ
• Kâtip Çelebi 1609- 1657 yılları arası yaşamış, XVIII. yüzyıl Türk bilim dünyasının pozitif ve hür düşünceyi savunan ismidir.
• Bilimsel çalışmalarıyla Türk tarihinde ve Batıda ilgi uyandırmıştır.
• Asıl ismi Mustafa olan Kâtip Çelebi hacca gittiği için “Hacı Halife Kalfa” olarak tanınmıştır
• “Düstûrü’lAmel” adlı risalesinde devlet düzenine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
• Özellikle Yunanlıların coğrafya konusundaki bilgileriyle İslam yazarlarının bilgilerin kıyaslayıp “Cihannüma’’ adlı eserini hazırlamıştır.
• İlimde taassubun (bağnazlık) sakıncalarından bahsederek ilim hayatında ret ve inkâr yoluna gitmeden ve taassuba düşmeden her kaynaktan tahliller yaparak yararlı olanın kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

EVLİYA ÇELEBİ
• Evliya Çelebi 1611- 1685 yılları arasında yaşamış Türk tarihinin en önemli seyyahlarındandır
• Hayatı hakkında bilinenler seyahat hatıralarını topladığı on ciltlik muazzam eserine dayanır
• Eserinin adı Seyahatnamedir
• Seyahatname isimli eserinde “Rum, Arap, Acem, İsveç, Leh ve Çek’te 7 iklim, 18 padişahlık yerini 51 yıl boyunca gezip dolaştığını” anlatmıştır
• Evliya Çelebi, Seyahatname’yi 1630-1681 tarihleri arasında yazdı

NAİMA EFENDİ
• Naima Osmanlı Devleti’nin ilk resmî tarihçisi, vakanüvisidir.
• 1655-1716 yılları arasında yaşadı Asıl ismi Mustafa’dır.
• Naima mahlasıdır.
• Naima Tarihi isimli eseri, içerik itibariyle olayları kronolojik bir sıra içerisinde nakleder
• Eserde bin dört yüz başlık yer almaktadır.
• Eserde gelecekte olabilecek olayların kurgusu vardır.
• Olayların perde arkasını sağlıklı bir şekilde neden sonuç ilişkisi içinde vermiştir
• Ona göre devlet için en zararlı şey, uzun savaşlar ve devlet adamlarının aralarındaki görüş ayrılığıdır.
• Naima’ya göre her türlü sosyal değişmeye ön ayak olan; iradeli, zeki, akıllı ve parlak bir dehaya sahip olan büyük adamların yetiştirilmesi için gerekli özen gösterilmelidir

YANYALI ESAD EFENDİ
• Devrin bilginleri tarafından Esad Hoca, Esad Efendi olarak anılmıştır.
• Yunanistan’ın Yanya şehrinde doğduğu için eserlerinde “Yanyavi’’ mahlasını kullanan
• Esad Efendi 1731’de vefat etmiştir
• Mantık, felsefe, kelam, matematik, astronomi ve Öklid geometrisi alanlarında dersler aldı.
• Müderrislik ve kadılık görevlerinde bulundu
• III. Ahmet’in Topkapı Sarayı’nda kurduğu kütüphanede vazifelendirildi.
• Lale Devri’nin en önemli ilim ve fikir adamlarından biridir.
• Devrinin âlimleri kendisine “Muallim-i Salis (Üçüncü Öğretmen)” unvanını verdi
• Aristo’nun “Fizika’’ eserini İoannis Kottinius’un (Ayenis Kottinus) yorumunu esas alarak Arapçaya çevirmiştir
• Esad Efendi’ye göre insanın sahip olduğu yetenekler eğitim ve öğretimle geliştirilip disipline edilince o insan günlük hayatta, bilim ve sanatta daha başarılı olur

Leave a Reply